Türk aydınları neden öldürülüyor?
Ahmet Saltık
Son Köşe Yazıları

Türk aydınları neden öldürülüyor?

01.02.2024 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bu yazıyı, 31. Adalet ve Demokrasi Haftası’nın son gününde yazıyoruz. ADD kurucu genel başkanı Prof. Muammer Aksoy, 34 yıl önce bugün, arkadan vurularak öldürülmüştü. SSCB’nin dağılmasından sonra (26 Aralık 1991) Soğuk Savaş ve iki kutuplu dünya düzeni, yerini Amerikan yüzyılı-hegemonyasına bıraktı. Mumcu’ya kıyılan yıl 1993’te “çok ilginç”(!?) ardışık cinayetler işlendi. 10 Ocak 1993’te Mumcu, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile görüştü. Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve Maliye Bakanı Adnan Kahveci de görüşmeye katıldı. 14 gün sonra 24 Ocak 1993’te Mumcu öldürüldü. 12 gün sonra 5 Şubat 1993’te Kahveci kuşkulu bir trafik kazasında öldü. 12 gün sonra 17 Şubat 1993’te Orgeneral Bitlis kuşkulu bir uçak kazasında öldü. 17 Nisan 1993’te Özal birden öldü. 36 gün sonra 24 Mayıs 1993’te PKK, silahsız 33 askerimizi Bingöl’de şehit etti!

Bu olaylar rastlantısal mıdır? Mumcu, ABD’yi çok rahatsız eden hangi kritik gizlere ulaşmıştı acaba?

ABD Başkanı F.D. Roosvelt’in ünlü sözüdür: “Siyasette hiçbir şey rastlantı değildir. Bir şey oluyorsa o şeyin önceden planlandığından emin olabilirsiniz.”

“Kürt Dosyası” ve “Tarikat, Ticaret, Siyaset” kitapları, Mumcu’nun en önemli ürünleridir. Son zamanlarda en güncel sorunlarımız, bu iki konu ile doğrudan ve çok yakın bağlantılı. PKK’nin ABD eliyle sahneye sürüldüğü 1984’ten bu yana çok yol alınmış, Irak’ın kuzeyinde istasyon Kürt federe devleti kurulmuştur. Suriye’nin kuzeyi, Fırat’ın doğusunda PKK türevi YPG’ye ikram edilmiştir. Fırat’ın batısına yayılmayı durdurmaya çabalıyoruz çok ağır bedellerle, çok sayıda şehit vererek. Tehdit “müttefik”ten(!)

Türkiye’nin, kuruluşunu izleyen 3. yılda NATO’ya alınmasıyla (1952), aydın cinayetleri ve toplumsal kışkırtıcı “olaylar” görülmeye başlandı. İlki 6-7 Eylül 1955 kışkırtması (provokasyonu). DP iktidarının ülkeyi moratoryuma (devlet iflası) sürüklemesi ve IMF’nin korkunç devalüasyon dayatması. 1948-51 Marshall Planı ile Tarım ve Eğitim Bakanlığı’nı ABD’ye bırakan ülkemiz, bu kez maliye-Hazine’sini verdi.

21 Ekim 1999’da öldürülen ADD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet’teki köşesinde CIA istasyon şeflerinden Paul Henze ve Graham Fuller’in Türkiye raporlarını (1993) yayımlamıştı (1996). Henze, “Atatürk ilkeleri Soğuk Savaş döneminde görevini yaptı ama ‘Yeni Dünya Düzeni’ ile birlikte gerekliliği kalmadı. Klasik Atatürkçülük ölmüştür. Aydınların imam hatip okulları konusunda endişeleri yersiz. İran ve Arap parası ile desteklenen köktendincilik (AS: Rabıta vd.), Türkiye için ciddi tehdit değil. Atatürk’e deccal diyen Said Nursi ve Nurcular ilericidir. Nakşibendiler geriye dönük değil. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile bağlantıyı sağlayabilir” buyurmuştu. Fuller ise “Irak’ın üniter yapısını koruması ABD çıkarlarına uygun değil. Türkiye Kürtlere özerklik verirse Kuzey Irak’taki Kürtlerle bütünleşme gerçekleşebilir. En kötü şey, Türkiye’nin Irak’la yakınlaşmasıdır.” 

