Ç‘K’P 90 Yaşında -1-

04 Temmuz 2011 Pazartesi
\n\n\n

Geçen hafta cuma günü Çin Komünist Partisi 90. kuruluş yılını kutlamaya başladı. Hafta başında, Çin Başbakanı Wen Jiabo derin bir mali kriz içinde bocalayan Avrupa Birliğini ziyaret ediyor, bir kez daha yardım elini uzatmaya hazır olduklarını açıklıyor”...zor günlerin dostu olduğunu kanıtlıyordu”. (The Peoples Daily 30/06/11) Salı günü New York Times, Çinin en büyük petrol şirketi Çin Ulusal Petrol İşletmeleri, Irakta El Ahdab petrol alanında üretime başladığını bildiriyordu. Al Ahdab, geçtiğimiz 20 yılda yeni üretime açılan en büyük kuyuymuş.

\n

‘Şimdi liderlik sırası sizde’

\n

Kissinger, 25 Haziran günü Pekinde, Çinin küreselleşmeyle ilgilenen en önemli düşünce kuruluşunun düzenlediği bir konferansta konuşurken, Çinin bugünkü konumu, ABDnin 1947deki konumuna benzetmiş; o dönemin gerilemekte olan hegemonyacı gücü İngilterenin Dışişleri Bakanı Bevinin ABDye siz dünyanın en çok kredi veren ülkesisiniz, yeni dünya düzenini şekillendirmede liderlik görevini üstlenmelisiniz dediğini aktarmış. Şimdi, ABDyi geçerek en çok kredi veren ülke konumuna yükseldiğine göre Çinin, liderlik etmeye başlaması gerekiyormuş”. (Christian Science Monitor, 28/06/11)

\n

Gerek Çin Komünist Partisinin 90. yılı kutlamaları, gerekse de Wenin AB gezisi sırasında yapılan değerlendirmeler, Çinin Kissingerin tavsiyesi yönünde, yavaş ve temkinli adımlarla da olsa ilerlemekte olduğunu düşündürüyor. Irakta kuyu işletmeye başlamasıysa, Çinin, en önemli enerji coğrafyasında doğrudan var olmaya başlayarak, bu günün kapitalizmine liderlik edebilmek için gerekli adımlardan birini atmaya başladığını da gösteriyor.

\n

Kissingerin önerisine dönersek, ABD açısından kaygı verici bir soruyla karşılaşıyoruz: Ya Çin bu liderlik etme süreciyle birlikte kendi kurallarını hatta kendi ekonomik ve sosyal modelini de dayatmaya başlarsa? Ne de olsa, Financial Timestan Philip Stephensin anımsattığı gibi Çin; uluslararası ekonomik siyasi sistemin Batının çıkarları üzerinde yaratılmış olduğunu düşünüyor(30/06/11). Çin de her lider adayı gibi kendi çıkarları temelinde şekillenmiş olan bir modelle birlikte gelmek istiyor; daha doğrusu fiilen geliyor.

\n

Partinin 90. yılı kutlamalarında, Wenin AB gezisi sırasında dile getirilenler de bu modelin ana hatlarının, ABD-AB anglo-sakson modelinden belirgin biçimde farklı olduğunu, bu farklılığın kaygı yarattığını bir kez daha gösteriyordu. Örneğin, AB gezisinin İngiltere ayağında, Çin Başbakanı Wen ile, İngiltere Başbakanı Cameron arasında gerginlik yaşanırken, gezinin Almanya ayağı karşılıklı övgülerle tamamlanıyordu.

\n

‘Liderlik’ ama nasıl?

\n

Bu yeni modelhenüz tümüyle şekillenmemiş olsa bile en azından iki özelliği dikkat çekiyor. Bunlardan biri ulusal egemenlik kavramıyla ilgili. Çin, ABD imparatorluk projesi bağlamında gündeme gelen, ABD ve NATOnun başka ülkelerin iç siyasetlerine müdahale etmesine olanak veren, ulus devlet aşıldı, sınırlı egemenlikkavramlarını kabul etmiyor. Çin, Wenin Cameron ile yaptığı basın toplantısında anımsattığı gibi, eşitlik, karşılıklı saygı, ulusal egemenliklerin dokunulmazlığı ilkesini savunuyor. Biz diyordu Wen, Avrupanın siyasi sistemine saygı gösteriyoruz... Karşılığında Çinin sistemine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini bekliyoruz.” (New York Times, 28/06/11)

\n

Ekonomik kriz derinleştikçe, ABDnin hegemonyası geriledikçe, Afrika, Latin Amerika ve Asyada giderek artan sayıda ülkenin egemen sınıflarının, Çinin yaklaşımını kendi çıkarlarına daha uygun bulduğu, Çinin liderliğini benimseme eğilimi geliştirdiği görülüyor.

