Ankara’da sanata açılan kapı: ArtAnkara ve genç sanatçıların izleri...

Ankara’da sanata açılan kapı: ArtAnkara ve genç sanatçıların izleri...

29.03.2026 12:30:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Ankara’da sanata açılan kapı: ArtAnkara ve genç sanatçıların izleri...

ArtAnkara, Ankara’da sanatı diri tutan, ona yaklaşan, onunla nefes alan insanlar için yine geniş bir kapı araladı. Galerilerle dolu koridorları, ikinci katta yoğunlaşan proje işleri ve genç sanatçıların öne çıkan üretimleriyle, yalnızca bir fuar değil; bugünün sanat nabzını tutan canlı bir karşılaşma alanına dönüştü.

Bugün son gününü yaşayan ArtAnkara, başkentte bir kez daha sanatı gündelik hayatın gürültüsü içinde kaybolmaktan kurtaran buluşmalardan biri olarak öne çıkıyor. Daha kapıdan girerken hissedilen ilk şey şu: Ankara’nın sanata ihtiyacı bitmemiş. Tersine, her yıl biraz daha belirginleşen bir açlıkla büyüyor. Koridorlar galerilerle dolu.

Her adımda başka bir renk, başka bir yüz, başka bir dünya çıkıyor insanın karşısına. Kimi stantlarda yerleşik bir estetik tavır, kimi köşelerde daha cesur, daha arayış içindeki işler var. Özellikle ikinci katta karşımıza çıkan proje ağırlıklı üretimler, bu buluşmanın yalnızca gösteren değil, düşündüren bir yanı da olduğunu hatırlatıyor.

Image(Alperen Argon)

ArtAnkara’nın asıl kıymeti biraz da burada başlıyor: Yalnızca bilinen isimleri bir araya getirmesinde değil, henüz yolun başındaki sanatçılara da alan açmasında. Ankara gibi sanatı sürekli ayakta tutmak zorunda olan bir şehirde, böylesi buluşmalar takvimde yer alan sıradan kültür etkinlikleri değil; doğrudan doğruya bir nefes aralığı. Bir resmin önünde uzayan bakışlar, tanıdık bir ismin karşısında duran sessiz düşünce, ilk kez görülen bir işin bıraktığı o küçük sarsıntı… Bütün bunlar, bu fuarın gerçek canlılığını kuruyor.

Ben bu yazıda özellikle genç sanatçılara eğilmek istedim. Çünkü gelecek çoğu zaman büyük isimlerin gölgesinde değil, ilk kez karşımıza çıkan o taze bakışta beliriyor. Bu yıl o bakışlardan biri, upArt Galeri ile fuarda yer alan Yaren Manas’ta karşıma çıktı. Çanakkale merkezli çalışan sanatçı, neo-kübist ve figüratif dışavurumcu yaklaşımı bir araya getiren çizgisiyle dikkat çekiyor. Onun resminde figür yalnızca görünen bir beden değil; parçalanan, değişen, yeniden kurulan bir iç dünya gibi duruyor. Renkle biçim arasında kurduğu gerilim, genç bir sanatçının yalnızca kendi dilini aramadığını, onu kurmak için ısrar ettiğini de gösteriyor. Yaren Manas’ın işleri, izleyiciyi şöyle bir bakıp geçmeye değil, biraz daha oyalanmaya, yüzeye yeniden dönmeye çağırıyor.

Image(Ceren Bener)

Fuarda dikkat çeken bir başka genç isim de ByKara Sanat ile yer alan Ceren Bener. Çağdaş Türk sanatında figüratif ve anlatı temelli resimleriyle öne çıkan Bener, çalışmalarında bireyin iç dünyasına, kimlik arayışına ve gündelik hayatın ruhsal katmanlarına yöneliyor. Kişisel deneyimle ortak hafızayı aynı yüzeyde buluşturan bu yaklaşım, onun resimlerine yalnızca görsel değil, duygusal ve düşünsel bir derinlik de kazandırıyor. “Sessiz Serisi” etrafında kurduğu dünya, insanın en çok kendisiyle baş başa kaldığı anların izini sürüyor. Mekân hafızası, figürün bekleyişi, içgüdünün bastırılmış çağrısı… Bener’in işleri ilk bakışta zarif bir denge duygusu taşıyor; biraz daha yaklaşınca o zarafetin içinden ince bir ruhsal gerilim geçiyor.

Fuarda öne çıkan bir başka isim de Valör Sanat Galerisi ile yer alan Alperen Argon. Saint Petersburg İmparatorluk Sanat Akademisi–Repin çizgisiyle ilişkilendirilen eğitimi, onun resmine belirgin bir akademik zemin kazandırıyor. Yapıtlarında bu disiplinin izleri açıkça hissediliyor: Sağlam desen duygusu, ölçülü kurgu, dengeli bir ışık-gölge kuruluşu ve Rus resmine yakın duran bir tavır. Uzun bir aradan sonra bu çizgiyle öne çıkan genç bir Türk sanatçıyı burada görmek ayrıca dikkat çekici. Argon’un resimleri yalnızca teknik bir yetkinliğe yaslanmıyor; aynı zamanda eğitimin resimle kurduğu derin bağı da görünür kılıyor. Bu da onun işlerine, yüzeyin ötesinde bir ciddiyet kazandırıyor.

Image(Yaren Manas)

Sanat fuarları biraz da böyledir. Kalabalık geçer, duvarlar sökülür, ışıklar birer birer kapanır. Ama bazı işler, bazı yüzler, bazı renkler insanın içinde kalır. ArtAnkara da bu yıl geriye böyle bir iz bırakıyor. Yalnızca eserleri değil, o eserlerin ardındaki arayışı da görmemizi sağlıyor. Daha da önemlisi, Ankara’da sanatın hâlâ canlı bir damar olarak akabildiğini gösteriyor.

Bugün fuarın son günü. Akşam olduğunda stantlar dağılacak, koridorlar boşalacak, o büyük hareket yerini yavaş yavaş suskunluğa bırakacak. Ama insanın içinde kalan şey yalnızca gördüğü işler olmuyor. Bazen bir figür, bazen bir renk lekesi, bazen de genç bir sanatçının henüz yolun başındayken gösterdiği o inatçı arayış kalıyor geriye. Sanat biraz da burada başlıyor zaten: Duvarın üstünde durduğu kadar, ona bakan insanın içinde sürerek.

 

İlgili Konular: #Sanat #artankara