DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: 'Kırılma derinlerde ve giderek büyüyor'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: 'Kırılma derinlerde ve giderek büyüyor'

25.01.2026 13:24:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: 'Kırılma derinlerde ve giderek büyüyor'

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Suriye’de yaşanan gelişmeler, Türk bayrağına yönelik saldırı ve sonrasında yaşananlara ilişkin bir yazı kaleme aldı. Türkiye’nin Suriye politikasını eleştiren Bakırhan, “Kürtlerin acısının Türklerin zaferi olarak sunulduğu bir zeminde nasıl bir kardeşlik kurulabilir?” diye sordu.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan; Suriye’deki gelişmeler, Nusaybin'de Türk bayrağına yönelik provokatif saldırı ve sonrasında yaşananlara ilişkin yazı yazdı.  

Bakırhan, ''Kürdün hayatı ve hakları bir kararname kâğıdı değil, anayasal güvence konusudur. Ve sadece Kürtler değil: Aleviler, Dürziler, Türkmenler, Süryaniler… Hepsine yönelik katliam tehditleri ortadan kalkmalıdır. Suriye’nin geleceği, tüm halkların ve inançların eşit siyasal katılımına dayalı bir yönetim modeliyle kurulmalıdır. Bu taleplerin 21. yüzyılda hâlâ ifade ediliyor olmasının bir utanç olduğunu ama bu utancın halklara ait olmadığını da not düşmek isterim'' ifadelerini kullandı.

Suriye'de yaşanan çatışmalar ve SDG'nin hakimiyetinden olan birçok bölgeden çekilmesi sonrasında Türkiye'nin benimsediği tutumun Kürtlerde duygusal bir kopuşa yol açtığını öne süren Bakırhan Medyascope’ta yayımlanan yazısında şunları söyledi:

"Diyoruz ki açın İmralı kapısını, bakalım kim Öcalan’ı dinliyor, kim dinlemiyor? Öcalan yıllardır Türkiye’de ve Suriye’de çözüm, ortak yaşam diyor. Peki Suriye’de çözümü dinamitleyen DEM Parti mi, yoksa Türkiye’nin yanlış politikaları mı? Suriye’de ateşe benzin döken kim? Meclis heyeti Sayın Öcalan’ı ziyaret etti. Tutanaklar açıklandı. O görüşmede Sayın Öcalan’ın yaptığı önerilerin tam tersi bir politikanın Rojava’da izlendiği ortaya çıktı."

''DERİN KIRILMALARA ŞAHİT OLDUM''  

Bakırhan 'Terörsüz Türkiye' adıyla yürütülen süreç ve son yaşanan gelişmelere ilişkin şu ifadelere yer verdi:  

''Günlerdir sınır bölgelerindeyim. Kürtlerin gözlerinde hayatımda hiç olmadığı kadar derin kırılmalara şahit oldum. Bunun en basit ama en derin nedeni şu: Bir halka alenen haksızlık yapılması, haysiyetlerini çiğneyecek sözler ve eylemler yapılması siyasetin ötesinde bir meseledir. O ince eşiği siyasete kurban eden hoyratlık, tarih boyunca ters tepti. Bu doğru okunmalıdır. İktidarın bu ikili politikalarını Kürtler sadece siyasette değil, hayatlarının her anında görüyor, yaşıyor. Ekranlarda katliam çağrılarına varan rahatlık, halka ve temsilcilerine hakaret, garip zafer naraları, had bildirenler ve parmak sallayanlar… “Kadim Kürt kardeşim” dediklerinizin yaşadığı duygu kırılmasını görmeyenlere sesleniyorum: Bu bir sitem değil; bir halkın vicdanında büyüyen tarihî kırılmadır. Kırılma derinlerde ve görmezden gelindikçe sessizce ve öfkeyle büyüyor. Şimdi bu duygu kırılmasını giderecek olan devlettir, medyadır, siyaset kurumudur. Peki nasıl giderilecek? Bu büyük kırılma nasıl telafi edilir? Hangi somut adımlarla güven yeniden tesis edilir? Sorular ortada duruyor.''