İstanbul Tabip Odası Deprem Çalışma Grubu, İstanbul Barosu, TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Dişhekimleri Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubeleri, Kadıköy’de düzenledikleri ortak basın açıklamasında Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında hem deprem bölgesindeki sorunlara hem de olası Marmara-İstanbul depremine dikkat çekti.
Açıklamada, 1999’dan bu yana beklenen büyük Marmara depreminin bilim insanları tarafından yaklaşık 7,4 büyüklüğünde öngörüldüğü anımsatılarak, “Yalnızca İstanbul’u değil tüm Marmara Bölgesi’ni ve Türkiye ekonomisini derinden etkileyecek bir depremden söz ediyoruz. Peki hazır mıyız? Ne yazık ki değiliz” denildi.

“HAZIRLIK KAĞIT ÜZERİNDE KALDI’
Ortak metinde, afet öncesi risk azaltma politikalarının hayata geçirilmediği, plan ve projelerin büyük ölçüde kağıt üzerinde kaldığı vurgulandı. Kamusal sağlık sisteminin zayıflatıldığı belirtilerek, deprem anında en kritik rolü üstlenecek kamu hastanelerinin kapasite kaybına uğradığı ifade edildi. Toplanma alanlarının yetersiz olduğu, geçici barınma alanlarının net planlanmadığı ve moloz yönetimine dair şeffaf bir yol haritası bulunmadığı ifade edilen açıklamada, kentsel dönüşümün rant odaklı ilerlediği savunuldu. Depreme karşı alınması gereken önlemlerin sorumluluğunun yoksul halka, asgari ücretliye ve emeklilere yüklendiği belirtilerek, “Kamusal sorumluluk bireysel kadere indirgeniyor” denildi.
‘HASTANELER DAYANIKLI DEĞİL’
İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Osman Küçükosmanoğlu, Marmara’nın bir deprem beklediğini belirterek, “1999’dan sonra ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ denildi. Ancak 6 Şubat’ta arama kurtarma çalışmalarının yetersizliğini, hastanelerin yıkıldığını, sağlık çalışanlarının enkaz altında kaldığını gördük. Aynı hataları tekrar etmemeliyiz” dedi.
SES Şişli Şube Eş Başkanı Fadime Kavak da İstanbul’daki birçok sağlık tesisinin depreme dayanıklı olmadığını belirterek, “Sağlık tesisleri ayakta kalmazsa depremde hizmet verme şansımız olmaz. Gerekli önlemler yarın çok geç olmadan alınmalı” diye konuştu.
‘RANT DEĞİL YAŞAM HAKKI’
Mahalle Afet Gönüllüleri Acil Müdahale Derneği Başkanı Hüseyin Karadağ, afet yönetiminde toplum temelli bir yaklaşımın şart olduğunu vurgulayarak, afet planlarının kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini söyledi. İstanbul Barosu avukatı Eren Can ise 6306 sayılı yasanın deprem güvenliği yerine rant amacıyla uygulandığını söyledi. 6 Şubat depremlerine ilişkin davalarda cezasızlık yaşandığını belirten Can, “Eğer bu davalarda gerçek bir caydırıcılık sağlanmazsa İstanbul depremine nasıl hazırlanacağız?” dedi. Meslek örgütleri, afet yönetiminin yalnızca siyasi iktidarın inisiyatifine bırakılamayacağını belirterek, demokratik kitle örgütlerinin risk azaltma, hazırlık ve kamusal denetim süreçlerinde aktif rol almaya devam edeceğini vurguladı.