Ne yediğinizi biliyor musunuz?

‘Ne Yediğinizi Biliyor musunuz?‘ kitabının yazarı, Gıda Dedektifi ve Denetle hesaplarının yöneticisi Musa Özsoy ile etiket okuma bilincini, misyonunu ve gıda sektörünü konuştuk.

20 Ekim 2020 Salı, 17:41
Ne yediğinizi biliyor musunuz?
Abone Ol google-news

Haziran ayında gündeme gelen torba yasada, ‘Gıda, Tarım ve Orman alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun’ tasarısının içinde gıdalara yönelik ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı olarak nitelendirilen 28. 29. ve 31. maddeler, başlatılan ‘gıdada sansüre hayır’ imza kampanyasının etkisiyle geri çekildi.

"TÜKETİCİ ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞMELİ”

Kanun teklifinde iki kısmın ilgisini çektiğini söyleyen Özsoy, “ İlki ‘tüketici alışkanlıklarını olumsuz etkileyen’ ifadesi, ikincisi de ‘yanıltıcı bilgi veren’ ifadesi. Türkiye’de, geçmişten gelen diyabet ve obezite sorununa değindiğimizde zaten tüketici alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini görürüz. Bu alışkanlıkların olumlu yönde etkilenmesi gerekiyor. Yanıltıcı yayın ifadesine geldiğimizde ise zaten bu durum birilerini kandırmak veya yanlış bilgi vermek oluyor, Türk Ceza Kanunu’nda da yaptırımı var” dedi.

“ETİKET OKUMAYI ÖĞRENMELİYİZ”

Reklam ve tanıtım olmadan sosyal medyada bir buçuk milyon takipçiye ulaştıklarını bunun nedeninin toplumun bilinçlenme ve farkındalık ihtiyacından kaynaklandığının altını çizen Özsoy, “Esas misyonumuz etiket okuma bilincini geliştirmek ve farkındalık sağlamak. Etikette neye bakacağımızı bilmek lazım, mesela ‘made in Turkey’ yazıyor fakat menşei Kanada yani bu ürün Türkiye’de paketlenmiş fakat Kanada’dan geliyor. Yerli ürün sanılıyor ama değil. Ambalajın önüne değil arkasına bakmamız önemli, etiketteki bilgilerin doğruyu yansıttığını fakat etiketteki ufak hileleri okumayı öğrenmemiz gerekiyor” dedi.

“TÜRKİYE’DE TİCARİ UNSURLAR HER ŞEYİN ÜSTÜNDE”

Yurttaşların sağlıklı olabilmesi için devletin yurttaşları bilgilendirmesi gerektiğini aktaran Özsoy, “Devlet, toplumun; sağlıklı olmasını istiyorsa, bilgilenmesini de sağlaması lazım bizim gibi toplumsal hesapları da destekleyebilir ve birlikte toplumsal farkındalığı oluşturabiliriz. Fakat Türkiye’de ticari unsurlar her şeyin üstünde ne yazık ki. Türkiye’de yediğimiz yumurtanın üzerinde üretim(yumurtlama) tarihi yazmıyor. Mevzuata göre yumurtanın 28 gün içinde tüketilmiş olması gerekiyor. Gelin görün ki yumurtanın üzerinde ne üretim tarihi yazıyor ne de tüketim tarihi. Bu sadece bir örnek”

“MEVZUATA UYGUN OLMASI SAĞLIKLI OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ”

Firmaların, temel dayanaklarının haksız rekabet olduğunu söyleyen Özsoy, “Firmalar, ‘benim ürünümü kötülüyor fakat benim ürünüm mevzuata uygun’ diyorlar. Biz aynı zamanda mevzuatı da eleştiriyoruz. Benim dayanaklarım Dünya Sağlık Örgütü kriterleri ve DSÖ kriterlerine göre düzenlenmiş Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı mevzuatlarıdır. Firmalar ‘biz mevzuata uygunuz’ diyorlar biz aksini iddia etmiyoruz ama mevzuata uygun olduğu sağlıklı olduğu anlamına da gelmiyor.” açıklamasında bulundu. Bugün Türkiye’de her on kişiden yedisinin aşırı kilolu ya da obez olduğunu belirten Özsoy, bunun sebebinin yediğimiz çok yüksek kalorili gıdalardan kaynaklandığını söyledi

SÖYLEŞİYE ÇAĞIRAN ÖĞRETMENLERE SUÇ DUYURUSU

Kendisini söyleşiye çağıran öğretmenler hakkında suç duyurusu bulunulduğunu söyleyen Özsoy, şunları ifade etti:

“Malum firmalardan biri bizi okullarına söyleşiye davet eden öğretmenler hakkında suç duyurusunda bulundu ve iki yıl hapis cezası istedi. Öğretmenlere takipsizlik kararı verildi ama bu şekilde korkutmaya çalıştılar. Bana da 1 milyon liraya yakın tazminat davası açıldı. ‘İnsanlara bir şeyler anlatıyorsun ve benim ticaretim sekteye uğruyor’ diyorlar hâlbuki ben etikette yazanları aktarıyorum sadece ve farkındalık çabam bana çok fazla suç duyurusu olarak geri dönüyor.”