Mine Kılıç’ın en sık duyduğu söz: Keşke iyi biri olsanız!

Kefaret dizisinde kilit rollerden biri olan Arzu’yu canlandıran Mine Kılıç, sokakta insanlardan aldığı tepkileri anlattı. “Zeynep’i üzmeyin” diyorlar, “Biz sizi de sevdik, keşke iyi biri olsanız” en sık duyduğum yorum.

17 Nisan 2021 Cumartesi, 16:04
Abone Ol google-news

- Mersinlisiniz, çocukluğunuz orada mı geçti? İstanbul’a geliş öykünüzü dinleyelim...

Liseyi mersinde okuyup okul için İstanbul’a geldim. 17 yaşından bu yana İstanbul’da yaşıyorum. Yabancı dildi okulda bölümüm ama yapmak istediğim şeyin o olmadığını anladığımda vazgeçip, rotayı değiştirip oyunculuk eğitimime başladım. 

- Oyunculuk çocukluk hayaliniz miydi? Sizi kimler yönlendirdi, oyuncu olmanızda etkili olan birileri var mı, kimler onlar?

Çocukluk hayalim değildi çocukluk hayallerim hiç mesleki hayaller olmadı benim. Ben haber spikerliği eğitimi alırken okulun oyunculuk bölümündeki hocaların gözüne çarptım ve “senin malzemen oyunculuğa yatkın” diyerek bu alana yönlendirdiler. Sonrasında 4 yıl kadar süren bir eğitim aldım ve profesyonel hayata ilk adımımla başladı bu yolculuk. 

NEDEN SONUÇ İLİŞKİSİ

- Kefaret’te canlandırdığınız Arzu Kendir kilit rollerden biri. Karakterini zor geçen çocukluğu şekillendirmiş. Rolünüze çalışırken ne düşünüyorsunuz? Rolünüzle birlikte insanlara bakışınız değişti mi? Yoksa zaten empati duygunuz yüksek midir?

Arzu zor bir karakter, çok yönlü ve tahmin edilebilirliği kolay olmayan. Getirilen metnin en temelinde yatan nedenlere derinlemesine inmeye çalıştım. “Ne yaptı, nasıl yaptı ve en çok da neden yaptı?” diye ele aldım. Rolün gerçekçiliği, yarattığınız karakterin güçlü taraflarının yanında zaaflarını da, kötülüğü kadar iyiliğini de, tutkusuyla birlikte zayıflığını da analiz edip görebilmek ve gösterebilmekle ilgili. Yaşamın kendi de, insan da öyledir ya zaten. Salt bir şey değildir iç içedir, grifttir. Aksi takdirde karikatürize kötülerden öteye gitmiyor rol. Metinde yazmayan neden sonuç ilişkilerinin peşine düşerek çalıştım. O yüzden çok kötü bir karakter olsa da seveni de çok Arzu’nun. Çünkü gerçekçi geldi izleyiciye, empati kurdular. Tüm bunları ele alırken tabii ki bir kez daha gözden geçiriyorsunuz hayatı ve insanı ve tabii bakış açınız da esniyor genişliyor. Bu vesileyle mesleğimin en tatmin edici yönlerinden biri de bu benim için.

- Annelikle ilgili neler düşündünüz? Ben olsam ne yapardım diye aklınızdan geçti mi?

Ben olsam ne yapardım sorusu bana gerçekçi bir cevabı sorgulayan bir soru gibi gelmez. Kalbinle, ruhunla, bedeninle gerçekten değmediğin, içinden geçmediğin, maruz kalmadığın bir deneyim, zihninde ölçüp biçip ahkâm kesmekten öteye ne kadar geçebilir şüpheliyim. Bilmek yaşamaktan gelir.

-Sokakta insanlardan nasıl tepkiler alıyorsunuz? Size mafya diyorlar...

Yani enteresan bir şekilde çok iyi de karşılayabiliyorlar sokakta beni, siz de çok çektiniz, çocuğu severek büyüttünüz ama yapmayın Zeynep’i üzmeyin diyorlar. “Biz sizi de sevdik keşke iyi biri olsanız” en sık duyduğum yorum. Fanlar bazen çok öfkelenebiliyor sosyal medyada, hepsini sevgiyle selamlıyoruz, iyi ki varlar, iyi ki bu kadar inanıp sahiplendiler hikâyeyi.

- Kefaret güçlü kadın karakterlerin dizisi. Ama birbirlerine destek olmayan kadınlar. Günümüzde kadınların birbirleriyle ilişkisini nasıl görüyorsunuz? Kadınların da değiştirmesi gereken bir şeyler var mı sizce? 

Günümüzde problem kadının kadınla ilişkisinden çok insanın insanla ve insanın kendiyle olan ilişkisinde bence. Kadının kadına olan tavrı bunun bir tezahürü olabilir ancak. Sorun bireyin birey olma yolculuğunda toplumla ve kendisiyle girdiği çatışmada. Kadının kadınla ne derdi olabilir. Bunca toplumsal sıkıntı ya da son zamanlarda hepimizi çok üzen “İstanbul Sözleşmesi” feshi gibi siyasi boyutları olmasa. Kadın ve erkek olarak değil, insan olarak değerlendirilmeli burada sıkıntılar. 

