Milli ve manevi değerler UNESCO kararıyla savunuldu: İbadet değil, kültürel etkinlikmiş

Milli ve manevi değerler UNESCO kararıyla savunuldu: İbadet değil, kültürel etkinlikmiş

9.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Aytunç Ürkmez
Takip Et:
Milli ve manevi değerler UNESCO kararıyla savunuldu: İbadet değil, kültürel etkinlikmiş

Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB) “Ramazan Genelgesi” için Danıştay 8. Dairesi’ne verilen savunmada; UNESCO tarafından 2023’te “Ramazan iftarı ve gelenekleri”nin “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi”ne dahil edildiği anımsatıldı. Bu kapsamda savunmada; “Dava konusu faaliyetler UNESCO tarafından da tanınan bir kültürel değerin eğitim yoluyla genç kuşaklara aktarılmasına yönelik sosyal ve kültürel faaliyetler niteliğindedir” denildi.

Laiklik Meclisi üyeleri N.T. ve U.T. adlı veliler 4 Mart’ta Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Ramazan Genelgesi’ne yönelik Danıştay’da yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle dava açmıştı.

VELİLER ‘DİNİN İSTİSMAR EDİLEMEZLİĞİNİ’ ANIMSATMIŞTI

Bakan Yusuf Tekin’in “Laiklik Bildirisi”ne karşı yaptığı suç duyursunda, anayasada devletin görevlerini düzenleyen 5. maddedeki “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak” ifadesine atıfta bulunmuştu. Veliler de kendi dilekçelerinde bu maddeye değinerek; anayasanın 24. maddesindeki “Kimse ne suretle olursa olsun dini ya da din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” geçerliliğini anımsatmıştı.

BAKAN İLE BAKANLIK BENZER SAVUNMALARDA BULUNDU

Danıştay 8. Dairesi ise 12 Mart’ta velilerin dava ehliyeti olduğuna karar vererek, bakanlıktan savunma istemişti. Bakanlık ise 23 Mart’ta daireye savunmasını sundu. Bakanlığın savunmasındaki çoğu ifadenin, Bakan Tekin’in “Laiklik Bildirisi”ne yaptığı suç duyurusundaki ifadelerle ortak olduğu saptandı. Bakanlığın savunmasında; Ramazan Genelgesi’nin kaynağını doğrudan anayasadan aldığı, genelge yazısında anayasaya atıf yapıldığı anımsatılarak; genelgenin anayasal rejim tanımının dışına çıkmadığı belirtildi.

BAKANLIK DA 5. MADDEYE ATIFTA BULUNDU

Savunmada; genelgenin anayasanın 5. maddesine dayandığı vurgulanarak; “Mezkur madde devletin temel amaç ve görevleri  arasında ‘insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak’  hükmünü  içermektedir. Bu hüküm ile devlet, bireyin yalnızca akademik gelişimini değil, manevi ve ahlaki gelişimini de gözetmekle yükümlü kılınmıştır. Manevi gelişimi dışlayan bir devlet yorumu anayasanın özüyle bağdaşmaz” ifadeleri kullanıldı.

‘SOSYAL VE KÜLTÜREL ETKİNLİKLERDİR’

Bakalığın savunmasında tıpkı Bakan Tekin’in suç duyurusundaki gibi, ramazan ayı “eğitsel bir fırsat” olarak gösterilerek; “Ahlaki gelişim, manevi değerlerden bağımsız düşünülemez. Bu bağlamda, bakanlığımızın  yazısı, yasal yetki sınırları içerisinde olup eğitim sisteminin ‘akademik başarı ile ahlaki olgunluğu bütünleştirme’ vizyonuna hizmet etmektedir. Dava konusu düzenlemede öngörülen faaliyetler ibadet organizasyonu  niteliğinde olmayıp, sosyal dayanışma, yardımlaşma, paylaşma ve kültürel geleneklerin tanıtılması amacı taşıyan sosyal ve kültürel etkinliklerdir” denildi.

RAMAZAN, UNESCO ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLDİ

Bakanlıkça; ramazan ayının kültürel bir etkinlik olarak görülmesinde Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) 2023’teki kararını dayanak olarak gösterilmesi dikkat çekti. Savunmada; UNESCO tarafından 2023’te “Ramazan iftarı ve gelenekleri”nin “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi”ne dahil edildiği anımsatıldı. Bu kapsamda savunmada; “UNESCO’nun bu kararı, iftar  geleneğinin yalnızca dini bir ritüel olarak değil; aile ve toplum bağlarını güçlendiren, dayanışma ve hayırseverlik duygularını teşvik eden kadim bir sosyo-kültürel gelenek olduğunu ortaya koymaktadır” denildi.

Bu savunmalar ışığında bakanlık; davanın usulden reddedilmesini istedi.

İlgili Konular: #UNESCO