Yine Açlık Grevleri

02 Kasım 2012 Cuma

Başbakan Erdoğanın, Almanya gezisi sırasında, açlık grevlerini kastederek, şov yapıyorlardemesi, bu sütunda değindiğim konuya bir daha dönmeme neden oldu.

\n

Hemen belirtmek gerek. Başbakanın soruna yaklaşımı sakat.

\n

Bu noktayı vurgularken devletin herhangi bir açlık grevinde, ileri sürülen siyasi taleplerin tümünü kabul etmesi gerektiğini söylemek istemiyorum.

\n

Yıllardır çözülemeyen, çözülmesi de çok güç olan, ayrıca çözülse bile nihai barışı sağlayıp sağlamayacağı kuşku götüren hususların tümünün, bir açlık grevi yüzünden toptan kabul edilmesini beklemek naif olur.

\n

Ancak burada, ülkemizin şu anda karşı karşıya bulunduğu en ciddi sorun olan Kürt sorunuyla ilgili, önemli olduğunu düşündüğüm bir hususa dikkat çekmek istiyorum.

\n

Kürt sorununun çözümü için adım atarken ilk bakılacak husus, Kürtler ile Türklerin birlikte yaşama iradesinin hâlâ var olup olmadığına bakmaktır.

\n

Bu irade var olsa da olmasa da sorun çözülecektir. Ama bu iradenin varlığı üzerine bina edilmiş olan bir çözüm çok daha acısız ve barışçıl olacaktır.

\n

***

\n

Türkler ile Kürtlerin bir arada ya da yan yana yaşama iradelerinin hâlâ yok olmadığına inananlar bile bunun son zamanlarda azalmakta olduğunu kabul ediyorlar.

\n

Son yıllarda Ankara iktidarlarının da büyük yanlışlarının etkisiyle bölgede meydana gelen değişiklikler sonucunda, kimileri, bu iradeyi tümden yok ederek, uç çözümlere varmayı kurarken, tarafların arasını onulmaz biçimde bozacak bir sevgisizlik, hatta nefret ortamını geliştirmeye çabalamaktadırlar.

\n

Konuyla ilgili olanların şu anda bu noktaya çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

\n

Dışarıda kararlaştırılan açlık grevleri sonucunda cezaevlerinde ölümlerin meydana gelmesi, psikolojik açıdan onulmaz sonuçlar doğurabilecektir.

\n

Bu sonuçların doğması, birlikte ya da yan yana yaşama iradesini tümden ortadan kaldırmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir.

\n

O cephenin, insan hayatına verdiği değerin ne olduğunu bilenler, ölümleri engellemek için bir şey yapmayacaklarını, hatta tersine bir yol tutacaklarını da rahatlıkla görürler.

\n

Ama barışçıl bir çözümü tümüyle saf dışı bırakmayanlar, cezaevlerindeki açlık grevlerinde ölümleri engellemek için, ellerinden gelen bir şey varsa, yapmalıdırlar.

\n

***

\n

Yapılması gereken ilk şey gerginliği nefrete dönüştürecek değil, bilakis azaltacak bir üslubu benimsemektir.

\n

Herhalde dünya âlem önüne çıkıp da Açlık grevi falan yok, şov yapıyorlar!demek tutulması gereken sağlıklı yol olmasa gerek.

\n

Ayrıca geçen yazıda da belirttiğim gibi (bkz. Ali Sirmen Açlık Grevleri 27.10.2012) açlık grevine gidenlerin taleplerinin bir bölümünün karşılanması mümkündür.

\n

Lozan Antlaşmasının 39. maddesinin 5. fıkrasına uygun olarak, Kürtçe savunma hakkı kabul edilebilir.

\n

Öcalanın cezaevi koşullarında da bazı düzenlemelerle eski hale dönüşün sağlanması mümkündür.

\n

Bütün bunların yapılması, ölüm oruçlarını ve dolayısıyla ölümleri durduracak, içeridekileri eyleme sürükleyenlerin tavırlarının değiştirmelerine yol açacak mı?

\n

Kesin bir yanıt vermek güç. Ama ne olursa olsun, sıcak karşılanabilir talepleri yerine getirmeye hazır olduğunu belirten sevecen yaklaşım, onulmaz yaraları önleyecektir.

\n

Açlık grevlerinin en az hasarla sonlandırılmasını sağlayacak akıllı yol budur.

\n

Geç kalmadan aklın yolunun tutulmasında sayısız yarar var.

\n

Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020