Eğitim-İş “Mesem’ler Üzerine Mitler ve Gerçekler” başlıklı bir rapor yayımladı. Raporda Türkiye’de ortaöğretim kademesinde 1,5 milyona yakın çocuğun örgün eğitimin dışında olduğu, ‘Mesleki eğitim’ kılıfı altında 560 bini aşkın çocuk sanayide, atölyelerde ve şantiyelerde ucuz işgücü olarak kullanıdığı, MESEM’in, kamu kaynaklarının sermayeye aktarılmasıyla finanse edildiği, ‘İstihdam teşviki’ adı altında kamu kaynaklarından sermayeye aktarılan miktar 7,1 milyar TL’yi aştığı,
MESEM öğrencilerinin yüzde 53,6’sının işyerinde fiziksel veya psikolojik şiddet gördüğünü ve MESEM kapsamında 18 çocuğun, iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği açıklandı.
‘MOLA VE DİNLENME HAKLARI İHLAL EDİLİYOR’
Söz konusu raporla MESEM’e yönelik iktidar söylemlerinin sahadaki deneyimlerle taban tabana zıt olduğu 8 kategori ortaya çıkarıldı. MEB’in “MESEM’lerde öğrenciler meslek öğreniyor” söylemine ilişkin, “Öğrenciler usta öğreticilerden sistematik bir eğitim almak yerine, mesleği çoğu zaman kendi çabalarıyla öğrenmeye çalışıyor. Birçok öğrenci MESEM’lerin mesleki gelişimine katkı sağlamadığını belirtirken, zamanlarının önemli bir kısmını temizlik, çay servisi gibi meslek dışı işlerde geçirdiklerini söylüyor” gerçekliği ifade edildi.
“MESEM’ler öğrencileri iş hayatına hazırlıyor” söylemine ilişkin ise, “İşverenler, MESEM’den mezun öğrencileri, en az asgari ücret vererek istihdam etmek yerine devletin ücretini ödediği yeni bir MESEM öğrencisi çalıştırmayı tercih ediyor. Mezunlar genellikle alanları dışında, güvencesiz ve kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalıyor” gerçekliği paylaşıldı.
“Öğrenciler MESEM’lerde pedagojiye uygun ortamlarda eğitim görüyor” söylemine karşılık, “Öğrenciler, çocuk haklarına ve mevzuata aykırı bir şekilde günlük 8 saati aşan uzun saatler boyunca çalıştırılıyor, mola ve dinlenme hakları ihlal ediliyor. Öğrencilerin deneyimleri, iş yerlerinde fiziksel ve psikolojik şiddetin pek çok öğrenci için yaygın ve normalleşmiş olduğunu gösteriyor” gerçekliği ortaya çıkarıldı. “Öğrenciler MESEM’lerde denetlenen koşullarda eğitim alıyor” söylemi, “Öğrenciler yasal olarak "tehlikeli/çok tehlikeli" olan işlerde çalıştırılıyor, denetimler kâğıt üzerinde kalıyor, bu durum yaralanmalara ve iş cinayetlerine yol açıyor” gerçekliğiyle çürütülürken, “MESEM’ler öğrencilere bir yandan meslek öğrenme fırsatı sunarken bir yandan akademik eğitimlerine de devam etme fırsatı sunmaktadır” söylemi ise, “Öğrenciler iş yerindeki ağır çalışma koşulları nedeniyle okula yorgun ve uykusuz geliyor, haftada sadece bir günle sınırlandırılan okul eğitimi, hem meslek dersleri hem de akademik dersler için yetersiz kalıyor” gerçekliğiyle çelişti.
‘AVRUPA’DAKİ 16 YAŞ SINIRINDAN DÜŞÜK’
“MESEM’lerin uluslararası uygulamalarla uyumlu bir uygulama” olduğunu yönelik söylem ise, “Avrupa'daki çıraklık sistemleri ağırlıklı olarak yetişkinlere yönelikken, Türkiye’de MESEM’ler aracılığıyla çıraklık eğitimi alan öğrencilerin yaklaşık yüzde 80’ini çocuklar oluşturuyor. Ayrıca, Türkiye’de çıraklığa başlama yaşı olan 14 yaşın, çoğu Avrupa ülkesindeki 16 yaş sınırından düşük olduğu görülüyor” gerçekliğiyle anlatıldı. “MESEM’lerin Türkiye’nin kalkınmasına hizmet ettiğine” yönelik söylem, “MESEM’li öğrencilerin ücretlerinin, Devlet’in İşsizlik Fonu’ndan karşılanması kamu kaynaklarının özel sektöre transferi anlamına geliyor. Ayrıca Sayıştay raporu da MESEM modelinin, işletmelere ve özel okullara yapılan usulsüz ödemeler sebebiyle kamu zararı oluştuğunu ortaya koyuyor” gerçekliğiyle karşılaşırken, “MESEM’de okumak bir tercihtir” söylemine ilişkin “MESEM’li öğrencilerin profilleri, MESEM’e yönelimin özgür bir tercihten ziyade derinleşen ekonomik yoksunluk sebebiyle çocuklar için bir zorunluluk olduğunu gösteriyor. Ayrıca akademik başarısı düşük veya devamsızlık oranı yüksek öğrencilerin okul yönetimlerine gönderilen yazılarla MESEM’e geçişleri teşvik ediliyor” gerçekliği ortaya konuldu.
