MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir gazeteye açılım sürecine ilişkin yaptığı açıklamalar, sürece ilişkin yeni tartışmalara pencere açtı. Bahçeli’nin “artık sonuca ulaşacak hamlelerin yapılması şarttır”, “iletişim eksikliği yaşandığı görülmektedir” ve “yasal düzenlemeler” vurgusu, Cumhur İttifakı içinde sürecin yönetimine ilişkin görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı. AKP kulislerinde, Bahçeli’nin açıklamalarının yalnızca örgüte değil doğrudan iktidara ve devlet mekanizmasına mesaj içerdiği değerlendirmeleri yapılırken, AKP yönetiminin ise “önce tam silah bırakma” çizgisini koruduğu belirtiliyor.
MHP liderinin devletin atması gereken adımları tek tek sıralaması Ankara’da “MHP, iktidarın sürece ilişkin adım atmamasından rahatsız” yorumlarına neden oldu. Bahçeli’nin özellikle “kurumları harekete geçirmek”, “yasal ve idari düzenlemeleri yapma”, “gelişmelerin takibini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirme” ifadeleri, AKP içinde “MHP artık siyasi ve hukuki zeminde somut adım bekliyor” şeklinde değerlendiriliyor.
‘MHP, MECLİS ZEMİNİNİN ÖTELENMESİNİ İSTEMİYOR’
AKP kaynakları, son dönemde güvenlik bürokrasisinin ağırlığının arttığını ve örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakmasına ilişkin beklentinin sürdüğünü ifade ederken, MHP’nin ise sürecin yalnızca güvenlik boyutuyla ilerletilmesine mesafeli durduğunu belirtiyor. Bahçeli’nin açıklamalarında komisyon raporuna özel vurgu yapması da “Meclis zemini daha fazla ötelenmesin” mesajı olarak yorumlanıyor. AKP içinde bazı isimlerin “sürecin kontrollü ilerlemesi gerektiğini” savunduğu, buna karşılık MHP’nin siyasi ve hukuki başlıkların da eş zamanlı ilerletilmesini istediği belirtiliyor. Kulislerde, Bahçeli’nin “iletişim eksikliği” çıkışının da doğrudan sürecin yönetimine dönük olduğu değerlendiriliyor.
‘SİLAH BIRAKMA TAMAMLANMADI’ KABULÜ
Bahçeli’nin açıklamalarında en dikkat çeken bölümlerden biri ise silah bırakma sürecine ilişkin ifadeler oldu. “Silah bırakma kararlılığının fiiliyata dökülerek sonlandırılması gerekmektedir” diyen Bahçeli’nin ardından “silah bırakmayanları da bertaraf etme gücüyle hareket edilmesi gerekir” ifadesini kullanması, Ankara’da “örgütün halen tam anlamıyla silah bırakmadığının açık kabulü” şeklinde değerlendirildi. AKP kurmayları da güvenlik boyutunun henüz tamamlanmadığını savunurken, hukuki aşamaya geçilmesi için “sahadaki tablonun netleşmesi gerektiğini” ifade ediyor. Parti içinde, “silah bırakma tamamlanmadan yeni statü ya da siyasi rol tartışmalarının erken olduğu” değerlendirmeleri yapılıyor. AKP kaynakları, Bahçeli’nin de “örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakmadığını ifade ettiğini” söylerken, “Bu şartlarda herhangi bir yasal düzenleme gündeme gelmez. Önce örgütün tamamen silah bırakması gerekiyor” görüşünü dile getiriyor. Parti içinde özellikle “devlet refleksi” ve “milli güvenlik çizgisi” vurgusunun öne çıktığı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da süreçte “kontrollü ve temkinli” bir yaklaşım izlediği ifade ediliyor.
‘UMUT HAKKI’NDAN YENİ STATÜ FORMÜLÜNE
Kulislerde dikkat çeken bir diğer başlık ise Bahçeli’nin PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’a ilişkin kullandığı ifadeler oldu. Daha önce “umut hakkı” tartışmasını gündeme taşıyan Bahçeli’nin, süreç ilerledikçe “statü” vurgusunu daha görünür hale getirdiği belirtiliyor. MHP liderinin son açıklamasındaki “mahkumiyet hali saklı kalmak kaydıyla sosyal statüyle teçhiz edilmesi” ifadesi, iktidar çevrelerinde dikkatle değerlendiriliyor.
Bahçeli’nin “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” önerisinin de AKP içinde farklı yorumlara neden olduğu aktarılıyor. AKP kurmayları ise bu konuda çizgilerinin değişmediğini savunuyor. Parti kaynakları, “önce tam silah bırakma” şartını yinelerken, örgütün tüm unsurlarıyla silah bırakmaması halinde herhangi bir hukuki düzenleme ya da siyasi rol tartışmasının gündeme gelmeyeceğini belirtiyor. Özellikle Öcalan’a süreç içinde yeni bir misyon yüklenmesine dönük önerilere AKP içinde mesafeli yaklaşan geniş bir kesim olduğu ifade ediliyor.
Ankara kulislerinde, Bahçeli’nin açıklamalarının Cumhur İttifakı içinde “sürecin yönü ve temposuna ilişkin yeni bir pazarlık zemini” oluşturduğu yorumları yapılırken, ilerleyen günlerde hem güvenlik bürokrasisinin hem de Meclis zeminindeki temasların yeniden hızlanabileceği değerlendiriliyor.