- Psikoloji dizileri son dönemde çok revaçta. Sizin diziniz de psikolojik unsurların yoğun olduğu bir yapım. Oyunculuk ve psikoloji de birbirine yabancı dallar değil. Nasıl aranız? Okur musunuz, ya da psikoloğa danışır mısınız?

Psikoloji bence oyunculuk eğitimine dahil edilmesi gerekli bir dal. Birçok oyuncu mesleğinde daha iyiyi ya da yalnızca kendi yolculuğunda kendini ararken uzunca bir yolculuk yapıyor. Temel psikoloji kitapları, seminerleri ya da geliştirilen modern psikoterapi teknikleri oluyor bu yolculuk. Ben düzenli olarak bir süredir terapi alıyorum ve çok daha erken yaşta başlanması gerektiğini düşünüyorum. İçinden çıkılamaz bir hal almasını beklememeli insan bir desteğe başvurmak için. Anlamlı olan zaten hayat içinden çıkılamaz hale gelmesin diye ruh-beden-zihin üçgenini düzenli bir şekilde kontrol altında tutmak. Türkiye’de Tamer Dövücü’nün geliştirdiği ODM ismiyle müthiş bir model var. Açılımı: Optimum Denge Modeli. Şiddetle tavsiyemdir herkese.

- Çocukluğunda epey yalnız kalmış, neredeyse kendi kendine büyümüş bir kadını canlandırıyorsunuz. Bu sizce bir insanı güçlü mü yapar, yoksa daha kırılgan mı? 

İnsanın başına gelenler onu yalnızca tek bir şey haline getirmez, bir tarafı güçlenirken muhakkak ki diğer yanı örselenecek, zayıflayacaktır. Başımıza gelenlerden çok onları nasıl yorumlayıp ne tür aksiyonlar aldığımız belirliyor kim olduğumuzu. 

- Dizide favori karakteriniz hangisi?

İrrasyonel karakterleri izlemeyi ve oynamayı çok seviyorum o yüzden Ahmet olabilir.

- Kötüleri canlandırmak daha mı eğlenceli?

Mesleğini severek yapan bir oyuncu için her karakteri canlandırmak eğlenceli ve heyecan verici olmalı. Oyuncuya sunulan hali öyle değilse dahi onu aktörün kendisi bulup çıkarmalı, yaşamalı ve seyirciye de yaşatmalı. Size verilen metnin alt metninde yatan detaylardır oyuncunun asıl malzemesi. O alanda ne kadar yaratıcı bir hayal gücüne sahipseniz o kadar zengin ve güçlü bir karakter koyarsınız seyircinin önüne.

- Arzu’yu karşınıza alıp ne söylemek istersiniz?

“Elini kalbinin üzerine koy, nefes al nefes ver özünü hatırla ve orada kal kızım” derdim.

- Burcunuz ne, özelliklerini taşıyor musunuz?

Akrep burcuyum, astrolojiyi doğru okuyabilen iyi bir astroloğun incelediği akrep burcu özellikleri ile halk arasında bilinen kötücül akrep özellikleri arasında çok fark var. Akrep, burçlar arasında en dobra, şefkatli, sadık ve sezgileri müthiş gelişkin burçtur. Bu özelliklerin hepsini taşıyorum. Ama dillere düşmüş haris, kindar, kıskanç ve kötü olan yanlış yorumlanmış akrep kadını şöhretini ben üzerime almıyorum; zaten gerçekçi bir değerlendirme olarak da görmüyorum. Yanlış yorumlamanın kurban ettiği bir burç Akrep burcu.

- Sevmediğiniz huylarınız neler?

Sevmediğim huylarımdan ziyade değişime direndiğim inanç kalıplarım var üzerinde çalıştığım. Ama tabii zor meseleler, çocukluktan getirdiğimiz, çoğunun kökü belki bize genetik miras. Ama onlar üzerine çalışmak da belki yaşamı anlamlı kılmanın bir yolu.

- Hangi konu açıldığında sıkılırsınız?

Kendini tekrar eden, çözüme değil mağduriyete odaklanan her türlü konu ızdırabım oluyor.

- Kamp yapmayı sevdiğinizi biliyoruz. Nasıl başladı bu merak, nerelerde kamp yaptınız?

Ailemle çocukluk dönemlerinde doğanın içinde vakit geçirmek için yaptığımız kamp tatillerinden kaldı sanırım. Nerede hangi mevsimde nasıl kamp yapılır öğrendim. Göl kıyıları ve ormanlar başta olmak üzere kamp yapılabilecek bir çok yerde kurdum çadırımı. 

- Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?

Astronomi ve fizik ile ilgili araştırmalar ve keşifler yapmaya hayatını adamış bir bilim insanı olmayı isterdim en çok. Ya da eski medeniyetleri araştıran bir antropolog. Gezgin bir belgesel programı sunucusu olma hayalim hâlâ var.