Kışlalı da fincancı katırlarını ürküttü Mumcu vb. yurtsever aydınlarımız gibi. Sen misin ulusu uyaran!?

ABD’nin 21. yüzyıl Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde iki ana hedefi var:  

1- 21. yüzyılda hiçbir ülke ya da ülkeler topluluğunun stratejik güç olmasına izin verilmeyecektir. 

2- Bu hedefin sağlanması için, önleyici (proaktif) güç kullanımı dahil her yola başvurulacaktır. 

ABD’nin, Türkiye topraklarının da içinde bulunduğu bölge için üçü temel üçü olanaklı ise ulaşılabilir hedefleri var. Temel hedefler Büyük İsrail, Büyük Ermenistan ve Büyük Kürdistan’ın kurulması. Daha uzun erimli, olanaklı ise ulaşılabilir hedefler: İstanbul merkezli Ortodoks devleti, Pontus Rum ve Ege Yunan devletleri ve Konya merkezli hilafet devleti kurulması. Bir tür güncellenmiş Sevr, BOP!

Çare: Önceki köşe yazımızda BOP (Büyük Ortadoğu Projesi)=Post modern Sevr tasarımını yazmıştık (18.01.24). Büyük fotoğraf bu! İşleyeni-işleteni bilinen, halktan gizlenen ve devletçe önlenemeyen aydın cinayetleri ve toplumsal kışkırtmalar (Çorum, Maraş, Madımak...) gladyo-kontrgerilla hüneridir. İnsanlığa karşı suç olan bu eylemler TSK-Özel Kuvvetler’e yıkılmak istenmiştir. Ancak Kozmik Oda, FETÖ-ABD eliyle didik didik edilmiş, hiçbir kanıt bulunamamıştır. Tersine, 800’ü aşkın yurtdışı görevlimiz şehit edilmiştir. Bu politika=gaflet, dalalet, ihanet daha fazla sürdürülemez ve kabul edilemez. Türkiye, işlevini yitiren savaş örgütü NATO’dan çekilmelidir. 

Yazarın Son Yazıları

Çok katmanlı bunalım

Türkiye neden eşzamanlı hukuk, siyaset, ekonomi, eğitim, güvenlik, çok katmanlı-çok ağır bir toplumsal güven bunalımı yaşıyor?

Devamını Oku
08.10.2026
Çürüme...

Turizm Bakanı Ersoy’a ait Maxx Royal Bodrum’daki ağaçlık bölgenin yok edilip otel yapılması...

Devamını Oku
24.09.2026
Ne pahasına olursa olsun, devlet gücüyle kalıcı iktidar!?

Türkiye çok kritik bir eşikte.

Devamını Oku
10.09.2026
Son AHİM kararı: Kavala’dan Ertürk’e... Hukuk devleti çökerken iktidar nereye?

AİHM Büyük Dairesi, önceki gün Osman Kavala hakkında bir kez daha konuştu.

Devamını Oku
27.08.2026
Tarihsel eşik ve ulus devletin egemenlik bunalımı

103 yaşındaki TC, çok ağır egemenlik bunalımıyla yüz yüze.

Devamını Oku
13.08.2026
‘Çerçeve yasa’ neyin çerçevesi?

Türkiye, tarihinin en kritik yönetselpolitik eşiklerinden birinde.

Devamını Oku
30.07.2026
Bağımsızlığın ipoteği: NATO’nun kanlı mirası ve Türkiye’nin egemenlik sınavı

Atatürk’ün dış politikadaki altın anahtarı çok nettir...

Devamını Oku
16.07.2026
Yapay zekâ ve sağlığımız: Bir umut mu, bir risk mi?

Yapay zekâ (YZ), tıp uygulamasını ve halk sağlığı yönetimini kökten değiştirme gücüne sahip, kuşkusuz en güçlü devrimsel ve çağcıl araçlardan biri.

