6 Şubat depremlerinin 2. yıl dönümünde, Hatay'da saat 04.17'de Köprübaşı'nda yapılacak anmaya katılmak isteyen vatandaşlarla kolluk görevlileri arasında arbede yaşandı ve bazı vatandaşlar gözaltına alındı.
Hatay'daki Ilgım Apartmanı'nda halası, eniştesi ve iki yeğenini kaybeden Ali Samsun ve eşi avukat Duygu İnegöllü, avukatı Nergiz Görnaz aracılığıyla, vatandaşlara müdahale emrini veren ve müdahaleyi gerçekleştiren kolluk görevlileri hakkında Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu.
AİHM kararları hatırlatılan suç duyurusu dilekçesinde, "Şikayet konusu olayda kolluk görevlilerinin yersiz saldırısının haksız olduğu, müvekkilin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını, yas ve anma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu açıktır. Müvekkilin ve eşinin de aralarında bulunduğu insanlar kamu düzeni hiçbir şekilde bozulmadığı halde alandaki kolluk güçleri tarafından saldırıya uğramışlar, ağır bir şekilde darp edilmiş, kendilerine yönelik yoğun ve orantısız bir şekilde saldırı gerçekleştirilmiştir. Bu açıdan müvekkile yönelik 'görevi kötüye kullanma, kasten yaralama ve işkence' suçlarının işlendiği, AİHS m. 3 ve Anayasa 17/3'de tanımlanan işkence yasağı ilkesinin ihlal edildiği tartışmasız olup, şüphelilerin tespit edilerek cezalandırılması gerektiği açıktır" ifadesine yer verildi.
"YETERLİ ŞÜPHE OLUŞTURACAK NİTELİKTE VE YOĞUNLUKTA DELİL BULUNMUYOR..."
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu, vatandaşlara müdahale eden Hatay İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri hakkında yürütülen soruşturmayı tamamladı. Başsavcılık, müşteki avukatının dosyaya sunduğu flash bellek içerisindeki video, fotoğraf ve sosyal medya görüntüleri ile kolluk tarafından düzenlenen 23 Mayıs 2025 tarihli tutanağı inceledi.
Yapılan incelemede, "kolluk görevlilerinin görevlerini kanun, tüzük ve mevzuat çerçevesinde yürüttüğü, kasıt, ihmal veya gecikmeye rastlanmadığı" tespit edildi. Bu gerekçelerle, şüpheliler hakkında kamu davası açılması için "yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yoğunlukta delil" bulunmadığına karar verildi. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, Hatay Sulh Ceza Hakimliği'ne itiraz edilebileceği belirtildi.
"SORUŞTURMA SAVCISININ KARARINDA İSABETSİZLİK GÖRÜLMEMİŞTİR"
Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliği de yapılan itirazı reddetti. Kararda, şu ifadelere yer verildi:
"İtiraz konusu somut olayda her ne kadar müşteki tarafından; kamu davası açılması gerektiğinden bahisle itiraz edilmiş ise de; CMK m. 172 (1) hükmünde Cumhuriyet savcısının, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vereceğinin hükme bağlandığı; itiraz konusu olayda yöntemince yapılan soruşturmada toplanan delillere, alınan beyanlara ve tüm dosya kapsamına göre; soruşturma konusu olayda kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturan delil elde edilemediği; bu itibarla soruşturma savcısınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bir isabetsizlik görülmediği, kararın usul ve yasaya uygun olarak tesis edilmiş olduğu anlaşıldığından; müştekinin itirazının reddine karar vermek gerekmiştir."
"DARP EDİLDİK, GÖZALTINA ALINANLAR OLDU"
Mağdurlar Ali Samsun ve eşi Duygu İnegöllü, avukatı aracılığıyla Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu ve yaşadıkları süreci ANKA Haber Ajansı'na anlattı. Depremde 4 yakınını kaybeden Ali Samsun, enkaz başında 8 gün beklediklerini ve cenazelere ancak 14 Şubat'ta ulaşabildiklerini hatırlattı. Samsun, deprem anmalarına katıldıklarını belirterek, yaşadığı süreci şöyle anlattı:
"Her yıl anmalara katılmaya çalışıyoruz. Özellikle Köprübaşı dediğimiz, Antakya'nın en önemli meydanında anmalara katılmak istiyoruz. İlgilileri ve devlet yetkililerini protesto etmek istiyoruz. Bunun birçok nedeni var: Hem imara açılmaması gereken yerlerin imara açılması, hem ölen insanların yargılamalarının düzgün yürütülmemesi ve bu süreçler için hiçbir kaynağın ayrılmaması. Türkiye’de yargılama süreleri zaten çok uzun. Bir sürü davanın açılması gerekeceği belli olmasına rağmen yeni kaynak ayrılmıyor ve personel ataması yapılmıyor. Bu meseleye ilgiyle yaklaşılmadığı çok belli. Mağdurların hakları hiçe sayılıyor. Bunu protesto etmek için en önemli meydanda toplanmak istedik geçen yıl ve polis şiddetiyle karşılaştık. Kesinlikle engellendik. Önce '15 dakika bekleyin, az sonra sizi alacağız' dediler. Böyle diye diye bir buçuk saat boyunca sabaha karşı 4’e kadar beklettiler. Sonra da almadılar. 'Biz de girmek istiyoruz' deyince darbedildik ve gözaltına alınanlar oldu. Bazı insanları ise otobüslerle farklı bir çıkıştan indirdiler; Köprübaşı’na götürdüler. Oradaki kalabalık böyle oluşuyor aslında."
