Leyla Tavşanoğlu

Özel yetkili bizde de var

06 Temmuz 2014 Pazar

İnsan hakları savunucusu Brenda Smith ABD’deki hukuk ihlallerini anlattı:

Bir tek özel yetkili mahkeme Guantanamo’da. Bunlar askeri mahkemeler. Bu mahkemeler bizi ulus olarak da anayasal olarak da güç duruma düşürüyor. Oysa oradaki davalar rahatlıkla New York Federal Bölge Mahkemesi’nde görülebilir.  

Her zanlı tutuklanmaz. Tutuklanması için kaçma ihtimalinin olması, uzun bir sabıka listesinin bulunması ya da topluma zararlı faaliyetler içinde bulunduğunun tespit edilmesi gerekir. Bunlar yoksa cinayetten de yargılansanız tutuklanmazsınız.

 

Brenda Smith, ABD’nin saygın aktivist hukukçularından. Özellikle cezaevlerindeki kadınlara ve çocuklara tecavüz suçlarıyla mücadele ediyor. İlgi alanı bununla da bitmiyor. Uzun tutukluluk süreleri, özel yetkili mahkemeler ve Türkiye’deki cezaevleri konularında çalışmalarını sürdürüyor; bu arada da Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde dersler veriyor. Türkiye’deki cezaevlerinin ne durumda olduğunun farkında. Özel yetkili mahkemeler için ise bunların çok ender suçlar için kullanılması gerektiğinin, ABD’de sadece Guantanamo Adası’nda bu tür askeri özel yetkili mahkemenin olduğunun altını çiziyor. Bunun bile yapılmaması gerektiğini, Guantanamo’daki davaların bile rahatlıkla New York’taki Bölge Federal Mahkemesi’nde görülebileceğine işaret ediyor. Uzun tutukluluk sürelerinin ise hukuka aykırı bir uygulama olduğunu, ancak zanlının kaçma ihtimali ya da başka özel nedenler göz önüne alındığında mahkemenin tutukluluk ya da uzun tutukluluk kararı verebileceğine dikkat çekiyor.
- Cezaevlerinde cinsel tecavüz olaylarıyla mücadele konusuna ilginiz nasıl başladı?
B:S. - Ulusal Kadın Hukuku Merkezi’nde 1988’de çalışmaya başladığım zaman ilgilendiğim konular kadın hakları, çocukların bakımı, aile içi şiddetti. Ama dar gelirli ve azınlık toplumlarından kadınların durumları da beni ilgilendiriyordu. Cezaevleri de dar gelirli ve azınlık toplumlarından kadınların durumlarını etkileyen yerlerden birisidir.
Merkezde çalışmaya başlamadan önce avukatlık yapıyordum. Dolayısıyla da müvekillerimin çoğu kadındı. Kadın merkezinde, bölge cezaevlerindeki kadınlarla ilgili bir proje hazırladım. Yıllarca kadınlarla çalıştığım için bir şeyi fark etmiştim. Tutuklu ya da hükümlü kadınlar gardiyanları tarafından cinsel tecavüze uğruyorlardı.
- Bu durumu nasıl öğrendiniz?
B.S
. - Çünkü müvekkilim olan pek çok kadının cezaevindeyken hamile kaldıklarını tespit ettim. Bakın, ABD’de, eşlerin ya da birlikte yaşanan kişilerin cezaevlerinde bulunan kadınlarla birlikte olmalarına olanak sağlayan bir sistem yok. Cezaevlerinde kadınların hamile kalmasının nedeni ancak ya cezaevi personelinin onlarla seks yapması ya da personelin kadınları başka erkeklere peşkeş çekmesi olabilirdi. - Peki, bu kadınlar kendi istedikleri için mi seks yapıyorlardı yoksa tecavüze mi uğruyorlardı? B.S. - Bakın, bu çok ilginç bir soru. Çünkü ABD’de yasal olarak, hükümlü ya da tutuklu kadın, kendi isteğiyle bile olsa hiçbir şekilde gardiyanıyla cinsel ilişkiye giremez. Yaptığım araştırmalarda tutuklu ya da hükümlü kadınların önüne seçenek sunulmuş olduğunu tespit ettim. Şöyle ki, kadın önce bu işe zorlanıyor, ardından şiddet uygulanıyor. Öyle ki sonunda kendi isteğiyle cinsel ilişkiye girmeyi kabul etmek zorunda kalıyor.

Ama bu durumlarda üstünüzde böylesine güçlü baskılar ve zorlamalar varken sizin kendi isteğinizle bu işi yapmayı kabul etmeniz düşünülemez bile. Sonuçta bu kadınların cezaevi personeliyle seks yapmaya zorlandıklarını gördüm. Kadınlar hep korku içindeydiler. Çünkü sürekli tehdit ediliyor, şiddete maruz kalıyorlardı.

