Barış Doster

Devlet nedir? Diplomasi neye denir?

30 Mayıs 2020 Cumartesi

Gündemde salgın hastalık var. Ekonomi var. Belediyelere ilişkin yeni düzenlemeler var. Parti değiştirmenin zorlaştırılması var. Gücün tek elde toplanmasının sakıncaları var. Dış politika var. Demokrasi ve özgürlükler var. Yani, gündem yoğun. Bu yoğunluk içinde, öncelik sıralamasının nasıl yapıldığı ise ideolojik, sınıfsal tercihlere dayanıyor. Sıralama nasıl yapılırsa yapılsın devlet, devletin gücü ve işleyişi öne çıkıyor.

Konuyu tartışalım. Hukukta ve siyaset biliminde, devletin pek çok tanımı yapılır. Bu tanımlar da ideolojiktir şüphesiz. En teknik, en işlevsel görüneni bile öyledir. Bir tanıma göre devlet, “sınırları belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan insanların oluşturduğu, siyasi olarak örgütlenmiş en üstün egemen otoritedir”. Halk, toprak, örgütlülük, egemenlik unsurları öne çıkar bu tanımda. Marksist tanımda devlet, “egemen sınıfların baskı aracıdır”. Sınıf kavramı, baskı vurgusu öndedir. Bir diğeri, devleti, “zor kullanma tekelini yasayla elinde bulunduran güç” şeklinde tarif eder. Yaygın tanımlardan birine göre devlet, “milletin hükmi şahsiyet kazanmış halidir”. Alman düşünür Hegel de devleti, bütün siyasal kurumların en büyüğü olarak görür. Devletin meşruluğunu hukuka, kurumlara, kurumsallaşmaya dayandırır. “Devlet, kurumların kurumsallaşmasıdır” der.

Diplomasi ise dış politikayı, uluslararası ilişkileri düzenleyen kuralları, uygulamaları, kurumları, antlaşmaları içerir. Sorunların barışçıl yollardan çözümü amaçlandığından, müzakere esastır. Milattan önce 13. yüzyılda, Mısır Firavunu ile Hitit Kralı arasında imzalanan Kadeş Antlaşması’ndan bu yana, yazılı antlaşmalarla yürütülür. Kuralları ve kurumları yanında, geleneği ve üslubu da köklü bir alandır diplomasi.

Doruk diplomasisi ve sakıncaları

Bu iki tanımı anımsatmamızın nedeni, dışişleri bakanlığının ağırlığının, kadrolarının, kurumsal hafızasının yok sayılmasına koşut olarak, dış politikadaki sorunların çoğalması ve çözümün zorlaşması. Bu açığı lideri öne çıkarıp, onun diğer devletlerin yöneticileriyle kurduğu yakınlığa bel bağlayarak kapatmak da olanaksız. Çünkü bu yapılan, doruk diplomasisi değil. Dahası, doruk diplomasisi, kimilerinin sandığı gibi diplomasinin tek yolu, tek yöntemi, tek biçimi, tek türü değil.

Devlet ve hükümet başkanları eliyle yürütülen, onlar arasındaki görüşmelere dayanan doruk diplomasisine ülkeler, zorunlu olmadıkça, acil durum söz konusu değilse, kolay kolay başvurmazlar. Çünkü uluslararası ilişkilerde liderlerin, devlet başkanlarının, cumhurbaşkanlarının, başbakanların muhataplarıyla çok sık bir araya gelmesi, bütün meseleleri doğrudan, bire bir, baş başa görüşmesi, fazla tercih edilmez. Bu tercih edilmeyişin birkaç nedeni vardır.

Birincisi, çok sık seyahat etmek, her ülkenin lideriyle görüşmek, her isteyenle buluşmak, çağıran herkesle konuşmak, yarar ve itibar getirmez.

İkincisi, liderler çok önemli konuları baş başa görüşürler. Çok önemli sorunların, siyasi risk almayı gerektiren meselelerin çözümü için, doruk toplantılarında muhataplarıyla doğrudan, bire bir, yüz yüze müzakereyi tercih ederler.

Üçüncüsü, çok gezerek, çok konuşarak yapılan bir iş değildir diplomasi. Her alanda olduğundan çok daha ağırdır bu alanda verilen sözler. Devleti bağlar çünkü. Söz, ağızdan bir kez çıkar. Geri dönüş kolay olmaz. Bu nedenle diplomasi sadece bir disiplin, bir meslek, bir uzmanlık değildir. Aynı zamanda bir sanattır. O yüzden devlet adamları ne kadar deneyimli, bilgili, zeki olurlarsa olsunlar, diplomasi gibi, çok zengin kültür, derin bilgi, engin deneyim gerektiren bir alanda, mutlaka meslekten diplomatlarla yakın çalışırlar. Yanlarında onlar olmadan diplomasi konuşmazlar. Muhataplarıyla müzakere yürütmezler. Çünkü diplomatik konular çok teknik, çok ayrıntılı, çok kapsamlıdır.

Dördüncüsü, meslekten diplomatlarla yakın işbirliği yapmak, onlara akıl danışmak, politikacıların, devlet adamlarının sırtından hem bu zorlu yükü alır hem de siyasi sorumluluğu çok ağır olan konularda risklerini asgariye indirir. Hata yapmalarını engeller. Kamuoyunda zor duruma düşüp itibar, güç, destek kaybetmelerini önler.

Kısacası, doruk diplomasisini çok abartmamak, buna fazla bel bağlamamak gerekir. Büyük güçlerin liderleri ile dost olmak mümkün değildir. Kişisel ilişkilerin diplomaside etkisi sınırlıdır. Dış politikada liderler en büyük kazığı, “dostum” diye hitap ettikleri muhataplarından yerler.


Yazarın Son Yazıları