ZMO Başkanı Kapıkıran, tarımdaki güncel durumu değerlendirdi: ‘Taban fiyatlar düşerse, çiftçi sayısının düşüşü hızlanır’

ZMO Başkanı Kapıkıran, tarımdaki güncel durumu değerlendirdi: ‘Taban fiyatlar düşerse, çiftçi sayısının düşüşü hızlanır’

14.05.2026 04:00:00
Güncellenme:
Emirhan Çoban
Takip Et:
ZMO Başkanı Kapıkıran, tarımdaki güncel durumu değerlendirdi: ‘Taban fiyatlar düşerse, çiftçi sayısının düşüşü hızlanır’

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Murat Kapıkıran, iktidarın ‘Bu yıl yağışlar yoğun yaşandı, verimli bir tarım sezonu bekliyoruz’ açıklamalarının ‘taban fiyatlarda düşüşe yol hazırlama amacı’ taşıyor olabileceğini söyledi. Borçlarını ödemekte zorlanan çiftçilerin daha da zorlanabileceğine dikkat çeken Kapıkıran, “Eğer öyle olursa, bundan sonraki yıllarda çiftçi sayısının azalışının hızlandığını görebiliriz” uyarısını yaptı.

Başkanlığa yeni seçilen 50. dönem TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hasan Murat Kapıkıran, tarımdaki güncel sorunları Cumhuriyet’e değerlendirdi.

1980’li yıllardan bu yana uygulanan tarım politikalarının tarımın ticarileşmesine yol açtığını söyleyen Kapıkıran, “2000’li yıllardaki niyet mektupları ve mevcut hükümetin, Türkiye’deki bütün yatırım kararlarını küresel sermayenin talepleri doğrultusunda gerçekleştiriyor olması ya da özelleştirme programlarını böyle uyguluyor olması tarıma da yansıdı.

Gübre fabrikaları, şeker fabrikaları, tekel fabrikaları gibi kamu varlıklarının yavaş yavaş özelleştirilmesi, ticarileştirilmesi ve özel sermayeye aktarılmasıyla, gelinen noktada neredeyse tamamı yok edildi” dedi. 

‘İMAR RANTINI HEDEFLEYEN ANLAYIŞ’

Tarımda ortaya çıkan ürünlerin işlenmesi noktasında ortaya çıkan ikinci ürünlerin üretim aşamasının hemen hemen tamamının özelleştirme sürecine alındığını anlatan Kapıkıran, “Eski kooperatifler ve birlikler siyasetin yönettiği yerler haline geldi. Bütün bu uygulamaların sonucunda artık öyle bir noktaya gelindi ki bugün tarım arazileri ve tarımsal üretimin en önemli ayaklarından biri olan su varlıkları da ticaretleştirildi. Kimisi suyu satan ekiplere veriliyor. Kimisi orada şirket bazlı kafes balıkçılığı yapanın kullanımına veriliyor. Böylelikle ekosistemin kullanacağı su olmaktan çıkıyor. Isısı yükseliyor. Oradaki canlı çeşitliliği yok oluyor” ifadelerini kullandı.

Tarım arazilerinin “Kuzey Marmara Otoyolu veya Kanal İstanbul” gibi projeler uğruna tarım arazisi vasfı dışına çıkartıldığını aktaran Kapıkıran, “Böyle projeler, tarımsal üretimin önemini bir kenara bırakıp sadece imar rantını hedefleyen bir anlayışla yürütülüyor” diye konuştu. 

‘KÜÇÜK AİLE İŞLETMECİLİĞİ YOK OLUYOR’

Çiftçilerin imkansızlıktan kaynaklı olarak işi bıraktığını, yaş ortalamasının fazlasıyla yükseldiğini anlatan Kapıkıran, “Bu da yetersiz üretim anlamına geliyor. O da hem ürün fiyatlarının, raf fiyatlarının artmasının önünü açıyor. Daha çok ithalata bağımlı hale gelmeye başlıyorsunuz. Bundan on sene önce yapılan hayvan ithalatlarında harcanan para, hayvan sayısı bakımından alımın yarıya inmesine rağmen fiyat olarak iki katına çıktı. Çünkü siz ithalatçısınız ama uluslararası fiyatlar artmaya devam ediyor” dedi.

Tarımsal üretim bilgeliğinin de kaybolmaya başladığını vurgulayan Kapıkıran, “Köylüler topraklarını terk ederken genelde topraklarını şehirden gelen bir alıcıya satıyorlar. O alıcılar da zaman içinde sermaye gruplarına daha yüksek fiyatlarla satacaklar. Süreç mecburen öyle işleyecek. Dolayısıyla küçük aile işletmeciliği orta vadede çok yüksek ihtimalle yok olacak gibi görülüyor” diye konuştu.

Çiftçilerin borçlarının 1 trilyon lirayı aştığını belirten Kapıkıran, iktidarın ‘Bu yıl yağışlar yoğun yaşandı, verimli bir tarım sezonu bekliyoruz” açıklamalarının yakında açıklanacak olan taban fiyatlarda düşüşe yol hazırlama amacı taşıyor olabileceğini söyledi. Borçlarını ödemekte zorlanan çiftçilerin daha da zorlanabileceğine dikkat çeken Kapıkıran, “Eğer öyle olursa, bundan sonraki yıllarda çiftçi sayısının azalışının hızlandığını görebiliriz” değerlendirmesini yaptı. 

‘EĞİTİM VE İSTİHDAM DENGELENMELİ’

Bu politikaları olumsuz sonuçlarından dönmek için çözüm önerilerini sıralayan Kapıkıran, tarımda planlamaya geçilmesi, tarım alanlarının koruma alanı olarak tanımlanması gerektiği, üreticiyi krediye yönlendiren politikalardan vazgeçilmesi noktalarına dikkat çekti.

Kapıkıran, “Türkiye'de gerçekçi bir tarım sayımıyla verilerin ne olduğunu tespit edip onun üzerine planlama ve tarım politikası kurabilmemiz lazım. O olmadıkça bu işlerin hiçbirisi yapılamaz. Sağlıklı bir tarım politikası uygulaması için iyi bir tarım politikası üretseniz bile uygulaması için gerekli insan gücünün en önemli kalemi ziraat mühendisleridir. Ziraat mühendislerinin de hem eğitim kalitesinin düştüğünü hem işsizlik oranının çok arttığını görüyoruz. Eğitim ve istihdam ikilemesinde denge oturtulması gerekiyor” dedi.

Kapıkıran, sözlerini “Hem merkezi hükümetin hem yerel idarenin tarım alanındaki tahribatı durdurması, sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Tarım alanındaki bu çöküşün gıda güvenliğine, gıda egemenliğine, gıda güvencesine olan olumsuz etkisinin de bir an önce durdurulması lazım. Çözümlerin, bilimsel bir bakış çerçevesinde, ziraat mühendislerinin gözetiminde oturtulması gerekir. Aksi takdirde sorunlar büyüyecektir” ifadeleriyle sonlandırdı.