Cezaevi tecavüzleri ileri boyutta
ABD’de her yıl yaklaşık 200 bin hükümlü cezaevinde tecavüze uğruyor. En çok mağdur olanlar kadınlar ve çocuklar
- Ne tür tehditler bunlar?
B.S
. - Örneğin gardiyan, mahkûma istediğimizi yapmazsan bundan sonra senin ziyaretçi kabul etmene izin vermeyeceğiz, daha uzun zaman hapiste kalman için gerekli ortamı hazırlayacağız, ailenin yaşadığı bölgeden çok daha uzak bir cezaevine naklettireceğiz, gibi...

Bir de hiç ziyaretçisi, ihtiyaçlarını karşılayacak parayı sağlayacak hiç kimsesi olmayan kadınlar var. Kadın parayı sağlamak için cezaevinde cinsel ilişkiye girmek zorunda kalıyor. Cezaevlerinde yaptığım araştırmalarda bir başka tespitim de fiziki koşulların berbat olduğuydu. Hücreler ya da koğuşlarda fareler dolaşıyordu. Yemekler bozuk çıkıyordu. Dolayısıyla kadınların çoğu yemekhane yemeklerini yemiyor, bir hükümlünün açtığı büfeden yiyeceklerini alıyordu. Yine aynı şekilde parası olmayan yiyecek alabilmek için vücudunu satıyordu.
İşin en acısı da hükümlü olduğu için çocuğun vesayet hakkını kaybeden kadının durumuydu. Bu kadınlar ya çocuklarına kötü davrandıkları, çocuklarını yeterince korumadıkları ya da uzun hükümlülük süresi nedeniyle çocuklarının vesayetini mahkeme kararıyla kaybetmiş kadınlardı.
Bu kadınlar için özellikle cezaevinde annelik o kadar önem kazanmıştı ki yeni bir aile oluşturmak için içeride seks yapıyorlardı. Cezaevi personeli, çocuğu doğurtup sen de bir gün buradan çıktığında çocuğunu da alabilirsin diye söz veriyor ama kadın çocuğu doğurduktan sonra bir daha göremiyordu.
- Yani cezaevi personeli bu yolla çocuk ticareti de mi yapıyor?
B.S
. - O da var muhtemelen. Ama tespit edilemiyor. Dolayısıyla hükümlü ve tutuklu kadınların cezaevinde cinsel ilişkiye girmelerinin nedenleri çok karmaşık. Bir de hükümlü erkeklere yapılan cinsel tecavüz olayları var. ABD Adalet Bakanlığı’nın yaptırdığı araştırmaya ve tutulan istatistiklere göre cezaevinde cinsel tecavüz suçlarının oranı yüzde 10. Yani 10 hükümlüden biri hapiste tecavüze uğruyor.

Sayı olarak sorarsanız... Her yıl yaklaşık 200 bin hükümlünün cezaevinde en şiddetli biçimde cinsel tecavüze uğradığı saptanmıştır. Bunların içinde en çok mağdur olanlar da kadınlar.
- Ya çocuklar?
B.S
. - Çocuklardaki cinsel tecavüz oranı yetişkinlerden daha fazla. Bunun oranı da yüzde 10’la yüzde 13 arasında değişiyor. Bu çocuklar ne yazık ki 13 yaşında yetişkin sayılarak 40-50 yaşlarındaki hükümlülerle aynı koğuşa konuluyor. Sonrası da böyle olaylar oluyor.

Bir de tespit ettiğimiz bir bilgi şu oldu: Cinsel tecavüz olaylarında erkek kadar kadın cezaevi personeli de suçlu. Başka bir bulgu cezaevindeki beyin özürlü ile sakat hükümlülerin çok fazla risk altında olduklarıydı.
- İyi de, 13 yaşındaki bir çocuk nasıl yetişkinlerle aynı koğuşa alınabiliyor?
B.S.
- Bu çok açıkça uluslararası sözleşmelerin, çocuk haklarının ve daha da önemlisi kendi anayasamızın ihlali. ABD Anayasası usulüne uygun olmayan cezalandırmayı yasaklar.

- Peki, bunu neden yapıyorlar?
B.S.
- Çünkü bizimki federal sistem. Dolayısıyla farklı eyaletlerde farklı ceza yasaları uygulanıyor. Baktığınız zaman hep aynı eyaletlerde çocukların yetişkin muamelesi görerek yetişkin mahkemelerinde yargılandıklarını görüyoruz. Sanıyorum bunu yapmalarının felsefesi de şu: Bu çocuklar o kadar ağır suçlar işlediler ki çocuk muamelesi değil, yetişkin muamelesi görmeliler.

Bana göre 12-13 yaşındaki çocukları yetişkin olarak ele alıp ona göre cezalandıramazsınız. Çünkü o çocukların beyinsel fonksiyonları bir yetişkin kadar gelişmemiştir. Dolayısıyla da işledikleri suçun ne kadar ağır olduğunun da farkında değillerdir.

