Cüneyt Arcayürek

Akıntıya Kürek...

14 Kasım 2014 Cuma

Kesintiye uğrayan çözüm sürecinin devamı için hükümetle İmralı’nın hükümet nezdindeki aracı HDP arasında görüşmelerin tekrar başladığını Arada bir Öcalan’a gidip direktif alarak siyaset yapan partiyi temsil eden üç kişilik heyet açıkladı.
Görüşmelerin tekrar başlamasının nasıl sağlandığını gazetelere düşen ayrıntılı haberler açıkladı.
Yine MİT Müsteşarı Hakan Fidan sahnede.
Hükümet HDP’nin kendi başına bu konuda karar veremeyeceğini bildiği için Fidan’ı tekrar Öcalan’a görüşmeye gönderiyor.
Yazıldığına göre Fidan, cani Öcalan’a kimi koşullar içeren hükümet görüşünü götürüyor:
“PKK’nin kent içi asayişi, genel güvenliği bozan eylemlerden hemen vazgeçmesi, mutlak eylemsizliğin mutlaka sağlanması, PKK’nin vakit geçirmeksizin sınır dışına çıkışlara başlaması” başlıklarında habere göre Fidan, Öcalan’ı “ikna” etti ve ....
HDP ile hükümet arasındaki çözüm süreci toplantılarına; Öcalan’ın kabul ettiği yukarıdaki koşulların PKK tarafından uygulanması şartıyla devam edeceği kararlaştırıldı.

***

Öcalan’la bu ve buna benzer, önemli olan PKK’nin silahları bırarak yurtdışına çıkması koşulu kaç defa görüşüldü ve terör şefi bu koşulları kaç defa kabul ettiğini açıkladı ama... PKK ne kent ve ne de yurt düzeyindeki eylemlerinden vazgeçti.
Aksine kimi koşulları hükümete kabul ettirmek için, Başbakan AD’nin de söylediği gibi, “eylemleri hükümetin tepesinde bir silah gibi” kullandı. Eylemlere devam etti, ediyor.
Üstelik Öcalan’ın HDP heyetine ve Kandil’e bu koşulları bildirip bildirmediği bilinmiyor, yalnız “tansiyonu düşürün” diye görüşmeleri başlatan bir mesaj göndermekle yetiniyor.
Üstüne üstlük hükümetle İmralı arasında söylenen koşulları içeren pazarlık mı desek yoksa görüşme mi, artık karıştırdığımız bu süreçte...
Görüşmeleri hükümet-İmralı arasında yine MİT Müsteşarı yürütüyor. Süreç toplantısına katılıyor, alınan kararda verdiği bilgiler, bu bilgilere dayalı herhalde yorumları etkili oluyor.

***

Bu sonuç neyi kanıtlıyor:
Çözüm sürecinin tekrar başlamasını sağlayan irade ne hükümette ne de İmralı’nın iradesini temsilen parlamentoda bulunan HDP’nin elinde.
Hükümetce de barış getireceğine bel bağlanan çözüm süreci görüşmelerinde ipler, AKP hükümetlerinin, tabii eski başbakan RTE ile bugün onun devamı siyaset izleyen AD’nin elinde değil.
Öcalan, İmralı’dan kesin görüşmeleri deyince görüşmeler kesiliyor, PKK eylemleri başlıyor. Başlayın deyince başlıyor...
Hükümetin de koşullar dayatmış da zafer kazanmış gibi sevindiği süreç yeniden başlıyor.

***

Üstüne üstlük Öcalan’ın süreci devam ettirmeyi öngörmesindeki neden:
Vazgeçmiş göründükleri bağımsız Kürdistan’ı ya da buna ön hazırlık olarak, Barzani misali veya daha da ötesinde özel ve özgür bir yönetimi TC topraklarında kurulmasına varıncaya dek sahte iyi niyet ve barışçıl gösterilerle devam ettirmek elbette.

***

Türkiye konulu senaryolarda dışarıdan, okyanus ötesinde yazılan bir oyunun hemen her aşamada yeni bir sahnesi izleniyor.
AKP hükümetleri de, kendilerinin kurguladığı izlenimini vererek bal gibi dış kaynaklı bu oyunu sahneye koyuyorlar.
Oyunun son perdesi nasıl olacak ve bölünme sahnesiyle mi, nasıl sonuçlanacak, henüz senaryonun bu bölümünü bilmiyoruz.

***

AD, İmralı’daki caninin HDP’ye tansiyonu düşürün emriyle bir zafer kazanmış havasında konuşurken, birden konuyla ilgili can sıkıcı tartışmaların yönünü başka yöne çevirmek istedi.
Birden yine RTE’nin ağzında yıllardır sakız olan Dersim’i gündeme getirdi.
Genel başkan Dersim mağdurudur, diye bu konuda, istismarına gerekli yanıtları veremeyen CHP’nin yerine MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Dersim’le ilgili gerçekleri yansıtan şu açıklamaları yaptı:
HDP’nin ve AKP’nin isitismar konusu yaptıkları Dersim katliamı yoktur, devletin bastırmak zorunda kaldığı Dersim isyanı vardır.
Tunceli idaresi hakkındaki yasaya aşiret reislerinin başkaldırmasıdır.
Dersim’deki eşkıyanın aklanması demek, PKK’nin meşruiyet kazanması demektir. Dersim isyanını demokratik hak arayışı ve isyanın elebaşısı Seyit Rıza ve onun gibileri masum olarak göstermek, PKK ve onun elebaşılarını da masum olarak göstermekle aynıdır.

***

RTE ve AD bindikleri devlet kayığını akıntıya kaptırdılar, ya farkında değiller ya da bilerek akıntıya karşı kürek çekmiyor ya da güçleri yok, çekemiyorlar.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015
Anlamaz 8 Mayıs 2015
Haydi başka kapıya 7 Mayıs 2015
Vehim 6 Mayıs 2015