Devamını Oku
02.07.2026
2026 yılı çok ‘sıcak’ olacak!…

Vurgulayalım: Artan sıcaklıklar salt doğa olayı değil, küresel sağlık krizi. Kişisel önlemlere ek, kamusal önlemler kritik. Bireysel önlemler (şapka, su, gölge...) koruyucu ama yetersiz. Kentleri soğutmaz, sağlık sistemini iklim krizine göre yapılandırmaz ve karbon salınımını azaltmazsak; tekil çabalar, yanan ormana bir bardak su dökmekten öteye geçmez!

Devamını Oku
18.06.2026
Cumhuriyetin 2. yüzyılında ‘merhametli monarşi’ reddiyesi

TC 2. yüzyılının eşiğinde, Cumhuriyet tarihinin en derin siyasal, ekonomik ve hukuksal fetret dönemini yaşıyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Salgınlarla başımız dertte mi?

Ebola ve Hantavirüs gibi çevresel kökenli hastalıklar, artık salt klinik olgu değil, küresel iklim ve ekosistem çöküşünün (çevre kirliliği, tarım, orman yangınları...) birer belirtisi-sonucu!

Devamını Oku
21.05.2026
İktidarın nüfusu artırma saçmalığı

13 Şubat 2025’te bu köşede yazmıştık...

Devamını Oku
07.05.2026
21. yüzyılda ulusal egemenlik bitti mi?

Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...

Devamını Oku
23.04.2026
Anayasa tuzağı ve ara seçim kıskacı

Türkiye’nin içine itildiği yapay yeni anayasa tartışmalarının hukuksal gereklilikten öte, iktidarın ömür uzatma ve Cumhuriyeti dönüştürme girişimi olduğu çok açık. Zamanlama uygun (!). Ekonomik yıkım ve toplumsal bunalımın tepe yaptığı, her cepheden halkın yaşam alanlarına saldırılarak felç edildiği ve siyaset dışına itildiği kesitte, RTE rejiminin neden anayasa masasını tek çıkış yolu (!) dayattığı çok net.

Devamını Oku
09.04.2026
Ortadoğu cehennemi ve iktidarın teslimiyeti

Savaşın şiddeti azalmış görünse de siyasal belirsizlik ve karşılıklı misilleme döngüsü sürüyor.

Devamını Oku
26.03.2026
Küresel haydutluk ve yeni dünya eşiği

Dünya, 1648 Westphalia düzeninden bu yana (egemenliğe saygı ve içişlerine karışmama) görmediği bir kuralsızlık girdabının içinde sürükleniyor.

Devamını Oku
12.03.2026
Çocukluk rehin, geleceğimiz yitik

Hukuk devleti olmamıza karşın, çocuklarımız akıl sağlığı ve ülkenin geleceği için geri dönüşü güç pedagojik yıkımla yüz yüze.

Devamını Oku
26.02.2026
Eşit yurttaşlık mı, yurttaşların eşitliği mi?

Yurttaşların eşitliği, liberal-hukuksal konumu tanımlar.

Devamını Oku
12.02.2026
‘De-kapitasyon’ ve sürüleştirme

Tıbbi bir metafordan politik gerçekliğe...

Devamını Oku
29.01.2026
Genelge ile dayatılan teokrasi

Genelge ile dayatılan teokrasi

Devamını Oku
22.01.2026
Narsisizmin küresel yayılımı

İnsanlık, 21. yüzyılın ilk çeyreğini kapatırken tarihin en karanlık döngülerinden birine, Malign Narsisizm’in küresel iktidar sahnesini işgal ettiği bir cinnet dönemine tanıklık ediyor.

Devamını Oku
15.01.2026
Adaletin ve bilimin aynası: Bir saç telindeki gerçek

Türkiye son haftalarda, spor ve iş dünyasında tanınan bir kişinin madde kullanımı savıyla çalkalanıyor.

Devamını Oku
01.01.2026
Kendi Ağzından Abdullah Öcalan

H. Basri Özbey’in yazdığı “Kendi Ağzından Abdullah Öcalan” adlı kitapta (Kaynak Yay., 2. bs., 2014) günümüzde anımsanması gereken önemli ayrıntılar var.

Devamını Oku
18.12.2025
Kovite benzer yeni salgın tehlikesi var mı?

2020-23 Kovit-19 pandemisinden bu yana yeni salgınlara hazır mıyız?

