PISA gerçekleri...

11 Aralık 2023 Pazartesi

PISA testi; OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) tarafından üç yılda bir yapılan 15 yaşındaki öğrencilerin matematik, fen, okuma becerilerini ölçen bir test.

Ama PISA ölçeği bir “bilgi yarışması” değil. Öğrencinin “matematik, fen, okuma alanlarındaki”,

Zihinsel esnekliğini,

Olayı nasıl kavradığını,

Süreci anlayıp anlamadığını,

Sorun çözme becerilerini ölçmeye dayalı bir ölçektir PİSA.

MATEMATİK okuryazarlığını ölçüyor:

Muhakeme etme,

Matematik modelleme,

Sorun çözme.

FEN okuryazarlığını ölçüyor:

Olayın neden-sonuç bağını kurma,

Nedenleri arayıp bulma,

Sonuçtan nedene, nedenden sonuca gidebilme,

Süreci anlama.

OKUMA becerilerini ölçüyor:

Okuduğunu anlama,

Anlamı açıklayabilme,

Okuduğunun özünü kavrayabilme.

Bütün bunlar, “bilimsel gerçekleri sorgulamaya, araştırmaya, eleştirel düşünce süzgecinden geçirmeye dayalı zihinsel esneklik” gerektiriyor.

PISA ölçeğinin aradığı bu.

15 yaşındaki öğrencinin bu 15 yılda nasıl geliştiğini, zihinsel kazanımlarının neler olduğunu anlamak isteyen bir ölçek.

15 yaşındaki öğrenci neleri temsil ediyor:

Aile içinde kazandığı değer yargılarını,

Eğitimde uygulanan sistemin etkilerini,

Toplumun nelere uygun, nelere uygun değil dediğini.

PISA toplumunuzun, eğitiminizin bir anlamda aynası oluyor.

Hafızlık ve icazet

Tam da aynı günlerde gazetemiz Cumhuriyet birinci sayfada fotoğraflı bir haber veriyor:

Rize’de toplu bir “icazet töreni” yapılıyor. 653 genç öğrenci “hafız” olarak icazet alıyorlar.

Hafız gençlerimiz, kız-erkek olarak ayrılmışlar, özel giysileriyle törendeler.

Artık yaşamlarını böyle geçirecekler. Meslekleri bu olacak. Öğrendiklerini öğretecekler.

Hafızlık mesleği nedir?

İslamın kutsal kitabı olan Kuran’ı ezberlemişler, onu usulüne uygun okumayı biliyorlar.

Okuduklarını anlıyorlar mı? Arapça bilmiyorlarsa okuduklarını anlamıyorlar.

Dogma eğitiminin zihinsel kalıplaşmasını yaşıyorlar.

Zihinlerine yerleşen kalıp yargıları başkalarına aktarmayı da artık görev bilecekler.

Sevap-günah,

Helal-haram,

Cennet-cehennem ikilemleri yaşamlarının ekseni olacak.

Sorgulamayacaklar.

Eleştirmeyecekler.

Tartışmayacaklar.

Öğretilen hiçbir bilgiye karşı çıkmayacaklar.

İtaat eden bir kul olmaya çalışacaklar.

Gençlerin görüntülerine bakıyorum.

Pırıl pırıl gençler.

Önlerindeki çağın meslekleri: Yapay zekâ mühendisliği, elektronik alan meslekleri, biyoloji alanı, hukuk, sanat alanları, müzik, resim, tiyatro onları boşuna bekleyecek.

Ülkem nasıl da bu duruma geldi?

Aydınlanma ilkeleriyle kurulan Cumhuriyet, nasıl oldu da bir Ortadoğu ülkesi olma yolunda ilerliyor?

Bilinçli birey-sürüden biri

Ülkem, Cumhuriyetin kurucu değerlerine dönmek zorunda.

En başta LAİKLİK.

LAİK EĞİTİM.

Bunu anlamazsak, bunu yapamazsak aydınlık bir geleceğimiz olamaz.

Bilinçli birey; ne yaptığını bilen, neden yaptığını bilen kişiliğin sahibi. Ne yapmadığını, neden yapmadığını da bilecek.

İşte o birey, ATATÜRK CUMHURİYETİ’nin hedefidir;

“Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür”.

Geleneklerin, inançların bekçisi olan DOGMATİK ise bu özgür bireyi istemez.

Onun istediği, “sürüleşmiş topluluk”, “bu topluluğun itaatli kulu”dur. Çünkü o sürüyü istediği gibi güdecektir.

PİSA ölçeği bize bu kavşakta neyi seçeceğimizi soruyor:

Çağdaş uygarlığın bilinçli bireyiörgütlü toplumunu mu,

Ortaçağ dogmalarının itaatli kulu-sürüleşmiş topluluğunu mu?

KARAR, her zaman olduğu gibi SİZİNDİR...



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Seçilecek aday... 12 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları