Enver Aysever

Deniz Gezmiş neden unutulmuyor?

28 Şubat 2019 Perşembe

Dün Deniz’in yaş günü kutlaması yapıldı sosyal medyada, özlemle, sevgiyle. Yaşlı, genç milyonlar Deniz Gezmiş adını bayraklaştırdılar. Neyin göstergesi bu? Üzerine iyice kafa yormak gerek. Eğer milyonlar bir devrimci ardından böylesi birliktelik sağlıyorsa, neden ülkede sosyalist seçenek güçlenmiyor?
Önce şu düzeltmeyi yapalım; Deniz Gezmiş’in yaş günü 28 Şubat’tır. Bu hem nüfus cüzdanında böyledir, hem de anne/babanın evlilik cüzdanına öyle işlenmiştir. Bana kalırsa iki gün kutlama yapmakta sakınca yok. Kaldı ki ülkenin haline bakınca her gün Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan anılmalı!

Antiemperyalizm-antikapitalizm
Deniz Gezmiş ve arkadaşları Cumhuriyeti kuran kadrolara, o değerlere saygı duydular. Aydınlanma sürecinin doğal sonucudur o gençler. Her ne kadar Celal Bayar, Adnan Menderes ve CHP içinde kalan dinci/ırkçı kadrolar bu ilerici sürece çelme takmaya kalkıştıysa da, nihayetinde 1960 Anayasası ile özgürleşen ortam devrimcilerin önünü açtı. Hep söyledim, eğer Köy Enstitüleri projesi başarılmış olsaydı, ülke kaçınılmaz olarak sınıf bilinci edinecek, sosyalizm zemini sağlanmış olacaktı. Devrim çocuklarından korktu. Osmanlı’nın son döneminden bu yana kavga aynıdır: Bir yanda liberal, piyasaya uyumlu gericiler vardır, öte tarafta ilericiler. Soru şu: Peki nasıl Deniz Gezmiş böyle simge oluyor?
Büyük kesim, yaşam biçimi kaygısıyla sarılıyor Deniz’e. Onun boyun eğmeyen, devrimci kişiliği etkiliyor. Acaba Deniz’in uğruna canını verdiği düzeni tam olarak biliyor mu kitleler? Deniz toprağına, suyuna sahip bir halk için mücadele etti. Antiemperyalistti kuşkusuz. Elbette antikapitalistti! Ancak tuhaf bir algı yaratıldı, antiemperyalist olanlar kapitalizmle kavgalı değil ülkede. Oysa dışarıdan gelecek sömürü kadar, kendi halkını sömüren de işçi, emekçi düşmanıdır. Halkın kaynaklarını yabancı şirketlerin/devletlerin sömürmesiyle, yerli kan emiciler arasında ne fark var? Kapitalizme itirazı olmayan biri Deniz Gezmiş’in yoldaşı olamaz!
Şu tarif doğrudur: Cumhuriyetin kurulması tarihi ileri taşıyan, devrimci adımdır. Deniz’ler bunu sırtlanmış, daha ileri götürmek istemişlerdir. Karşılarında dinci, milliyetçi, ABD’ye göbekten bağlı gerici kadroları bulmuşlardır. Başta TSK olmak üzere, TÜSİAD ve tüm çıkar çevreleri buna dahildir. AKP’nin kökü oralardadır!

Hem Erbakan’a hem Deniz’e selam veremezsiniz!
Liberal demokrasi çıkar birliği demektir. Bugün ittifaklar hangi ilkelerle oluşmuştur, bilen var mı? Seçim kazanmak ne demektir mesela? Piyasaya tam teslim, ırkçı, dinci biriyle seçim kazanmaya sevinecek sosyalist olabilir mi? Bırakın onu, sosyal demokrat/aydınlanmacı olabilir mi? Sizin oyunuzla saltanat sürecek bir gericiye nasıl sevineceksiniz? “Benim gericim, benim dincim iyidir” gibi anlayışla siyaset ne tür sonuç doğurur?
Bugün iki kutuplu siyaset vasata mahkûm ediyor insanları. Tüm dünya düşünsel sefaleti yaşıyor. Otoriter, mafyatik liderler yönetiyor yerküreyi. Buradan çıkmak kolay değil. Ancak buna çözüm diye sunulan, günlük yararcı siyaset de o kişileri güçlendiriyor. Seçimi(!) almak için aynı gün hem Erbakan’a selam vermek, hem de Deniz’i devrimci duygularla selamlamak neyin nesi? Deniz Gezmiş’i idama götürenler tarihin çöplüğüne çoktan atıldı. Bugün onu sömürenler de aynı yazgıyı paylaşacak.
Deniz düşmanlarının gerekçesini anlıyorum ve onlarla mücadele etmenin kolay olduğunu düşünüyorum, kim oldukları belli. Lakin Deniz sevgisinin sömürülmesine katlanmak zor!
Deniz Gezmiş devrimcidir!
Kimileri bu türden saptamalarım ardından; “Önerin nedir?” diye soruyor. Akşamdan sabaha daha adil, eşit bir dünyaya uyanacağımızı düşünecek kadar saf değilim. Dünya kaynaklarının iyice sınırlı hale geldiği bu süreçte, kapitalizmin iflası kaçınılmazdı. Türkiye de yerkürenin parçası, yazgısı aynıdır. Buna hazırlıklı olmak gerek. Önümüzde hem iktisadi, hem siyasi kriz duruyor. Kamucu, aydınlanmacı değerlerden ödün verilemez.
Bugün iktidarın eline düşen geniş yoksul kitle, siyasal sadakate sahip değildir. Yararcılık, onu kullanan iktidarları da vurur. Diyeceğim; Deniz’in ideolojik tercihlerini içini boşaltmak yerine, tam da ona sarılmak gereklidir. Başka bir dünya mümkün!


Yazarın Son Yazıları

Küllenmeyen yangın! 2 Temmuz 2020
Demokrasi için yürümek! 25 Haziran 2020
Bit yavrusu! 18 Haziran 2020
Ya o polis sen isen? 1 Haziran 2020
Esas mesele! 28 Mayıs 2020
Yeni normal! 18 Mayıs 2020