Bütün Zenciler Siyah Değildir

09 Ağustos 2014 Cumartesi

Cumhuriyet’in dünkü manşetinde, ülkemizde, Musevi cemaatine, işyerlerine ve sinagoglara yönelik tacizler dile getirilmekteydi. Cumhuriyet’in Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer’in bildirdiğine göre Musevi yurttaşlarımız panik içinde. Cemaatin önde gelenleri, Utku’ya dert yanıyorlar:
- İsrail’in öldürdüklerinin hesabı bizden soruluyor.
- Yabancı düşmanlığı ve onun da ötesinde antisemitizm dalgası tırmanmakta.
- Panik içindeyiz, antisemitik dalgaya karşı hükümetin net duruşunu görmüyoruz.
Gerçekten de Tayyip Erdoğan İsrail - Filistin çatışmasını, din temelli bir savaş olarak görme eğiliminde olan tabanındaki bu yanlış algıyı düzeltmek, kamuoyunu yatıştırmak bir yana, söylemleriyle Yahudi karşıtı havayı daha da kışkırtıyor.
Sürekli vurgulamaya çalıştığım gibi tehlike büyüktür ve Tayyip Bey, Filistin davasını sandık hesabına çerez ettiği politikası uğruna Yahudi azınlığı gözden çıkarmış görünmektedir.
İsrail’in politikasını bir yandan böylesine lafta kınarken, öte yandan kaçak Irak petrolünü gizlice İsrail’e satma tezgâhı içinde olan Tayyip Bey’in ötekileştirdiği Yahudilere karşı, kör cahil ve bağnaz kitlelerin kışkırtmalar sonucunda denetim altına alınamayan tepkilerinin, meydana getireceği yıkımın telafisi mümkün olamayacak vahim olaylara yol açmasından korkulur.

***

Bu gibi olasılıklar karşısında, ülkeyi yönetenlerin uyanık ve hazırlıklı olmaları, yatıştırıcı konuşmalar ve jestler yapmaları beklenirken, Tayyip tam tersi yolu tutmakta, herkesi ötekileştiren, suçlayan tutumuyla Yahudileri tepkilerin hedefi haline sokmaktadır.
Burada, bir yanlış anlamayı hemen gidermek isterim. Aslında sadece Yahudilere yönelik bir ayrımcılık, ötekileştirme, hedef gösterme söz konusu değildir.
Tayyip Yönetimi, kendisinden olmayan herkesi ötekileştirmekte, kötülüğün, günahın simgesi, felaketin sorumlusu olarak göstermekte, ırk, dil, din, etnik köken ayrımı yapmaksızın herkesi topun ağzına koymaktadır.
Bir gün Aleviler, bir gün Şia, bir gün laikler, bir gün Zazalar, bir gün Kürtler, bir gün Ermeniler, bir gün Rumlar, ötekileştirmenin, aşağılanmanın hedefi olabilmektedir.
Her canlının ölümü mutlaka tatması gibi Tayyipland’da da herkes bir gün mutlaka ötekileştirmenin, aşağılanmanın hedefi haline gelecektir.
Sakın kimse “neyse bu furyada biz kurtulduk” demesin! Herkes beklesin, sıranın kendisine geldiğini görecektir.
Hatta, zaman zaman ondan yana tavır almış olmak da bir anlam ifade etmemekte ve ötekileştirmekten kurtulmayı sağlamaya yetmemektedir.

***

Bu durumda Martin Niemöller’in yanlışına düşmemek gerek. Bu durumda kimse, bana ne ben Yahudi değilim diyerek, kulağının üzerine yatmamalıdır.
Böyle bir davranış, her şeyden önce demokrasiye aykırıdır. Ama aynı zamanda akla da terstir.
Hrant Dink’in cenazesinde “Hepimiz Ermeniyiz” diyenler şu gerçeği anlatmaya çalışıyorlardı: Eğer bir toplumda birisi etnik kökeni veya düşünceleri dolayısıyla cinayete kurban gidiyorsa, başkaları da aynı akıbete uğramaya mahkûmdur. Nitekim ondan sonra da siyasi cinayetler, Ermeni, Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayrımı olmaksızın sürdü.
Ayrımcılığın olduğu toplumda, yalnız o ayrımcılığın o günkü öznesi değil, ama ötekileştirilme durumunda olabilecek olan herkes tehlikededir. Onun için; o gün hedef tahtasında Ermeniler duruyorsa herkes potansiyel Ermeni, Yahudiler duruyorsa herkes potansiyel Yahudidir.
Hatta zaman zaman, Yahudi düşmanlığında yarış halinde olanlar bile günün birinde Yahudilerle aynı ötekileştirmeye, aynı suçlamaya maruz kalıp, aynı kaderi paylaşabilirler. Bu Hitler rejiminde de böyleydi, Tayyip rejiminde de böyledir.
“Ben Yahudi değilim, bana ne?” demeyin!
Ondan olmadığınız, onun işine gelmediğiniz sürece, kim olursanız olun siz de tehlikedesiniz!
Unutmayalım, bütün zenciler siyah değildir!  


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020