‘Ölüm Kültürü’nde Ölçütler Üzerine...

26 Ağustos 2011 Cuma
\n

\n

Geçen hafta bu köşede yayımlanan Yanlış Bir Ölüm Kültürü Üzerine Düşünceler başlıklı yazımı paylaştıklarını bildiren okurlarıma çok teşekkür ediyorum. Bu arada Sayın Dr. Tekin Özertemin mesajını, izniyle aynen alıntılıyorum:

\n

Sayın Cemal,

\n

Yanlış Bir Ölüm Kültürü Üzerine Düşünceler yazınız için size teşekkür ederim.

\n

Yazınız bana Periklesin Peleponezya Savaşında ölenlerin gömü töreninde verdiği söylevi hatırlattı ve bizim çocuklarımızın Hangi Değerler uğruna öldüklerini düşündürdü. Belki o değerlerin günümüzde ne olduğunu köşenizde insanlarımıza anımsatmak ya da belirtmek yararlı olur diye düşündüm.

\n

Saygılarımla,

\n

Dr. Tekin Özertem

\n

Geçen haftaki yazımı şöyle noktalamıştım: Son öldürülen on kişi, son bir ayda öldürülen kırk altı kişi, yıllardır öldürülen on binlerce kişi - isterseniz bırakalım artık şu yalan temelinde yükselen yanlış ölüm kültürünün hamasetini de, bunca genç geçmişte neler yapılsaydı ölmemiş olurdu, bu sorunun yanıtını/yanıtlarınıama artık hiçbir yalana sığınmadan! arayalım!

\n

Şimdi burada iki noktaya önemle dikkatleri çekmek istiyorum. Dr. Özertem, bizim çocuklarımızın hangi değerler uğruna öldüklerini düşünmenin ve anımsatmanın önemine değinmiş. Benim yazımın sonunda ise: Bunca genç geçmişte neler yapılsaydı ölmemiş olurdu, bu sorunun yanıtını/yanıtlarınıama artık hiçbir yalana sığınmadan! arayalım!şeklinde bir söylem yer alıyor.

\n

Bu söylem, geçen haftadan bu yana bir rastlantı sonucu kanımca çok, ama çok önem kazandı. Çünkü aradan geçen süre içersinde, Genelkurmay Başkanlığı görevinden daha yeni ayrılmış olan Sayın Org. Koşanerin gizlibir toplantıda söylemiş oldukları, basında ayrıntıları ile yer aldı.

\n

Örneğin bu bilgilere göre, bazı askerlerimizin teröristler tarafından yerleştirilen mayınlara basarak şehit oldukları yolundaki haberleri bundan böyle çok dikkatle karşılamamız gerekiyor. Çünkü geçmişte birçok gencimiz, çok daha önceki bir zamanda kendi ordumuz tarafından yerleştirilen, ama sonradan temizlenmeyen ve yeri de belirsiz hale gelen mayınlara, yani kendi mayınlarımıza basarak ölmüşler!

\n

Yine Sayın Org. Koşanerden öğrendiğimize göre, bir saldırıya uğrayınca silahını bile bırakıp kaçan komutanlarımız varmış. Bu komutanlardan bazılarının terk ettikleri tüfekleri, daha sonra numaraları ile birlikte teröristler tarafından kendi televizyonlarında gösterilmiş. Ama bu komutanlar içersinde sonradan orduda kalmayı ve göğüslerini gere gereaskerler arasında dolaşmayı sürdürenler olmuş!

\n

Bu iki örnekle yetinelim. “…bunca genç, geçmişte neler yapılsaydı ölmemiş olurdu…” sorusuna dönelim.

\n

Bu sorunun yanıtı, artık çok güç, hem de nasıl ağır! Geçmişte mayınlarımızı arsada misket oynar gibi değil, sayarak ve nereye gömdüğümüzü bilerek yerleştirseydik, çoğu gencimiz şehit olmazdı…” demek zorunda kalmak, çok çok zor! Bunun gibi, Eğer saldırılar sırasında bazı komutanlar kaçmasalardı, pek çok gencimiz bugün hayatta olurdu!demek zorunda kalmak da çok çok zor!

\n

Bizim ölüm kültürümüzde anmaolayının genel olarak, yani yalnızca ordumuzun verdiği şehitlerle sınırlı olmanın ötesinde kalan, çok önemli bir yeri vardır. Bu da, yine bizim için, doğalsayılması gereken bir yazgıdır. Çünkü bütün dünyada yaşatmayı beceremeyen toplumlar, anmaya pek meraklıdırlar; belki yaşatamadığımızı unutturabiliriz diye, anmalara can simidi gibi sarılırlar.

\n

İyi de, öte yanda tarihin belleğidiye bir gerçek de var! Ve o bellek, çoğu zaman belki ağır bir tempoyla, ama acımasız bir yansızlıkla ve titizlikle çalışıp kayda alır!

\n

Bunu düşünen var mı acaba?

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Bir tiyatro açmak… 3 Nisan 2017