Dip dalgası

15 Haziran 2018 Cuma

“Erdoğan’ın B planı imkânsız mı?” yazısı üzerine önceki gün Yargıtay Onursal Savcısı Sayın Sabih Kanadoğlu telefon etti. Cumhurbaşkanı’nın yeni seçim kararı vermesi halinde durumun ne olabileceğini açıklamaya, yargının içler acısı durumuna vurgu yapmaya çalıştığım yazı ile ilgili olarak da, “yalnız bir olasılık daha var, ona değinmemek, Cumhurbaşkanlığı adaylarının hakkını yemek oluyor galiba” dedi.

Sözünü ettiği olasılık, Meclis çoğunluğunun da, Cumhurbaşkanlığı makamınının da seçimle muhalefetin eline geçmesiydi.

Sayın Kanadoğlu yılların deneyimi ile bu olasılığın güçlü olduğunu sezmiş, uyarıyordu.

24 Haziran seçimleri son yıllardaki oylamalardan farklı.

Artık inisiyatif muhalefet cephesine, siz buna dilerseniz rahatlıkla demokrasi cephesi de diyebilirsiniz, geçmiş durumda.

Eskiden manevralarıyla, gündemi belirleyen, karşısındakileri kendi istediği alanda oynamaya mecbur eden Tayyip Bey yok bu sefer.

Muhalefet daha belirleyici konumda inisiyatifi ele geçirmiş durumda.

Muhalefetin önde gelen iki cumhurbaşkanı adayı da, topluluklarla yakın bir etkişelim içinde.

Meral Akşener, iktidarın tüm yandaş medyası ile birlikte kendisine uyguladığı görmezden gelme kuşatmasını yararak, bütün imkânsızlıklara karşı halk ile bütünleşmeyi becerdi.

Eskiden tutan oyunlar bu kez sonuçsuz kalmaya başladı.

                                                  ***

Artık herkesin gördüğü gerçek ise son seçimlerin yıldızının Muharrem İnce olduğudur.

Zeki, hazırcevap, konularına hâkim olan fizik öğretmeni Muharrem İnce, bütün ezberleri bozan bir kampanya yürütüyor, Tayyip Bey ile her konuda dişe diş mücadele ediyor ve çoğundan üstün çıkıyor.

AKP’nin yıllardır ısıtıp ısıtıp önümüze sürdükleri artık ilgi çekmez oldu. Mitinglerde canlılık, TV programlarında rayting olarak Muharrem İnce hep Tayyip Bey’in önünde yer alıyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, cumhurbaşkanı adayını belirlerken, örgütün sesine kulak verdiğini belirtmişti. Kemal Bey öyle yaparken, örgüt de Muharrem İnce lehine ağırlığını koyarken doğru iş yapmışlar. Miting meydanları ve kamuoyu yoklamaları bunu gösteriyor.

Sayın Kanadoğlu görüşmemizde bir dip dalgasından söz etti. Son zamanlarda bu deyimi kullanan yalnız o değil, çoğu kimse bir dip dalgasının gelmekte olduğunu, seçimlerin iktidar aleyhine çok tatsız sürprizle sonuçlanabileciğini söylüyor.

Kamuoyu araştırmaları, baskı rejiminden yılmış toplumlarda her zaman gerçeği yansıtamayabilirler, son yoklamalarda seçime on günden az bir zaman kalmasına karşın kararsız sayısının bu kadar yüksek olmasının nedeninin de, Türkiye’nin yukarıda belirttiğimiz durumda olmasından, insanların tercihlerini açıkça söylemekten kaçınmalarından doğduğu vurgulanıyor.

Zaten dip dalgaları çok önceden fark edilmez, depremin sallamadan hemen önce duyulan çok derinlerden gelen sesi gibidir o.

                                                  ***
Yalnız adayın hünerinden, muhalefetin becerisinden kaynaklanan bir olay değildir dip dalgası.

Toplumun da, değişime coşkuyla hazır olması ve yavaş yavaş bunu becerebileceğinin ayırdına varması, değişimin vazgeçilmez olduğunu kavraması ve bunu dile getirmesi halinde dip dalgasından söz edilebilir.

Belirli koşulların bir araya geldiği, tarihin belirli zamanlarında ortaya çıkan bir olaydır bu dip dalgası.

Nice seçimlerde, bu derinden gelen homurtu hissedilir gibi olmuşsa da, çabuk boğulmuştur.

Bunun nedeni toplumda var olan potansiyele uygun düşen, kendisiyle aynı telden çalan, aynı dili konuşan bir siyasal kurum veya kişi bulamaması yüzünden patlamadan yatışır dip dalgası.

Dip dalgasının oluşabilmesi için, toplumsal bir talep ve onu kavrayıp, yerinde değerlendiren, yaşama geçirmeye hazır olduğunu belirten uygun bir yanıt gerekmektedir.

Bu karşılıklı alışveriş dip dalgasını değerlendirip değişime dönüştürebilir...

Sandığa yansımasının yaşamda karşılık bulmasının önüne geçilmesi kolay olmayan dip dalgasını siz de hissediyor musunuz?


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020