\n

Çin modelinin diğer özellikleri de, ABD merkezli Batının benimsediği Liberal Demokrasi, Liberal Ekonomi modelinden, ABD ve İngiltere ekonomilerinden belirgin farklılıklara işaret ediyor. Örneğin, Çin modeli, toplumsal istikrara, bunu sağlamakta devletin ve partinin (siyasi iradenin) merkezi yapısına önem veriyor.

\n

Bu modelde, The Asia Timesın Çin editörü Wu Zhongun ÇKP, doksanında demokrasiyi yeniden keşfediyorbaşlıklı ilginç yazısında aktardığı gibi, Çin yönetimi, dünya ekonomisine açılan özel sektör kapitalizmi gelişirken şekillenen yeni sınıf ve tabakaların çıkarlarını yansıtacak, müzakere, temsil katılım, uzlaşma mekanizmalarını, merkezi yapıyı bozmadan geliştirebilmek için Halk Demokrasisinin, devrimin ilk döneminde, Maonun uygulanmasına önem verdiği, ama sonra terk edilen kimi yöntemlerine geri dönmeye başlıyor. Bu bağlamda, parti, söz konusu çıkarları yansıtacak, yeni partilerin oluşmasına izin vermek yerine, ekonomik, siyası farklılıkların parti içindeki fraksiyonlar yoluyla temsil edilmesinin dayalı bir çoğulculuğunolanaklarını geliştiriyor.

\n

Zhonga göre, ÇKP, bu yukardan aşağı demokratikleşmesürecini, parti görevlilerinin ve yerel yönetim temsilcilerinin bir kesiminin, merkezden atanan adayların yanı sıra yerel adaylar arasından seçilmesine olanak tanıyarak bu kez bir aşağıdan yukarıdemokratikleşme süreciyle destekliyor. (29/06/11) Böylece, Çin giderek karmaşıklaşan sınıfsal ve toplumsal yapıların temsil ve uzlaşma olanaklarını, kendi tarihsel modernleşme deneyiminin derslerinden yararlanarak, liberal demokrasiden farklılaşan bir yönde geliştirmeye çalışıyor.

\n

Doksanıncı yıl kutlamalarında, partinin meşruiyetini, gelenekle bağları güçlendirerek koruma çabalarının sonucunda partinin tarihsel başarılarını vurgulayan Kızıl(devrimci) şarkılarda belirgin bir artış gözleniyormuş. Ancak, ÇKP Merkez Komite Propaganda Bölümü Başkan Yardımcısı Wang Xiahoubunlar, geçmişe bir ideolojik geri dönüşe işaret etmediğini söylüyormuş. Wang Bugün bizim zengin ve çok renkli bir kültürümüz var. Kimileri kızıl şarkıları, kimileri pop şarkılarını kimileri de rock and roll seviyordiyormuş. (Independent, 01/07/11)

\n

Wengin bu saptaması, 1970’lerin ortasından bu yana milyonlarca vatandaşını yoksulluktan kurtaran, ülkenin uluslararası statüsünü, bir lider adayı konumuna yükselten ÇKPnin artık kendi kapasitelerine, Teng Xiaopingden ve devrime katılmış kuşağın emekliye ayrılmasından sonra geliştirmek zorunda kaldığı kolektif liderliksistemine giderek daha çok güven duyduğu bir noktada olduğunu gösteriyor.

\n

Çini dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumuna yükseltmeyi başaran ÇKP serbest piyasa ve finansallaşma modelinden farklı, öncelikle sanayi üretimini ve ihracatı güçlendirmeye devam ederken, giderek iç pazarın ve tüketimin geliştirilmesine, buna bağlı olarak da, toplumsal destek ve refah araçlarını oluşturmaya, sınıflar arasında diyaloğa ve uzlaşma aramaya dayalı bir ekonomik model oluşturduğu görülüyor. Bu model planlamayı, devlet işletmelerini, sosyal piyasa biçimlerini, öncelikle kendi kaynaklarına dayanarak büyümeyi içeriyor. Bunlar kapitalizmin çelişkilerini, kriz eğilimlerini ortadan kaldırmıyor (örneğin Çinde sanayide bir kapasite fazlası sorununun oluşmaya başladığı görülüyor) ama, hem devlete kriz yönetiminde yeni olanaklar sağlıyor, hem de neoliberal modelin dogmalarını aşarak yeni bir büyüme modeli bulmaya çalışanlara yararlanacakları bir deneyim sunuyor. (Çarşamba günü, Wenin AB gezisi üzerinde durarak devam edeceğim.)

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Büyük belirsizlik 12 Ekim 2020
ABD’ye ne oluyor? 5 Ekim 2020
Ya seçimle gitmezse? 24 Eylül 2020