Türkiye’de tutukluluk süreleri çok uzun
- Peki, siz burada Türk cezaevlerinde benzer suçlarla ilgili araştırma yaptınız mı? B.S. - Yapmadım. Ancak Türkiye’deki cezaevi koşullarıyla ilgili pek çok yazı, kitap okudum. Bir kere sizde çok uzun tutukluluk süreleri olduğunu biliyorum. Bizim ABD’de hızlı yargılama garantisi sistemimiz var. Bir kere bizde bu tutukluluk süreleri isnat edilen suçlara göre değişiyor. Ayrıca her zanlı tutuklanmaz. Tutuklanması için zanlının kaçma ihtimalinin olması, uzun bir sabıka listesinin bulunması ya da topluma zararlı faaliyetler içinde bulunduğunun tespit edilmesi gerekir. Eğer bu saydığım kriterlerin hiçbiri yoksa ağır cinayet suçuyla da yargılansanız tutuklanmazsınız. Ayrıca çok özel durumlar olmadığı sürece duruşmalar da bir yıldan uzun sürmez. Örneğin uyuşturucu kaçakçılığı gibi organize suçların duruşmaları ise daha uzun sürebilir. Burada da savunma makamı her zaman mahkeme heyetinden hızlı yargılanma hakkı isteyebilir.

Mahkemeler halka açık ve şeffaf olmalı 
- Aklıma şöyle bir soru takılıyor: Acaba ABD’de özel yetkili mahkemeler sıkça kurulur mu? B.S. - Bizde mahkemeler çeşitlidir. Örneğin ağır ceza, asliye hukuk mahkemeleri gibi. Özel yetkili mahkemelere gelince... ABD’de bir tek özel yetkili mahkeme Guantanamo’da. Bunlar askeri mahkemelerdir. Burada dürüst davranmam gerekir. Bizde askeri mahkemeler var ve dediğim gibi Guantanamo’da. Biz ABD’liler için Guantanamo’daki bu askeri mahkemeler bizi ulus olarak da anayasal olarak da güç duruma düşürüyor. Kimileri ulusal güvenlik gerekçesiyle bu Guantanamo mahkemelerinin gerekli olduğunu savunabilir. Ancak orada görülen kimi davalar çok rahatlıkla New York’taki Federal Bölge Mahkemesi’ne devredilebilir. Ama demin de dediğim gibi başka özel yetkili mahkeme bizde yok. Hatta ulusal güvenliği ilgilendiren kimi davalar bile bizim federal bölge mahkemelerinde görülür. Amerikan mahkemelerine sıradan bir insan olarak girmek için özel izin almanıza gerek yoktur. Elinizi kolunuzu sallaya sallaya mahkemelere dinleyici olarak girebilirsiniz. Bütün mahkemelerimiz halka açıktır. İngilizcede bir deyimimiz var. Güneş ışığı en iyi dezenfektandır, deriz. Yani açık ve şeffaf bir süreç ne olursa olsun temizdir. Şeffaflık esastır. Çünkü her zaman her şey denetlenebilir nitelikte olur. 

İsteyen izler
- ABD’de ulusal güvenlik çok önem kazanırken benim dikkatimi çeken örneğin Kongre binalarında sıradan bir güvenlik denetimi dışında hiçbir şeyin olmaması. Herkesin serbestçe oralara girip çıkabilmesi. Düşünce kuruluşları, kimi özel enstitüler genellikle sizden kimlik istiyor, kimlerle görüşeceğinizi soruşturuyor. Kamu alanları bu kadar açıkken özel alanlar neden bu kadar kapalı? B.S.- Nasıl ki siz evinize istemediğiniz kişileri almazsanız bu özel kuruluşlar da uygun gördükleri ziyaretçileri kabul ediyorlar. Diyelim ki ben çok ağır bir suçtan yargılanıyorum. İsteyen istediği gibi gelip benim duruşmamı izleyebilir.

PORTRE
PROF. DR. BRENDA SMITH
 
Washington’daki Georgetown Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. American Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi. ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı Ulusal Cezaevi’nde Irza Tecavüz Suçlarını Cezalandırma Enstitüsü program direktörü. 2003 yılında ABD Temsilciler Meclisi’nin o dönemdeki azınlık lideri Nancy Pelosi tarafından cezaevinde ırza tecavüz suçlarıyla mücadele komisyonuna atandı. Daha önce Ulusal Kadın Hukuku Merkezi’nde üst düzey hukukçu, Cezaevindeki Kadın, Çocuk ve Aile Destek Projesi’nin direktörü olarak çalıştı. Cezaevinde kadına yönelik cinsel suçlar üzerine yazılar ve kitaplar yazdı. Yeditepe Hukuk Fakültesi’nde bir ders programında öğretim üyeliği yapıyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tedavi olsunlar 1 Mart 2015