Terör ne zaman kazanır?

13 Aralık 2016 Salı

Terör çevre sorunlarıyla birlikte yüzyılın başta gelen iki sorunundan biri.
Aslına bakarsanız, “terör ne zaman kazanır” sorusunun yanıtı son irdelemede “uzun erimde hiçbir zaman”dır. Çünkü kör terör bir kez harekete geçti mi, uzun erimde rasyonaliteyle ilgisini tümden yitirip kendisini harekete geçirdiğini iddia ettiği nedenlerden de koparak, hedefi gibi kendini de yıkar hale gelir.
Ama bu kısa ve orta erimde, terörün bazı kazanımlar elde etmesini, kimi zaman galip duruma geçmesini engellemez.
Terörün ne zaman kazandığını söyleyebilmek için, önce neleri sağlamaya çalıştığını kısaca görelim:
- Terör, insanları korkutma yoluyla, yıldırıp sindirmeyi, normal yaşamlarından uzaklaştırarak, korku içine sürüklemeyi amaçlar.
- Terör, toplumdaki kardeşlik, sevgi ve dayanışmanın yerine, düşmanlık, kuşku, nefret ve bölünmüşlük duygularını yerleştirmeye yönelir.
- Terör, devleti hukuktan uzaklaştırıp keyfiliğe yöneltmeye, temel hak ve özgürlüklere saygıdan ayırıp, baskıya ve diktaya saplanmaya sevk etmeyi ister.
- Terör, düşmanı ilan ettiği devleti, halkından koparmaya, çevresinden ve dünyadan soyutlamaya çalışır.

***

Terör ile ciddi ve topyekûn bir mücadele şarttır. Devletin terörü kullanabileceğini sanmak ham hayaldir. Bir terörü alt etmek için, ona karşı başka bir terörü kullanarak başarıya erişmek mümkün değildir.
Terörün bir kısmıyla mücadele ederken bir başka bölümünü görmezden gelmek, onun terörist niteliğini yadsımak, ona sahip çıkmak, el altından desteklemek, terörün kazanması sonucunu doğurur.
Terörün amacı, demokrasiyi ortadan kaldırmak, kurumları dejenere etmek, hukukun üstünlüğüne son vermek olduğuna göre, devletin bu sonucu doğurma doğrultusundaki her girişimi, terörün kazanması demektir.
Burada bir yanılgıya düşmekten de özenle kaçınmak gerekir.
Terör, salt uğruna savaştığını ileri sürdüğü, kimi çevrelerde olumlu yankı bulan taleplerin yerine getirilmesiyle de sona erdirilemez, o yüzdendir ki, o hedefler ile terörü özleştirmemek, onları birbirlerinden ayırarak üstlerine gitmek gerekir. Bu da terör ile polisiye yöntemlerle mücadeleyi zorunlu ve haklı kılar.
Ama bu mücadeleyi yaparken terörden bağımsız olarak, toplumsal talepleri demokratik yoldan karşılayacak çözümleri de geliştirmek gerektiği gibi, terör ile polisiye mücadelede onunla doğrudan birlikte hareket etmeyen sivillerin de devletin önlemlerinden zarar görmemesine dikkat etmek gerekir.

***

Her terör eyleminin ardından yetkililer “terör kazanamayacak” diye demeç veriyorlar.
Bunun doğru olup olmadığını saptamak için yukarıdaki açıklamaların ışığında olaylara bir daha bakın ve terörün kazanıp kazanmadığına kendiniz karar verin!

***

Silivri’deki Cumhuriyetçilere yılbaşı mektubu.
Şair dostum Ahmet Kadri Ergin, Silivri’deki Cumhuriyetçilere “yılbaşı mektubu” yazmış. İletiyorum: “Arkadaşlar
ilk önce büyüklerden selamlar var
Nâzım, Neruda, Yaşar Kemal
Sait Faik’in martıları
Orhan Kemal’in gurbet kuşları niceleri
ama hepsinden önce
Prometeus
ateşin ve aydınlığın öncüsü
ateşin ve aydınlığın mirasçıları
bu satırlar hepinize
uzaklardan yeni yıl sesleri geliyor
evleri süslüyorlar sevgiyle
bilmem kaç gündür hapisteler diye
hiçbir zalimin takvimi
yok edemedi özgürlükleri
Yalnızca azgın dalgalar için kurmadık dalgakıranları
Dumlupınar’dan Sakarya’dan beri
aşılamadı bizim dalgakıranlarımız
ne fırtınalar gördük ne boranlar
12 Mart’lar 12 Eylül’ler idamlar işkenceler
çocuklar geceleri duyduğunuz bu sesler
uyduruk Silivri rüzgârları
günlük lodoslar gibi geçecekler

istemeyerek bitirirken satırlarımı
kabul ederseniz yılbaşı gecesi
yanınızda olayım
‘Güneşin sofrasında’
hem ince türküler hazırladım
parmaklıklardan içeriye
eninde sonunda zafer bizim
gözlerinizden öperim.”  


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020