Her şey mümkün

24 Aralık 2021 Cuma

Türkiye, yokuş aşağı giderken freni patlamış bir kamyon gibi bir bilinmeyene doğru yol alıyor. Şimdiden bilinen bir şey varsa, bu işin sonunda mutlaka birilerinin hasar göreceğidir. Ama bu hengâmeden kim en çok kayba uğrar, o belli olmaz. Belli olan, başımıza gelen bunca şey içinde en korkuncunun direksiyondakilerin şaşkınlıkları olduğudur.

Kriz bir inadın, şaşkınlığın da ötesinde paniğin sonucunda patlak verdi. Şimdi direksiyonda bulunan, dağılmış durumda, ne olacağını bilmeden önündeki bütün düğmelere basmakta, kur garantili TL mevduatının aslında bir faiz artırımı olduğunu söyleyenlere yanıt verecek durumda bile değil. Normal şartlarda iktidarın hamlelerine bakınca bir erken ya da baskın seçim olasılığından söz edilebillir. Ama normal şartlar nerede ki? Cumhurbaşkanı erken seçim olmayacağını söylüyor.

Kim inanır ki? 

Aslında gelişmeler her olasılığa açık. Her an, seçimlerin yapılmaması da aralarında olmak üzere, her yol denenebilir iktidar tarafından. 

***

Kamuoyu yoklamaları iktidar kanadının büyük bir oy kaybı içinde olduğunu gösterse de AKP’nin yüzde 30’lar düzeyinde, bir oy oranını koruması, muhalefet cephesi açısından düşündürücü olmalı.

Ana muhalefet CHP açısından daha da endişe verici olan, AKP’den vazgeçme eğilimi içinde olan seçmenin Kılıçdaroğlu’nun partisine geçme niyetinde görünmemesidir. CHP anketlerde dikkate değer bir gelişme gösteremiyor, daha çok kimin cumhurbaşkanı adayı olacağı konusuna kilitlenmiş görünüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu, bu konuda istekli olduğunu duyuruyor. Partisini dostlarıyla birlikte iktidar adayı haline getiren başarılı bir politikanın yürütücüsü görünümünde olan, yerel seçimler sırasında isabetli adayları belirlemiş olan, onların ısrarla arkasında duran, örgüt olarak seçim yarışında genel bir seferberlik hareketini yürürlüğe sokan büyük bir dayanışma gösterilmesini sağlayarak çok başarılı bir politikayı oluşturup yürütürken, inisiyatif üstünlüğünü de ele geçirmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu makamı gönlünden geçirmesinden daha doğal bir şey yoktur.

İmamoğlu veya Yavaş’ın adaylıklarının İstanbul ve Ankara’nın yeniden AKP’nin eline geçmesine yol açması durumu da Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyen bir başka nedendir.

***

Ama bu konuda biraz daha düşünmek gerekir.

Her şeyden önce, AKP ve AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından kuşatılmış olan iki belediye başkanının, bulundukları makamın gerektirdiği hizmetleri gerçekten yapabilmelerinin, bu engeli aşabilmelerine, yani iktidarın AKP’nin elinden alınmasına bağlı olduğunu unutmamak gerek.

Önümüzdeki seçim Türkiye için ölüm kalım sorunudur. (Hoş şimdiye kadar hangisi değildi ki?) Gerçi, Millet İttifakı ve yandaşları gelecek seçimlerdeki zaferlerinden emin görünüyorlar ama son zamanlarda epey endişe verici boyutlara ulaşan bu duygunun aldatıcı olduğunu, seçimlerin her bakımdan çok ama çok çetin geçeceğini söylemek gerekir. Dolayısıyla Millet İttifakı’nın aday adayları içinden daha ilk turda seçilme şansı en yüksek olanını seçmesi en doğru yol olacaktır. Bu defa adayı yalnızca CHP değil, bütün Millet İttifakı bileşenleri belirleyecektir.

Bu açıdan bakılınca, kamuoyu yoklamalarının da iki belediye başkanının, onlar içinden de Ekrem İmamoğlu’nun daha şanslı olduğunu söylemek mümkündür.

Bir başka husus da aday belirlemenin dışında ondan bağımsız olarak, Millet İttifakı bileşenlerinin iktidar programlarını ve demokrasiye geçiş aşamalarıyla birlikte onun kadar önemli olan, ekonomik çıkmazdan kurtulma çarelerini AKP ile bağları koparmış ve gidecek yer arama aşamasında olan seçmene anlatmaya başlamaları gerekliliğidir. 

Neler yapılacağının açık ve yalın bir şekilde seçmene anlatılması zamanıdır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları