Nilüfer Açıkalın'dan özgürleştiren öyküler

Her biri ne olursa olsun dimdik ayakta duran ama her an tetikte olmak zorunda bırakılan kadınların tanıdık ama her duyuşta, farklı şekillerde sarsan yaşamları. Nilüfer Açıkalın, iyileştiremediğimiz toplumsal yaraların izlerini de taşıyan yeni öykü kitabı Dimdik Ayakta Her An Tetikte ile sonu özgürlüğe açılan kapıları aralıyor.

20 Ekim 2020 Salı, 17:44
Abone Ol google-news

Nilüfer Açıkalın, Dimdik Ayakta Dimdik Ayakta Her An Tetikte isimli yeni öykü kitabında, tıpkı geride bıraktığı öykü kitapları ve Karanlıkta Çok Güzelim isimli romanında olduğu gibi daha ilk satırdan yakalıyor okurları. “Dörtnala kanatlanıp uçan” bir akıldan çıkan öykülerin ilki, “Soracak olursanız, hiç de sandığınız gibi değil madalyonun bu yüzü. Bir delilik, bir dirilik, bir yenilik var aşikâr. Ürküttü mü? Üzdü mü? Şaşırttı mı? Güldürdü mü? Fark etmez. Her şeyden özgürüm artık,” diyerek bitiyor ve sonu özgürlüğe açılan bir kapı aralıyor.

Aynı zamanda tiyatro ve sinema sanatçısı olan Açıkalın, kitabında yaşama, varoluşa ve özgürlüğe ilişkin on iki yeni öykü sunuyor. Öykülerden alıntılanan epigraflarla başlıyor her yeni hikâye. Geçmişinden kurtulamayanlar, alışkanlıktan öteye geçemeyen ilişkiler, iç karartan aldatılma şüpheleri, yalnızlık, iç hesaplaşmalar, kadınlık halleri gibi konular öykülerin temelini oluşturuyor.

KADIN OLMA HALLERİ

Yaşama dair pek çok şeye rastlıyoruz Açıkalın’ın öykülerinde. Kimi zaman isteksiz bir çiftin huzur ve şehvet arasında kalan ilişkilerine, kimi zaman yalnız bir kadının kendini avutmasına tanık oluyoruz. Cihangir’den, Ayvalık’ta bir deniz kıyısına, ya da hafızanın ne yaparsa yapsın silemediği geçmişe gidiyor, farklı hayatlara ansızın dâhil oluyoruz.

Açıkalın’ın öyküleri yalnızca sığınacak bir liman olmakla kalmıyor, aynı zamanda iyileştiremediğimiz toplumsal yaraların izlerini de taşıyor. Ana dil konuşma ve öğrenme hakkını savunan bir öğretmenin zorunlu emekliliğinden, yaz tatillerinden sonra bekâret testine giren genç kadınlara ya da sürekli kendini açıklamak zorunda bırakılan kadınlara…

“Aynalar Sarayı’nda, aynadaki aksine bakarak geçmişte bir yolculuğa çıkan Fatmir’in ailesi, “çirkinlerin pek erken, henüz çocukken tanıştığı” zalimlikle geçen geçmişi de tanıdık geliyor... “Onlar Neden Orda?” öyküsünde kıskançlık duygusunun yerini doldurmaya çalışan ama asıl sorması gerekeni değil, cevabı canını yakmayacak olanı soran isimsiz kahraman da... Yalnızlığıyla gurur duyan ama kendinin farkında dahi olmayan Solmaz da...

SARSAN YAŞAMLAR

Her biri ne olursa olsun dimdik ayakta duran ama her an tetikte olmak zorunda bırakılan kadınların tanıdık ama her duyuşta, farklı şekillerde sarsan yaşamları.

Tanıdık bu hikâyeler, yazarın yarattığı ironik durumlar ve karakterlerle zenginleşiyor. “Solmaz’ın Yumrusu” adlı öyküde, kendi ayakları üzerinde duran, yalnızlığını bir sorun değil de başına konan bir talih kuşu gibi yorumlayan Solmaz’ın göğsündeki kanser yumrusu, birden bire alınıp verilebilen, sevgi ve ilgiyle iyileşebilen bir detay oluveriyor.

Ya da bir bakmışız ki, “Çekirdek Son Nokta” öyküsünde karşımıza çıkan, tek kâse çekirdeklik ömrü kalan ilişkiler, fırlatılan televizyonla, rahatlatan iç dökmelerle son nefesini veriyor. Açıkalın’ın kadınları yorulmuş olsalar da enerjileri hiç bitmiyor, ne yapacakları da pek belli olmuyor.

HER ŞEYDEN ÖZGÜR!

Yazar, “Her Şeyden Özgür’üm diyerek başladığı kitabını, “Yürüdüm Gittim” diyerek, tam da dediği gibi her şeyden özgür kalarak bitiriyor. Bu iki başlık, kitabın da temelini oluşturuyor.

Dimdik Ayakta Her An Tetikte, kentlerin büyülü caddelerinde kaybolan yalnız ve gezgin ruhlar için bir sığınak, “Yalnız değilim,” dedirten bir el. Kitap, boş vermenin tembel huzurunun ne kadar tatlı olduğunu hatırlatıyor, alışkanlıklardan vazgeçmenin de bazen devam etmenin de doğru bir yol olabileceğini fısıldıyor. Üstelik tüm bunları elden bir şey gelmez, “başa gelen çekilir” umutsuzluğuyla anlatmıyor.

Açıkalın, okurlarına “bazen olur öyle,” diyor ve akıllara, “Dimdik ayakta ama her an tetikte, bazen her şeyden özgür kalmak ve kimi zaman da yürüyüp gitmek gerekmez mi?” sorusunu düşürüyor.

Dimdik Ayakta Her An Tetikte / Nilüfer Açıkalın / Doğan Kitap / 152 s. / Eylül 2020.