‘10-12 SAAT ÇALIŞMA VAR FAZLA MESAİ YOK’
Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü’nün 463 MESEM öğrencisi/mezunuyla gerçekleştirdiği araştırma ise; katılımcıların yarısından fazlasının günde 10-12 saat çalıştığını ve fazla mesaiye kalan öğrencilerin yalnızca yüzde 14,7’sinin fazla mesai ücreti alabildiğini ortaya koyuyor.
ÖĞRENCİLERİN AĞZINDAN MESEM GERÇEKLİĞİ
Raporda öğrencilerin MESEM’e ilişkin görüşlerine yer verildi. Bir öğrenci “İş yerinde ne öğle molası var ne de çay molası. Yemeğimizi yer yemez tekrar çalışmaya başlıyoruz. Bazen gücümüzün çok üzerinde işler yapmamız bekleniyor” ifadelerini kullandı. Maaşların düzenli ödenmediğini belirten başka bir öğrenci ise, “Sınıf arkadaşımın maaşını bankaya yatırıyorlar. Resmiyette yatmış görünüyor ama elden geri alıyorlar. Yani bedavaya çalıştırıyorlar. Yol ve yemek ücreti vermeyenler de çok” dedi.
Başka bir öğrenci de, “Sabah 8’de girip akşam 7’de çıkıyorum. 11 saat çalışıyorum. Bildiğim kadarıyla 8 saatten fazlası için ek ücret ödenmesi lazım ama ödenmiyor. Aslında ek ücreti de istemiyorum. 8 saat çalışayım yeter. Yorucu geçen günlerden sonra okula gelmek tatil gibi. Okulda dinleniyorum, derslere öylesine girip çıkıyorum. Ders malzemelerini de getirmiyorum. Zaten az kazanıyorum, ücretim kesilmesin diye devamsızlık yapmıyorum” diye konuştu.
Günde 10-11 saat çalıştığını ifade eden başka bir öğrenci ise, “Çalışma durumuma göre kazandığım para az aslında. Haftada bir gün okula gitmek iyi oluyor. Dinleniyorum açıkçası, arkadaşlarımı da görüyorum. Bazı haftalar cumartesi günleri de işe gidiyorum. 1 gün okula gelmek, iş yapmamak güzel” yorumunu yaptı.
‘BACAĞIMDAKİ AĞRIDAN UYUYAMIYORUM’
En çok uyumayı özlediğini söyleyen bir öğrenci ise, “Çok yoruluyorum; haftada altı gün çalışıyoruz. Söyledikleri gibi 4 gün iş, 1 gün okul falan yok. İş çok yoğun olduğunda bazı pazar günleri bile bizi çağırıyorlar, gitmek zorunda kalıyoruz. Çalıştığımız yer de çok kirli; iş zaten zor ve kötü, ustalar işi daha da zorlaştırıyor. Küfredenler var, bağıranlar var… Hem iş hem de patronlar bizi tüketiyor, çok yoruluyoruz. Yatağa girdiğimde bacağımın ağrısını hissediyorum. Ağrıyla uyumaya çalışıyorum ama bazen ağrı uyumama izin vermiyor. Gece 2-3 kez ağrıdan uyanıyorum; bacağımdaki ağrı yüzünden kalkıp su içmeye bile gidemiyorum” diye konuştu
YARALANMALARINA KARŞIN ÇALIŞTIRILDILAR
Yaralandığı kazalar olduğunu ifade eden başka bir öğrenci ise, “Yaralandıktan sonra biraz durdum, usta biraz dur dinlen dedi. Soğuk su verdi arkadaşlar. Çünkü elim ayağım titremişti. Dinlendikten sonra gel dedi. Aynı gün çalışmaya devam ettim” dedi.
İşaret parmağı kırılan öğrenci de, “Akşama kadar çalıştırdılar yine de. Akşam olduğunda baktım ki parmak şişmiş, mosmor. Anca o zaman gittim hastaneye. Ucuz atlattığımı söyledi doktor. Az daha derine inse parmağı koparıp atarmış” ifadelerini kullandı.
'NASIL OKUYACAĞIZ Kİ PARA YOK'
Maddi gerekçelerle MESEM’i tercih eden öğrenciler ise şunları söyledi: “Maddi durumumuz iyi değil. Babam harçlık vermekte zorlanıyordu. 3 kardeşiz, babam inşaat işçisi. Anadolu Lisesindeydim. Derslerim normaldi. MESEM’lerin açıldığını duydum. MESEM’e geçerek aileme maddi katkı sunmak istedim.”
“Nasıl okuyabiliriz ki? Evde eşya yok. Para yok. Hepimiz yeni işlere başladık. Ben çalışmazsam aç kalırız. Çalışırsam da zaten ders çalışamam. Okula gitmek istesem bile mümkün değil. Okul forması, çanta ve kitaplar çok pahalı.”
