Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi'nde Filistin'le Dayanışma Gecesi düzenlendi.
'Kardeş Türküler' ve 'Dostlar Korosu İlk Koristleri'nin de sahne aldığı gecede Didem Kris tarafından okunan Filistin Eylem Komitesi açıklamasında, "Bugün burada Filistin’in dostları olarak buluştuk. Tüm gücüyle direnen ve tarihsel haklarından vazgeçmeyen, özgürlük adalet ve eşitlik için verdiği mücadeleden geri adım atmayan Filistin halkıyla dayanışmanın sesini büyütmeye geldik. Yüzyılı aşan bu mücadele insanlık tarihinde önemli bir sembol olmuştur. İntifadalarıyla, tanklara taş atan çocuklarıyla, tünellerden çıkan direnişçileriyle, hastaneleri terk etmeyen hekimleriyle, toprağına sarılan çiftçileriyle, evlerini terk etmeyen kitleleri ile direnişin ve direnmenin destansı resimlerini çizerek bize ilham veren Filistin halkını selamlamak ve onun mücadelesine mütevazı da olsa bir destek sunmak için buradayız" denildi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
"İSRAİL'E TAM AMBARGO"
Filistin Eylem Komitesi olarak inanıyoruz ki Filistin’le dayanışmanın bir temeli Siyonist işgal rejimini kuşatmaktan, onu tecrit etmekten ve ona tam bir ambargo uygulamaktan, bir diğer temeliyse toprağında yaşamını tüm bu yıkıma rağmen yeniden ve bağımsız iradesiyle kurmak isteyen Filistin halkına destek vermekten geçiyor. Filistin Eylem Komitesi, Filistin’le dayanışmayı salt bir 'duygu'ya sıkıştırmayan, somut siyasî hedeflere ve emekçi halkın gücüne bağlayan bir mücadele ittifakına duyduğumuz ihtiyaçtan doğdu. Meydanlarda, limanlarda, konsolosluk önlerinde seslendirdiğimiz somut talepler, 'Soykırımcı İsrail’e giden sevkiyatı durdurun', 'Limanları kapat, ticareti kes', 'İsrail’e tam ambargo' sloganlarımız da bunu yansıtıyor.
"ULUSLARARASI SUÇ DÜZENİ"
Filistin’de yaşananlar 'uzakta bir trajedi' değil. Emperyalizm ve Siyonizmin bölgeyi yeniden dizayn etme planlarının, silah ticaretinin, enerji hatlarının, limanların ve lojistik ağların içinden geçen, tam anlamıyla uluslararası bir suç düzeni bu. İsrail’in savaş makinesi yalnızca -işgal ettiği Filistin toprağında işlemiyor. Yakıtı, çeliği, mühimmatı, istihbaratı, finansmanı uluslararası bir ağın parçası. Bu yüzden dayanışma bir 'iyi dilek' değil; bu ağı parçalama iradesi halini almak zorunda. Bugün Gazze’de saldırıların sürdüğünü; ateşkesin, Filistinliler için kalıcı bir nefes anlamına gelmediğini görüyoruz. Uluslararası insani raporlar, ateşkes sonrasında dahi yüzlerce kişinin öldürüldüğünü, binlerce kişinin yaralandığını ve enkaz altından hâlâ bedenlerin çıkarıldığını kayda geçiriyor.
"BU NORMAL'İ KABUL ETMİYORUZ"
Son aylarda gündeme gelen ve 'istikrar gücü', 'yeniden inşa fonu', 'geçiş yönetimi' gibi kelimelerle ambalajlanan girişimler; Filistin halkının kendi kaderini tayin etmesini, özgürce yaşamasını değil emperyalizm ve Siyonizmin güvenliğini sağlamayı amaçlıyor. Filistin’de 'normal' diye bir şey dayatılıyor: Soykırımın uzatıldığı, kuşatmanın kalıcılaştırıldığı, Batı Şeria’nın parça parça yutulduğu, Gazze’nin ise bir 'idare problemi'ne indirgenip halkın siyasi iradesinin boğulmak istendiği bir normal. Filistin halkı ve direniş örgütleri bu ‘normal’i kabul etmediği gibi biz de Filistin halkının dostları olarak bu 'normal'i kabul etmiyoruz"
"İNCİRLİK VE KÜRECİK KAPANANA DEK DURMAYACAĞIZ"
Açıklamanın son bölümünde bölümünde şu vurgu yapıldı:
"Filistin halkına yeni bir vesayet dayatılmasına karşı Filistinlilerin kendi siyasi iradesini savunmak zorundayız. İncirlik ve Kürecik kapanana dek, Türkiye’yi yönetenler bir yandan Filistin halkının hamisi rolüne bürünürken bir yandan Filistinlilerin temsil edilmediği sözde 'Barış Kurulu'nda soykırım faili Netanyahu’yla yan yana gelerek Siyonistler adına Filistin direnişini silahsızlandırma planlarının uygulayıcısı olmayı bırakana dek durmayacağız! Türkiye’nin ve Batı Asya’nın geleceği emperyalizmin planlarıyla değil burada yaşayan halkların iradesiyle çizilene dek durmayacağız."