2025 yılı, sağlık emekçileri için bir kez daha mücadeleyle geçti. Artan iş yükü, geçim sıkıntısı, yönetmelik baskıları ve sistemsel krizler karşısında sağlık çalışanları yıl boyunca sahadaydı.
Aile hekimlerinden hastane personeline, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) çağrı merkezi çalışanlarından özel hastane emekçilerine kadar geniş bir kesim, sayısız eylem ve basın açıklamasıyla sesini duyurmaya çalıştı.
Aile hekimlerinin 2025 yılını mücadele ile geçirdiğini belirten Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu Yürütme Kurulu Üyesi Emrah Kırımlı, “Ancak bu mücadele sadece yurttaşın hastalıklarına çare bulma, sağlıklarını koruma değil, onları hasta eden ve bir halk sağlığı sorunu haline gelen sağlıkta dönüşüme ve Eziyet yönetmeliğine de karşı oldu” dedi.

‘EZİYET YÖNETMELİĞİ’ VE PERFORMANS BASKISI
Yılın en çok tartışılan düzenlemelerinden biri, aile hekimlerini hedef alan ve kamuoyunda “Eziyet Yönetmeliği” olarak bilinen ve 1 Kasım 2024’de yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği oldu.

Aile sağlığı merkezlerinde (ASM) çalışan hekim ve hemşireler, puanlama sistemiyle cezalandırıldıklarını, sözleşmelerinin keyfi biçimde feshedilebildiğini belirterek birçok ilde iş bırakma eylemleri düzenledi. Performansa dayalı ücretlendirme sistemi ise yalnızca aile hekimlerini değil, hastanelerde görev yapan tüm sağlık çalışanlarını etkiledi. Sağlık emekçileri, “performans değil, güvenceli çalışma” talebini sık sık dile getirdi.

‘VERGİDE ADALET TALEP ETTİK’
Eziyet yönetmeliğine karşı 14 gün iş bıraktıklarını anımsatan Kırımlı, “Kasım 2024’de 3 gün, Aralık 2024’de 5 gün, Ocak 2025’de 5 gün ve Mart 2025’de 1 gün. Ülkenin tümünde aile hekimliği çalışanlarının büyük çoğunluğu, iş bırakmalara katılım sağladı. Sağlık Bakanlığı’nın yanıtı ise daha fazla ceza vermeye çalışmak oldu. Anayasal hakkını kullanan aile hekimlerine ceza veren, ücretlerini kesen Sağlık Bakanlığı ve il sağlık müdürlüklerine karşı binlerce dava açıldı ve kazanıldı. Cumhurbaşkanlığı bu davalar nedeniyle genelge yayınlayarak dava masraflarının çok arttığını ve usulsüz ceza verilmemesi gerektiğini belirtti” ifadelerini kullandı. 52 hafta boyunca vergide adalet taleplerini yinelediklerine dikkat çeken Kırımlı, “Hem biz sağlık emekçilerini hem de hastalarımızı yoksullaştıran yüzde 35 vergi kesintisine karşı sesimizi yükselttik. Deprem bölgesinde yıkılan ancak yenisi yapılmayan ASM’leri, artan aşı karşıtlığını ve yol açtığı salgınları, ilaç bulunamamasını, halkın özele mahkum edilmesini, kanser taramalardaki sorunları, randevu krizini 1 yıl boyunca dile getirdik” dedi.
ÜNİFORMA DAYATMASI VE MESLEKİ TÜKENMİŞLİK
Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı yeni üniforma yönetmeliği de tepkilere neden oldu. Pek çok üretici yönetmeliğe hazırlıksız yakalandı ve zarara uğradı. MHRS sisteminde çalışan çağrı merkezi personelinin yaşadığı tükenmişlik, yıl boyunca gündemde kaldı. Düşük ücret, yoğun stres ve mobbing iddiaları, sendikaların da gündemine girdi. Öte yandan, İstanbul’da özel bir hastanede yaşanan ve “Yenidoğan Çetesi” olarak anılan dava süreci, sağlık sistemindeki denetimsizlik sorununu bir kez daha gözler önüne serdi. Duruşmalar boyunca sağlık emekçileri adliye önlerinde adalet talebini dile getirdi.
İŞSİZLİK İLAÇ KRİZİ VE DİRENİŞ
10 Kasım’da Özel Okmeydanı Hastanesi’nin kapatılmasıyla yüzlerce sağlık çalışanı işsiz kaldı. Bu durum, özel hastanelerdeki güvencesizliğe dikkat çekerken, kamu hastanelerinde yaşanan ilaç ve malzeme krizleri de hasta bakımını doğrudan etkiledi.
Sağlık emekçileri, “Hastaya reçete yazıyoruz ama eczanede ilaç yok” diyerek sistemin çöküşüne işaret etti. 2025, sağlık emekçileri için yalnızca bir çalışma yılı değil, aynı zamanda bir direniş yılıydı.
Talepleri netti: Güvenceli çalışma, insanca yaşam, şeffaf yönetmelikler ve halk sağlığını önceleyen bir sistem.