Barış Doster

Kıbrıs’ta müjde ne olmalıydı?

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 47. yıldönümü kutlamaları için KKTC’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ziyaret öncesi, müjde vereceğini açıklamıştı. Beklentiyi yükseltmişti. Müjdenin, KKTC’de Cumhurbaşkanlığı sarayı, meclis binası ve millet bahçesi yapmak olduğu görüldü. Erdoğan, mülkiyet haklarına riayet edilerek yapılan çalışmalar ışığında, Maraş’ta hayatın yeniden başlayacağını da açıkladı. Fakat bu açıklamalar, KKTC’de beklentileri karşılamadığı gibi Kıbrıs Türklerini ikiye böldü. Erdoğan’ın konuşma yaptığı oturuma, muhalefet katılmadı. Konuyu tartışalım...  

Birincisi, günlerdir Erdoğan’ın vereceği müjde konusunda çeşitli tahminler yapılıyordu. “Azerbaycan KKTC’yi tanıyacak” diyen de vardı, KKTC açıklarında zengin enerji yatakları bulunduğunu söyleyen de. KKTC’nin adının Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak değiştirileceğini düşünen de vardı, KKTC’de başkanlık rejimine geçilmesini bekleyen de. Hiçbiri olmadı.  

İkincisi, KKTC’nin bağımsız, egemen, eşit bir devlet olarak tanınması için çalışmak varken, KKTC’nin tamamen içişi olan sıradan bir konuda, yeni bir Cumhurbaşkanlığı sarayı yapılması konusunda açıklama yapmak, doğru olmadı. Türkiye, eğer böyle davranırsa, başka devletlerin KKTC’yi tanıması mümkün olmaz. KKTC’nin bağımsızlığına ve egemenliğine, öncelikle ve özellikle, Türkiye’nin saygı duyması gerekir.  

İKTİDAR, DENKTAŞ’A KARŞI, ANNAN PLANI’NI SAVUNMUŞTU  

Üçüncüsü, mevcut iktidar; her ne kadar son yıllarda arası açık olsa da KKTC’nin önceki cumhurbaşkanları Mehmet Ali Talat ve Mustafa Akıncı’yı desteklemişti. Talat ve Akıncı; Annan Planı’nı savunan, “yes be annem” demiş, Türkiye’deki ikinci cumhuriyetçi, liberal, “yetmez ama evetçi”, Batıcı, ABD ve Avrupa’dan fonlanan çevrelere yakın siyasetçiler. İki devletli çözüme karşı olduklarını; bağımsız, egemen, eşit KKTC tezine uzak durduklarını biliyoruz. AKP’nin; KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı, Türk devlet adamı geleneğinin son temsilcisi, “Toros” lakaplı ulusal kahraman Rauf Denktaş’ı nasıl devre dışı bıraktığını, Annan Planı’nı nasıl hararetle savunduğunu unutmuyoruz.   

Dördüncüsü, ekonomisi zayıf olan KKTC’de, bina yapmak yerine, bu kaynağı eğitime, sağlığa harcamak, üretim ve yatırım için kullanmak daha doğru olurdu. Türkiye Cumhuriyeti, KKTC’ye elbette mali yardım yapmalıdır. Bu tartışılmaz. Ama KKTC; bağımsız ve egemen bir devlet olarak parayı nereye harcayacağına, kendisi karar vermelidir. Bunun aksi bir davranış ve söylem, KKTC’yi güçlendirmez. Zayıflatır. Başka devletler tarafından tanınmasını zorlaştırır, geciktirir.  

Beşincisi, iktidara yakın bazı gazetecilere göre öyle büyük müjdeler geliyordu ki Avrupa korkuya kapılmış, müjdeler açıklanmasın diye, Ankara’dan ricacı olmuştu. Müjdenin yeni binalar yapmak olduğu görülünce, akla şu soru geliyor: Ya bu müjde beklentisi çok abartılıydı ya da Avrupa’nın “ricaları” etkili oldu. İkisi de vahim. 

Sözün özü; müjde, KKTC’nin başka devletler tarafından tanınmasıdır, bina yapmak değil. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Laiklik ve emperyalizm 11 Eylül 2021