Saraydan kız kaçırmama

Kedi operadaydı

28 Eylül 2020 Pazartesi, 06:00
Saraydan kız kaçırmama
Abone Ol google-news

“İstanbul’da hiçbir şey kedisiz olamaz” demişti İstanbul dostu bir yabancı. Paylaştığı videoda finişe iki adım kalmış atletlerin arasından şimşek hızıyla bir kedi geçiyordu! Önceki akşam Arkeoloji Müzesi’nin yarım ayın aydınlattığı ve insanı düşlere daldıran bahçesinde Amadeus Wolfang Mozart’ın “Saraydan Kız Kaçırma” operasını izlerken rol çalıp merdivenlerde dolaşan kediye gülümsüyordu seyirciler. 

Konstanze, Selim Paşa’nın aşkını reddedip kendisini tutsak olduğu saraydan kurtarmaya çalışan İspanyol asılzadesi sevgilisi Belmonte’yle kaçmak üzereyken yakalanıyordu. 

İki sevgili Paşa’ya, “Onu öldürme, beni öldür” diye yalvarırken Paşa’nın Harem Ağası Osman da hepsini asma hayalleri kuruyordu! Orkestra şefinin gözü ise solistlerdeydi, opera yönetmek kolay olmasa gerek, hem orkestra, hem sözleri unutuverenler? Kedi olarak süzüldüğüm protokolde, en ön sıradaki hanımların kıyafetlerini inceliyordum arada. 

Demet Sabancı, her zamanki sade şıklığındaydı, yanında sohbet ettiği eski AKP milletvekillerinden bir hanımefendi, o ince topuklarla bahçede nasıl yürümüştü acaba? En ön sıranın diğer hatırlı konukları tesettürlü hanımefendiler acaba oyundaki “Saray” kelimesine mi heyecanlanıp gelmişlerdi, yoksa konunun Osmanlı’da geçmesine mi, opera sevdiklerini bilmiyordum doğrusu. 

Birini de Revza Kavakçı’ya benzettim, kardeşi de aynı böyleydi sanki? Dedikoduyu bırak, oyunu anlat diyorsanız, biraz fazla mı günümüze uyarlanmıştı acaba? İspanyol gribinden hareketle korona göndermeleri, sürekli kolonya sıkmalar neyse de, ayak yıkatma esprisini Brentzener yazmamıştır eminim! 

Oyunun finali Selim Paşa’nın iki sevgiliyi ve hizmetkârlarını affedip ülkelerine yollaması gibi barışçıl bir sonla noktalanırken sahneye çıkan o şapkalılar kimi neyi temsil ediyordu bilemiyorum? Tan Sağtürk hâlâ çok yakışıklı ve selama en son o çıkıp alkışları topladı ama hangi koreografiyi yapmıştı anlamadım. 

Önemli değil, önemli olan şu pandemi günlerinde büyük emeklerle Devlet Opera ve Balesi çalışmış, çabalamış ve Opera Festivali her şeye rağmen yapılmış, İstanbul’un en güzel mekânlarından birinde sergilenmiş ya, kediye de mırıl mırıl teşekkür etmek düşer diyorum. 

Çıkarken burada yaşamış olduğumuz bütün o güzel konserleri, davetleri düşünüp iyi ki anılarımız var dedim ve müzik, bulutlara asılı kalan!