“Bizim yeni dönemde milletimize taahhütlerimiz şunlar olacaktır: Yeni dönem daha fazla demokrasi, daha güçlü hukuk devleti dönemi olacaktır. Yeni dönem daha fazla refah, daha fazla zenginlik, daha geniş özgürlük dönemi olacaktır. Yeni dönem kalıcı huzurun, kalıcı güven ortamının, daha büyük atılımların dönemi olacaktır. Yeni dönem, yürütmenin daha etkin, yasamanın daha itibarlı, yargının daha bağımsız hale geldiği bir dönem olacaktır.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Haziran seçimleri öncesi hemen her gün bu cümleleri kullanıyordu.
Ve o çok istediği yeni dönem ne yazık ki başladı.
Ama söylediklerinin tamamen tersi uygulamalarla.
Demokrasiden, hukuk devletinden, özgürlüklerden eser kalmayan bir dönem. Yasamanın bitirildiği, yürütmenin doğrudan kendisine bağlandığı, yargının alabildiğince siyasileştirildiği bir dönem...
Geriye sadece toplumsal muhalefeti örgütleyebilecek sendikalar ve sivil toplum örgütleri kalmıştı ki onları da bir kararnameyle kendisine bağlayıverdi.
5 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, sendikalar, meslek örgütleri, vakıflar, dernekler Devlet Denetleme Kurulu denetimine bağlanıverdi. O Devlet Denetleme Kurulu ki doğrudan Cumhurbaşkanı’na yani Erdoğan’a bağlı...
Hani AKP’nin bir türlü ele geçiremediği odalar, meslek örgütleri ve sendikalar artık kuşatılmış durumda. Tepelerinde siyasi baskı sopası sallanıyor.
Devlet Denetleme Kurulu, istediği sivil toplum örgütüyle ilgili soruşturma yürütebilecek, isterse yöneticileri görevden alabilecek.
Daha açık söylemek gerekirse ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen Türk Tabipleri Birliği’nin yönetimini değiştirebilecek.
Sendikaların gücünün zayıflatıldığı bir dönemde işçinin sesi olmayı, demokrasi mücadelesi vermeyi sürdürmeye çalışan DİSK’i dönüştürebilecek...
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nun dediği gibi bu düzenleme “sendikaları Cumhurbaşkanlığı bürosuna dönüştürmenin önünü açacak.”
Elbette demokratik hukuk devletiyle bağdaşmayan, uluslararası sözleşmelere, ILO’ya, sendikalar yasasına aykırı bir düzenleme.
Ama Saray’ın umurunda mı? Sonuçta yaptığı ve yapacağı hemen tüm düzenlemeler de öyle değil mi?
Erdoğan, bu kararnamesiyle birlikte yeni döneminde sadece OHAL’i kalıcılaştırıp, her şeyi kendisine bağlarken Kenan Evren’e bile verilmeyen bir yetkiyi almış oluyor.
Devlet Denetleme Kurulu, 12 Eylül’ün ardından 1981’de kurulmuştu. Evren’in idare üzerindeki etki ve kontrolünü sürdürebilmesini sağlıyordu. Ancak soruşturma ve görevden alma yetkileri yoktu.
Erdoğan, Evren’i de aştı. DDK’yi olağanüstü yetkilerle donatırken aslında kendisini olağanüstü yetkilerle donattı.
Meclis’te işlevsiz hale gelen siyasi partilerin en azından bunu görmesi gerekmez mi?
Toplumsal muhalefetin tamamen yok olmasına kapı açan bu düzenlemeye karşı tüm sivil toplum örgütleriyle dayanışmak için daha ne bekliyorlar?
Sadece CHP değil elbette. Meclis’te koltuğu olan HDP, İYİ Parti, Saadet, Demokrat Parti de yetmez. Parlamento dışındaki tüm partiler bir zahmet sesinizi çıkarın artık…
Çünkü TBMM Başkanlığı’na sunulan yeni dönemin ilk kanun teklifi ‘sürekli OHAL’ kabul edildiğinde onu bile yapamayacaksınız…
Ayşe Yıldırım
Son Köşe Yazıları
Kenan Evren görse kıskanırdı
Yazarın Son Yazıları
Son bir soru ve veda
Son bir soru ve veda
Devamını Oku
13.09.2018
‘Taş devri’ne hoş geldiniz
‘Taş devri’ne hoş geldiniz
Devamını Oku
06.09.2018
Siyasal yangın
Siyasal yangın
Devamını Oku
30.08.2018
İnsanlık da kaybedilmesin diye...
İnsanlık da kaybedilmesin diye...
Devamını Oku
23.08.2018
Papazı verip zamları alacağız
Papazı verip zamları alacağız
Devamını Oku
16.08.2018
Ülke elden gitmiş kimin umurunda
Ülke elden gitmiş kimin umurunda
Devamını Oku
09.08.2018