Türk Rönesansı

Türk Rönesansı

25.10.2012 03:59
Güncellenme:
Takip Et:
\n

\n

\n

\n

Ne zaman Türk Rönesansı söz konusu olsa aklıma Melih Cevdet Anday gelir.\n

\n

Burada daha önce yazıldığı için ayrıntılarına girmeyeceğim bir tartışmada, Melih Cevdet Andayın şu sözleri beni uzun uzun düşündürmüştü:\n

\n

- Bu ne garip bir Rönesans ve Aydınlanma ise hem bizleri doğurmuş, hem de Türk İslam sentezini.\n

\n

Melih Cevdet Bey gibi Türk Rönesansının parlak ürünlerinden biri olan Muazzez İlmiye Çığın Bornovada yaptığı konuşma konuyu yeniden gündeme getirdi.\n

\n

Muazzez Hanım, Türkiyenin Rönesansı 1923-1938 arasında yaşadığınısöylüyor.\n

\n

İnançların yargılandığı, beğenilmeyenlerin iktidardaki siyasiler tarafından küçümsendiği, cezaevlerinin gazeteci ve yazarlarla dolup taştığı dönemde, artık Türk Rönesans ve Aydınlanmasının sona ermiş olduğuna kimsenin kuşkusu yok.\n

\n

Ama bu tür akımların başlangıç ve bitiş tarihlerini kesin çizgilerle çizmek de çok güç. Bu büyük dönüşümün Cumhuriyet ile ivme kazandığı ve doruklara doğru yarım kalan bir tırmanışa geçtiği yadsınamaz. Amaİmparatorluğun en uzun yüzyılıboyunca, bu Rönesans ve Aydınlanmanın parlak habercilerine tanık olduğumuz da bir gerçektir.\n

\n

***\n

\n

Kısacası Cumhuriyetin ilanını, birden zulmetten aydınlığa açılan bir kapı olarak algılayıp öncesindeki birikimleri yadsımak yanıltıcıdır.\n

\n

Aynı şekilde, Türkiyedeki aydınlanma ve Rönesans hareketinin, Atatürkün ölümüyle birden bıçakla kesilmiş gibi sona erdiğini söylemek de pek doğru olmasa gerek.\n

\n

Kökleri 1938den önceye de dayansa, ondan sonra gelişmiş, Tercüme Bürosu, klasiklerin tercümesi, Köy Enstitüleri gibi girişimler 1938den sonra olduğuna göre, aydınlanma hareketinin devam ettiğini söylemek mümkün.\n

\n

Ama bin dokuz yüz kırklı yılların ikinci yarısında meydana gelen olaylar, Atatürkün ölümünden kısa bir süre sonra hareketin tavsamaya başladığını gösteriyor.\n

\n

O zaman Melih Cevdet Andayın, sorusunu irdelemenin zamanı gelmiş demektir.\n

\n

Sanki olması imkânsız bir olguyla karşı karşıyayız dedirten mekanizmayı kavramak için yine Melih Cevdet Andaya başvurabiliriz. O, Tarihin çarkları yoktur, derdi. Anlatılmak istenen, tarihin kendi bilinciyle bir düz çizgi halinde seyretmediğiydi.\n

\n

Yani pekâlâ bir aydınlanma çağını yeni bir karanlıklaşma dönemi izleyebiliyordu.\n

\n

***\n

\n

Dünya Savaşı ertesi, Batı sermayesi, Amerikan hegemonyası ve yerli kompradorların işbirliği ile ilginç gelişmeler yaşandı, bir yandan Türk Rönesansı ve Aydınlanmasının temelleri bu güçler tarafından sarsılırken öte yandan da çok partili yaşam aynı güçlerin öncülüğünde, yürürlüğe sokuldu.\n

\n

Türkiyede hâlâ kimilerinin inatla ve de kasten demokrasiyle karıştırmaya devam ettikleri çok partili rejimin simgesi DPnin, Çiftçiyi Topraklandırma Kanununa başkaldıran toprak ağalarının temsilcilerinin verdiği dörtlü takrir ile doğmuş olması oldukça düşündürücüdür.\n

\n

Çok partili rejime geçiş, Tercüme Bürosunun kapanması, Köy Enstitülerinin tırpanlanmasının hemen hemen eşzamanlı olması da son derecede anlamlıdır ve...\n

\n

Türk çok partili rejiminin neden gerçek demokrasiye dönüşemediğinin açıklamasını da içinde taşır.\n

\n

Evet ne yazık ki, Melih Cevdet Bey haklıdır ve tarihin çarkları yoktur.\n

\n

Ama şu da kesindir ki, değişim de hep çürüme yönünde olmayacağına, yaşanmışlar, yaşanmamış kılınamayacağına göre, aydınlıktan umut kesmek de anlamsızdır.\n

\n

Bütün okurlarımın Kurban Bayramını kutlarım.

\n

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023