Erinç Yeldan

Biden’ın üçlemi

03 Şubat 2021 Çarşamba

Başlık, ünlü yapısalcı/heterodoks iktisatçı Lance Taylor ve eski öğrencisi Nelson Barbosa’ya ait. Lance ve Nelson, “Enflasyon, İthalat Fiyatları ve Emeğin Milli Gelirden Payı” başlıklı yazılarında, Covid-19 pandemisinin yarattığı ekonomi ve güvenlik krizinin tam ortasında Amerika’nın yeni başkanı olarak göreve başlayan Joe Biden’ın önündeki seçenekleri sıralıyor:

1) ABD’de daha eşitlikçi bir ekonomik düzen için baş koşul, ücretli emeğin milli gelirden aldığı payın yükseltilmesidir (dolayısıyla ücretler, enflasyon ve üretkenlik artışlarından daha hızlı artırılmalıdır).

2) Ancak bu durum enflasyonun hızlanmasına ve faizlerin de yükselmesine neden olacaktır.

3) Bunun sonucunda da finansal varlıkların değeri gerileyecek; buna da Wall Street’in rantiyerlerinden ve büyük servet sahiplerinden güçlü bir siyasi tepki doğacaktır.

Joe Biden, çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir milli gelirden aldıkları payın geriletildiği ve ücretlerinde de reel olarak çok sınırlı artışlar elde edebilmiş olan Amerikan emekçisinin taleplerine yanıt vermek ile hiper-servet sahiplerinin konumlarını korumak arasında sıkışmış haldedir.

Diğer yandan, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre Covid-19 krizi altında son üç çeyrek dönem boyunca küresel emeğin ücret gelirleri 3.5 trilyon dolar kayba uğramıştır. Bu tespitler pandemi krizinin daha önce yaşanan kriz deneyimlerinden önemli bir farkını ortaya çıkarmaktadır. Yakın dönemde yaşanmış olan krizlerde (2008, 2001, 1997 gibi) genellikle servetlerin de yıprandığı, el değiştirmelerle birlikte büyük servet sahiplerinin kayıplar yaşadığı gözlenmekte iken mevcut pandemi krizi sürecinde servetlerin daha da yoğunlaştığı, gelir dağılımının ise daha da bozulduğu izlenmekte.

Bu sonucun ardında en önemli nedenler, eğitimli ve vasıfsız işgücünün derinleşen ayrışması; evden çalışmaya uygun olan ve olmayan işlerin keskin biçimde farklılaşması ve bugüne kadar krize karşı uygulanan politika demetinin sadece parasal genişlemeye dayandırılarak öncelikle finans kapitalin ihtiyaçlarına hizmet vermesi olarak belirleniyor. Eşitsizlik sadece ekonomik koşullandırmalarla değil, cinsiyete ve etnik kökenlere dayalı sosyal şiddet ile de sürdürülüyor. Amerika’da siyahi emekçiler, beyazlara göre ortalama yüzde 41, kadın emekçiler ise erkeklere görece ortalama yüzde 19 daha düşük ücret elde ediyor.

Dünya ekonomisi “büyük durgunluk” ve “büyük normalleşme” arasında savrulmakta, her iki sürecin ardında yatan ana unsur ise derinleşen eşitsizlik. Biden’ın üçleminin anahtarı da burada: Kapitalizmin “büyük normalleşmesi” daha eşitlikçi bir dünyada mümkün olabilir mi?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları