Modern yaşamın getirdiği günlük duş alma rutini, saçların da her gün kimyasal şampuanlara maruz kalmasına neden oluyor. Ancak saç biyolojisi üzerine yapılan araştırmalar, saç derisinin (skalp) kendi mikrobiyotasını ve nem dengesini korumak için sebum adı verilen doğal bir yağ ürettiğini gösteriyor. Bu yağ, saç tellerini kökten uca kaplayarak dış etkenlere karşı bir kalkan oluşturur ve saçın esnekliğini sağlar. Saçın her gün yıkanması durumunda, bu koruyucu tabaka sürekli olarak deriden uzaklaştırılmakta ve saç telleri savunmasız, mat ve kırılgan bir hale gelir.

Daha da önemlisi, sık yıkamanın saç yağlanmasını azaltmak yerine artırdığı bilimsel bir gerçek. Saç derisi, yüzeydeki yağın sürekli yok edildiğini algıladığında, kuruyan deriyi nemlendirmek için "panik moduna" geçmekte ve eskisinden çok daha fazla yağ üretir. Bu durum "reaktif sebore" olarak adlandırılır ve kişiyi her gün saç yıkamaya mecbur bırakan bir kısır döngü yaratır. Saç diplerinin aşırı yağlı, saç uçlarının ise kuru ve çatallı olmasının temel sebebinin bu dengesizlik olduğu belirtilir.
İDEAL YIKAMA ARALIĞI 2 VEYA 3 GÜN
Uzmanlar, saçın doğal dengesine kavuşması için yıkama sıklığının kademeli olarak azaltılması gerektiğini önerir. İdeal yıkama aralığının, saç tipine göre değişmekle birlikte, genellikle 2 veya 3 günde bir olması gerektiği ifade edilir. Yıkanmayan günlerde saçın kendi yağının, fırçalama yoluyla diplerden uçlara doğru dağıtılmasının; saç uçlarını beslediği ve doğal bir bakım maskesi etkisi yarattığı gözlemlenir.

Yıkama esnasında uygulanan teknik de saç sağlığı üzerinde belirleyici. Şampuanın sadece saç diplerine uygulanması ve köpüğün uçlara doğru akıtılması yeterli görülüyor. Saç uçlarının, en yaşlı ve yıpranmış kısım olduğu için doğrudan şampuanla ovalanmaması gerektiği vurgulanıyor. Geçiş sürecinde saçın yağlı görünümünü dengelemek için kuru şampuanlardan veya doğal yöntemlerden destek alınabileceği, sabırlı olunduğu takdirde saçın yağlanma süresinin uzayacağı belirtiliyor.