Sneijder'in hayatı roman gibi: Para, aşk, çılgın geceler!

Wesley Sneijder, ülkesinde satışa çıkan otobiyografisinde Türkiye günlerinden de bahsetti. Sneijder, “Yolanthe hayallerimin kadınıydı. Her şeyi mahvedip onu kaybettim. Beni bu duruma getiren şey neydi bilmiyorum. Ego, para, güç, şehvet… Şimdi acı hissediyorum" dedi.

29 Haziran 2020 Pazartesi, 09:51
Abone Ol google-news

Galatasaray’ın efsane isimlerinden biri olan Hollandalı yıldız Wesley Sneijder, ülkesinde satışa çıkan otobiyografisinde Türkiye günlerinden de bahsetti. Sneijder, “Yolanthe hayallerimin kadınıydı. Her şeyi mahvedip onu kaybettim. Beni bu duruma getiren şey neydi bilmiyorum. Ego, para, güç, şehvet… Şimdi acı hissediyorum. Çünkü Yolanthe Amerika’da. O hayallerimin kadınıydı.” ded.

Sneijder'in açıklamaları şöyle:

“Bir keresinde Yolanthe ile Megan Fox ve George Clooney’in de olduğu bir partiye katıldık. Eve sabah 6’da döndük. Akşam Şampiyonlar Ligi’nde Werder Bremen maçına çıktım ve 1 gol, 1 asistle oynadım. Bunun mümkün olduğunu görünce de böyle yaşamaya devam ettim

Hep maksimumu zorlayarak yaşadım ve başkalarının da yanımda böyle yaşamasına izin verdim. İnsanların çok fazla para harcadığımı düşündüğünü biliyordum. Bu mümkün müydü? Çok fazla mı verdim? Bunu yapabilecek bir duruma geldim. Ve tabii ki kullanıldım. Ya da kendimi kullandırdım mı? Ve her şey bir anda ekonomik olarak yanlış gitti. Ibiza’da restoranımı yeniliyordum ancak bu yatırım karşılığını bulmuyordu. Türkiye’de bir inşaat işine yatırım yaptım, proje hala devam ediyor. Çok fazla para kaybettim, 10-15 milyon avro gitti. Korkunç, evet ama ölümcül değil. Hala param var ama artık pek para gelmiyor.

36 yaşındayım. Daha önümde uzun bir hayat var. Üzücü, çok kötü bir şey ancak devam etmek zorundayım, devam etmek istiyorum. Çevremdekilerin artık daha az para geldiğini anlaması lazım. Para kovalarla geldiğinde çok fazla şey yapılabilir ancak artık farklı bir döneme girdim.”

“Çok fazla okudum, çok duydum, insanlar benim işleri batırdığımı düşünüyor. Beni tanıdıklarını düşünüyorlar. Bunları okuyanlar, örneğin psikolog Bram Bakker, benim 50 yaşına geldiğimde alkol bağımlısı olacağımı düşünür. İnsanlar sadece negatif şeyleri düşünüyor.

Bu sabah perdeyi açtım, yağmur yağıyordu. Böyle bir günde ne yapabilirim? Kara deliğe düşmedim, meşgulum ancak bazen kötü bir ruh haline bürünüyorum. Yemek yapmayı seviyorum ama tavukları özenle hazırlayıp, 5 dakikada yemek, bu bana gelmiyor. Sonra her şeyi temizlemek zorundasın. Neyse ki çok arkadaşım var. Yaşlı arkadaşlarım da var.

Çok fazla yanlış arkadaşlarım olduğunu söyleyenler oldu. Saçmalık. İyi çocuklardı. Hollanda’nın yarısıyla arkadaşmışım gibi gösterildi. Vaktim olsa, belki olurdu.”

“FARKLI ŞEYLER DENEMEK İSTİYORUM”

“Hayatım boyunca menajerler ile birlikte çalıştım. Şimdi kendim farklı şeyler denemek istiyorum. Bir aracı değil de daha çok danışman gibi olmak amacım. Genç oyuncuları bu ormanda yönlendirebilirim. Öncelikle yeteneğine bakıp, sonra onlara yardım etmek istiyorum.

