‘Sarıgül Atanırsa’

15 Ekim 2013 Salı
Bayram bitsin, “seçim sathı mailine” nasıl
girdiğimizi, yaşayarak göreceğiz.
İlk raund, yerel seçimlerin en önemli
soru işaretlerinden biri CHP’nin İstanbul
büyükşehir belediye başkan adayının
Mustafa Sarıgül olup olmayacağı.
Sarıgül’ün adaylığı söz konusuyken
Gürsel Tekin’in de yarışa girmesi, bazı
eleştirilere yol açtı ki bunlara katılmak mümkün değil.
Partilerde hizmet makamları için aday
olmak herkesin doğal hakkıdır ve aday
bolluğu örgütteki canlılığın göstergesidir.
Şu anda adaylık için adı geçen Gürsel
Tekin, Mustafa Sarıgül, Can Ataklı, Semih
Eryılmaz, Celal Doğan ve son olarak da Ali
Özcan, “Neden bu partiden bu göreve aday
olmuşlar” sorusunu sordurmayacak, göreve
yetkin ve seçkin kişilerdir. Adaylardan
Tekin yaptığı konuşmalarda, bu demokratik
yarışmanın yıkıcı olmayacağının işaretlerini
de şu sözleriyle veriyor:
- Sarıgül atanırsa, ben onun yanında dururum.
Bu övgüye layık konuşmada üzerinde
durulması gereken bir yanlış var yine de.
CHP İstanbul’da da, başka yerde de
“atama” ile aday belirlememeli.
Tüm partiler için geçerli bu demokrasi
görevi CHP açısından daha da önemli.
CHP, başarılı olmak istiyorsa geçmişte
yaptığı, kimi hatalara bu kez düşmemeli.
***
Düşülmemesi gereken yanlışlardan
birincisi, başarılı olan belediye başkanlarını
şu ya da bu nedenle genellikle de yerel
lordların ayak oyunlarına feda etmemektir.
Gezdiğim kimi yerlerde, bu tehlikeyi
sezdiğim için bu hususu belirtmek
zorunluluğunu hissettim. Mine
Kırıkkanat’ın, geçen hafta, Antalya’dan
yazdıkları, bu konudaki kaygılarımı artıracak nitelikte.
Düşülmemesi gereken ikinci yanlış atama,
başka deyişle merkez yoklamasıyla aday belirleme.
Adaylar mutlaka seçimle belirlenmeli.
Burada adayların seçimle
belirlenmesinden söz ederken salt
delegelerin katılacakları oylamaları kastetmiyorum.
CHP’nin geçmişinde delege oyunlarının
nasıl hizipçi sonuçlara ulaştığını, ilk
bakıştakinin tersine hiç de demokratik
oluşuma yol açmadığını gösteren örnek boldur.
CHP’nin geçmişte uğradığı kimi seçim
bozgunlarının nedenlerinden biri de delege sistemidir.
Çünkü olaylar çok defa göstermiştir ki
CHP’nin delegenin tercihi ile potansiyel
seçmeninin tercihi uyuşmayabilmektedir.
Unutmayalım kimin aday olacağına
delege karar verir, ama sandıktan kimin
çıkacağının kararı ise delegeye değil,
seçmene aittir.
***
Tüm üyelerin katılımıyla yapılacak seçim
sonucunda adayların saptanmasının bir
başka yararı da, böyle bir girişimin örgütü
dirileştirip dinamikleştirmesi olacaktır.
CHP’nin bu yerel seçimlerde buna çok
ihtiyacı var. Çünkü seçimlere geriden giriyor
ve elindeki tek koz, örgütün tabandan
dinamik katkısı, hatta onu daha da yukarı
çekecek coşkusu olacaktır.
CHP’nin son yıllardaki en büyük sorunu,
tabandan coşkulu ve üretici katılımı içeren
coşkulu dinamik bir örgüt yapısına bir türlü
istenen düzeyde erişememiş olmasıdır.
Bu eksiklik giderilemediği sürece, liderin
kalitesi, programın gerçekçiliği, parti
tüzüğünün içeriği, ideolojik tutarlılığının
düzeyi ne olursa olsun, amaçlanan hedefe
varmak mümkün olamayacaktır.
Demek ki yalnız İstanbul Büyükşehir
Belediyesi adayı için veya sadece 2014
yerel seçimlerine mahsus olarak değil,
her bölgede ve her seçimde, CHP’nin bir
sosyal demokrat parti olarak adaylarını
tüm üyelerin katılacağı seçimlerle
belirlemesi şart.
Bu tabii ki seçimleri kazanmanın zorunlu
koşulu, yeterli koşulu değil.
Ama zorunlu koşul yerine getirilmeden
yeterli koşul aşamasına geçilemiyor bile.
Bütün okurlarımın kurban bayramlarını
kutlarım efendim.

Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020