Devamını Oku
04.12.2025
Gıda güvenliği ve acil önlemler

Artan gıda zehirlenmesi ölümleriyle yüz yüzeyiz.

Devamını Oku
20.11.2025
Türkiye siyasetinde yeni paradigma: “Terörsüz Türkiye” mavi boncuğu ve MHP’nin kökten dönüşüm kumarı

Türkiye bir yıldır, milliyetçi cephenin Kürt sorunu-terörle mücadele söyleminde kökten değişimle sarsılıyor

Devamını Oku
06.11.2025
Sofradaki çifte kriz: Gıda güvencesi ve gıda güvenliği tehdidi

Türkiye, tarımsal özgücü (potansiyeli) yüksek bir ülke olmasına karşın, gıda-toplum beslenmesi alanında giderek derinleşen, yaygınlaşan ve sürdürülemez kerteye ulaşan çift yönlü bunalımla karşı karşıya.

Devamını Oku
23.10.2025
Fener Rum Patrikhanesi neden ekümenik olamaz?!

İstanbul Fener’de yüzlerce yıldır varolan Fener Rum Patrikhanesi (FRP), ülkemizin kültürel-tarihsel varsıllığının önemli bir öğesi.

Devamını Oku
09.10.2025
Türkiye’de sağlık hizmetlerinin temel sorunları

2003’te başlatılan kökü dışarıda Sağlıkta Dönüşüm Programı, günümüzde yurttaşlar ve sağlık çalışanları için ciddi ve derinleşen sorunlar doğurdu.

Devamını Oku
25.09.2025
Şafak yakındır...

Ülkemiz, 3 Kasım 2002’de iktidara getirilen proje parti AKP eliyle çok yönlü ve derin bir karmaşaya adım adım sürüklendi.

Devamını Oku
11.09.2025
Susuzluğun eşiğinde: Türkiye ve dünyada su kıtlığı

Konya’da bir çiftçinin 80 yıllık kuyusunda su bitti!

Devamını Oku
28.08.2025
‘Komisyon’ meşru mu?!

TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu (kısaca komisyon), anayasal-siyasal açıdan derinlikli değerlendirme gerektiriyor.

Devamını Oku
14.08.2025
AKP-MHP-DEM taşeron ittifakı ve uçurumun kıyısındaki Cumhuriyet

Ülke afetten afete sürükleniyor; bir karabasan gibi hatta ta kendisi yaşadıklarımız.

Devamını Oku
31.07.2025
AKP-MHP-DEM ortaklığı: Türkiye’den siyasal tarihe dersler...

“Terörsüz Türkiye süreci bir pazarlık süreci değil. İmralı’dan yapılan çağrıda da böyle bir pazarlığın olmadığı açıkça belli” diyen Bakan Tunç...

Devamını Oku
17.07.2025
Türkiye; 3 Temmuz 2025: Tarihin günlüğüne notlar...

“Bu toplumun yetiştirdiği 35 pırıl pırıl insan, saatler boyu süren bir süreç içinde devletin gözleri önünde, ilan ede ede yakılıyor.”

Devamını Oku
03.07.2025
İran’a emperyal saldırı: Sıra Türkiye’de!

1978’de İran’da şiddet gösterileri başladı...

Devamını Oku
19.06.2025
Laiklik... Neden vazgeçil(e)mez? Nasıl yitirdik, nasıl geri kazanmalı?

M. Luther’in Katolik Kilisesi kapısına 95 maddelik ültimatomunu çakmasıyla Protestanlık doğdu.

Devamını Oku
05.06.2025
Lozan Antlaşması’nın iptali için dava açılabilir mi?

Lozan Antlaşması (LA), 24 Temmuz 1923’te bağıtlanmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumda siyasal ve hukuksal meşruluğunu belgeleyen, sınırlarını, egemenliğini tanımlayan kurucu antlaşmadır.

Devamını Oku
22.05.2025
AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

AKP, şiddetin iktidarı: Toplumsal baskı ve sessiz yıkım

Devamını Oku
08.05.2025
Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Ulusal egemenliğin gasbı: 105. yıl ‘Türkiye Cemahiriyesi!?’

Devamını Oku
24.04.2025