İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın hakkında soruşturma başlattığı gazeteci Alican Uludağ "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" iddiasıyla tutuklandı. Uludağ'ın tutuklanmasına tepkiler yağdı. Tutuklamaya bir tepki de Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'ndan geldi.
Konfederasyon tarafından yapılan açıklamada, "Yargıyı bir devlet organından ziyade toplumsal muhalefet ve aydınlar üzerinde baskı aracı olarak kullanan hükümet, bir yandan demokrasi nutukları atarken bir yandan hukuk ve demokrasiye aykırı gidişatı hızlandırmaktadır. Yargı haberleriyle bilinen ve kamuoyunca taktir edilen gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanması da bunun son örneği olmuştur.
Yaklaşık 20 yıldır gazetecilik yapan, haberlerini belgeli şekilde, kulislerini ise etik bir dille yazdığı için bugüne dek bir kez bile tekzip edilemeyen Alican Uludağ’ın sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret” suçlamasıyla tutuklanması toplum vicdanını yaralamıştır" denildi
"EN HAFİF TABİRLE UTANÇ VERİCİ"
Uludağ'ın paylaşımlarında herhangi bir hakaret bulunmamasına karşın gelen bu tutuklamanın ayrıntılarının vahim olduğunun belirtildiği açıklamada,
"• Daha önce defalarca kez ifade veren ve çağrılsa yine ifadeye gidecek olan, kamuoyu önündeki bir gazeteci polis zoruyla evinden alınmıştır.
• Alican Uludağ ikametgah adresinden polislerce alınmasına ve kaçma şüphesi bulunmamasına rağmen tutuklanma gerekçesine “polis yakaladı, o nedenle kaçma şüphesi var” yazılması hukuk devleti açısından trajiktir. Tutuklama, yargılamalarda bir ilave tedbir olup kaçma şüphesi bulunmayan sanıklar için uygulanmaz. Onlarca suç kaydı olanların, hilafet sloganları atanların, ülkenin kurucusuna dil uzatanlar sokaklarda elini kolunu sallayarak gezip suç dosyalarını kabartırken, tüm yaşamı ve fikri kamuoyunca bilinen bir gazetecinin sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanması en hafif tabirle utanç vericidir.
• Alican Uludağ, Ankara’da yaşayan bir gazetecidir. Uludağ’ın hakaret ettiği iddia edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan da başkenttedir. Buna rağmen soruşturma ve tutuklamanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle gelmesi, hukuk teamüllerine de aykırı düşmüştür.
Ayrıca Alican Uludağ, mahkemede "Çocuklarımın gözyaşlarını arkada bırakarak buraya getirildim. Gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım. İki çocuğum vardır, bu ülkede gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım çünkü suç işlemedim” diye ifade vermesi de nasıl aydın ve dik duruşlu bir gazeteci olduğunu da bir kez daha göstermiştir" ifadeleri yer aldı.
Açıklamada son olarak şu ifadeler kullanıldı:
"Her zaman hukukun üstünlüğü ve tarafsızlığından yana olan Birleşik Kamu-İş olarak kamuoyu huzurunda sesleniyoruz:
Bir gazetecinin haksız yere tutuklanması sadece o şahsın hakkının gasp edilmesi değil aynı zamanda halkın haber alma hakkının da çiğnenmesidir. Halka doğru bilgileri verme sorumluluğuyla hareket eden, hiçbir odağa ve siyasi zümreye yaslanmadan mesleğini icra eden, kalemi keskin alnı ak gazetecilerin yeri hapishaneler olamaz.
Gazeteci Alican Uludağ’ın derhal serbest bırakılması ve bu hukuk garabetinin son bulması çağrısında bulunuyoruz"