Bir gün teknik direktör olacağım. 40 yaşlarımda olurum. En büyük hedefim, iyi bir takımın başına geçmek; bildiğim bir kulübü çalıştırmak. Bir gün Galatasaray’ın teknik direktörü olmak istiyorum ve bu olacak, bunu biliyorum.”

“KRALİYET AİLESİ ÜYESİ GİBİYDİM”

Madrid’de gece hayatına kendimi fazla kaptırdım. Gençtim ve başarının, ilginin, şöhretin tadını çıkarıyordum. Daha sonraları her şey kötü gitmeye başladı. Uyuşturucu haplar yoktu ama alkol vardı. Kraliyet ailesinin bir üyesi gibi yaşıyordum. Real Madrid fubolcusuysan ilgi görürsün. Fakat, sahada da yeterince iyiydim. Sürekli olarak, “Sneijder daha iyisini yapabilirsin.” diyorlardı.

Yalnızdım, bir başımaydım. Etrafımda bu kadar çok arkadaşım varken neden yalnızdım? Votkanın en iyi arkadaşım olduğunu fark edememiştim bile. Fiziksel olarak bunun etkilerini görmedim. Bir sonraki gün uyanıyor ve her şeye yeniden başlıyordum.

Oynamaya devam ediyordum ama artık o kadar iyi değildim ve daha az motiveydim. Davranışlarım, Real Madrid gibi bir kulübün oyuncusuna yakışmıyordu. Sahada futbol zekamı kullanarak oynamaya başlamıştım. Fiziksel olarak etkileri artmaya başladıktan sonra sadece tekniğimle oynadım. Kimsenin bunu fark etmeyeceğini düşünmüştüm.

Yaptığın her şey bir gün karşına çıkar. Sokaklarda gezmek, binlerce euro para harcamak veya tüm bunlarla başa çıkma şeklin. Yeterince direndim diyemiyorum. Özellikle, genelde etrafımda Guti gibi biri varken. Ben çok büyük bir hayatı keşfetmiştim. Uzun süre boyunca bu şekilde bir yaşam devam edemedi. Bu nedenle Ramona Streekstra’dan ayrıldım. Buna, böyle denir herhalde.

Bir gün, evimin karşısında bulunan bir kahve dükkanında oturuyordum. Birden etrafa gazeteciler doluştu. Etrafa, “Nerede o?” şeklinde soruyorlardı. Neden bahsettiklerini anlamıyordum bile. Kimi arıyorlar acaba diye düşündüm. Fotoğrafçı Leo Vogelzang’ı gördüm. Konu Yolanthe Cabau’ymuş. Ondan hoşlandığımı söyledim. Yolanthe’nin birkaç hafta önce sevgilisinden ayrıldığını öğrendim ve Leo’ya, “Bana Yolanthe’nin telefon numarasını bulsana.” dedim. İşte her şey böyle başladı.

Yolanthe, düzgün bir ilişki istiyordu. Huzuru arıyordu. Konuşmanın anlamsız bir şekilde devam ettiğini düşünüyordum. Beni merak edip etmediğini öğrenmeyi deniyordum. İlk başlarda benden etkilenmiyor gibiydi. Sonrasında günde 2 saat konuşmaya başladık ve Yolanthe ile geçirdiğim zamanlar beni aşka sürüklemeye başladı.

“PARTİLER, KADINLAR, İÇKİLER”

“Sonra her şey kötü gitmeye başladı. Çünkü, nedeni bendim. Sürekli partiler, sonu gelmez partiler. Yolanthe’nin olmadığı partiler, arkadaşlarla… Kötü arkadaşlarla! Kadınlar ve içkiler. Her şey kontrolümden çıkmıştı. Bedenim oradaydı ama kalbim Yolanthe’nin yanındaydı.

Ardı arkası gelmez yalanlardan sonra Yolanthe’ye karşı dürüst oldum. Her şeyi itiraf ettim. Hiçbir şeyi atlamadım. Yolanthe’nin hiçbir hatası yok. Hata nerede? Şöhret, ego, para, güç ve şehvet… Ve evet, acı hepsinin ardından çok güçlü bir şekilde beni buldu.