"ÇOK SEVDİĞİMİZ İNSANLARI KAYBETTİK VE ÇOK ACI ÇEKTİK"
Avukat Duygu İnegöllü de yaşadıkları ve hukuki süreci şöyle anlattı:
"5 Şubat'ta yapılan diğer anmalara katılabildik; farklı platformların çağrılarıyla farklı noktalara gittik ve sorun yaşanmadı. Ancak 6 Şubat sabahı deprem saatinde Köprübaşı’nda yapılacak anmaya hiçbir gerekçe gösterilmeden girmemiz engellendi. Köprübaşı’na çok yakın bir noktadaydık ve alanı görebiliyorduk. Alanda anma vardı ve kalabalık bulunuyordu. Alanda konuşan yetkililer vardı. Alana giriş yasaklanmamıştı; sadece bizim girmemiz engellenmişti ve bunun sebebi açıklanmıyordu. Güvenlik için arama noktası kuruldu mu, bu da söylenmedi. Saatlerce bekledik ve anmaların başladığını duydukça sabırsızlandık. Biz de katılmak istedik.
"MÜCADELE ETMEK DIŞINDA BİR SEÇENEĞİMİZ YOK"
Çok sevdiğimiz insanları kaybettik ve çok acı çektik. Depremin üzerinden 2 yıl geçmişti. Davamız bile başlamamıştı. Katılmak istedik ama izin verilmedi ve kalabalıkla polis arasında sıkıştık. Polis sürekli insanları itti. Bu sıkışma ve nefes alamama hali çok zorluydu. Sonrasında bir şikâyette bulunduk. Yaşadığımız süreci eşim de anlattı. Yargılamalar doğru düzgün sürmüyor; deprem sürecinde yardım ve destek göremedik. Üstelik katilleri affetmeye kalktıkları bir süreç başladı. Biz de bunun direnişini gösterdik ve sürekli bir direniş halindeyiz. Takipsizlik kararı verildi. İtiraz ettik ama sonuç çıkmadı. Şu anda AYM başvurumuzu yaptık. Yeniden 6 Şubat geldi. Muhtemelen katılmamıza izin verilmeyecek, ancak orada olacağız. Mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yok. Biz biliyoruz ki, Lale ve Sercan bizim yerimizde olsaydı onlar da bizim için mücadele ederdi. Biz de onlar için mücadeleye devam edeceğiz. Adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz."
"SANIKLAR SERBEST, DURUŞMAYA SADECE BİZ GİDİYORUZ"
Avukat İnegöllü, Ilgım Apartmanı'na ilişkin ceza davasının depremden 2 yıl sonra başladığını; dosyadaki bilirkişi raporlarına göre müteahhit ile yapı denetim sorumlularının "asli kusurlu", belediye görevlilerinin ise "tali kusurlu" olarak yer aldığını hatırlattı. İnegöllü, şöyle konuştu:
"Buna rağmen herkes serbest. Her duruşmaya sadece biz gidiyoruz. Sanıklar duruşmaya katılmıyor. Mahkeme hala belge toplamaya çalışıyor. Müştekilerin bir kısmı daha dinlenmedi. Ölü sayısı bile kesin olarak belirlenemedi. Kimliği tespit edilemeyen cenazelerimiz vardı; Suriyeli komşularımız bile sadece sayı olarak geçiyor. İsimleri doğru düzgün tespit edilemedi. Yargılama bu şekilde ilerliyor. Bir sonraki duruşma 20 Şubat'ta. Herhangi bir gelişme beklemiyoruz ama süreci takip etmeye devam edeceğiz."
"KAMU GÖREVLİLERİYLE İLGİLİ HÂLÂ SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEDİ"
3 yıldır kamu görevlileri hakkında soruşturma izni verilmediğini belirten İnegöllü, "Kamu görevlileriyle ilgili hâlâ soruşturma izni bekliyoruz. Yargılanmalarını istiyoruz; kamu görevlileri en büyük sorumlular. Türkiye’de yaşam hakkını korumak devletin görevidir. Bunlar rant ve para peşindeki insanlar... Bizi burada korumayan devletin kendisidir. Sevdiklerimizin yaşam hakkını korumayan devletin kendisidir. Bu kişiler yargılanmadığı sürece, bu ülkede insanlar ölmeye devam edecek; depremde, otel yangınında veya tren kazasında. Öncelikle bu kişilerin yargılanmasını sağlamalıyız ki denetimler düzgün yapılsın ve devlet yaşam hakkını korusun" diye konuştu.