Erinç Yeldan

K-tipi büyüme: Gelirin eşitsizliği

16 Eylül 2020 Çarşamba

Ulusal ekonominin seyrindeki inişli çıkışlı dalgalanmaların alfabenin harflerine benzetilerek açıklanmaya çalışılması ekonomi gündemimizin renkli ve popüler uğraşları arasında. Özellikle ilgi çeken harf, V ! Bununla daralan bir ekonominin, aynı hız ve kararlılıkla çıkışa geçeceği vurgulanıyor. Örneğin, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçen hafta içerisinde yaptığı açıklamada, “tüm öncü göstergeler Türkiye açısından en kötünün geride kaldığını gösteriyor. 2. yarıda ‘V’ şeklinde toparlanma bekliyoruz” sözleriyle bu beklentiyi dile getirmekteydi.

 Ancak ekonomide yaşanan durgunluğun uzun sürmesi, U ya da L; ve Türkiye’de yaygın biçimiyle aşırı oynak ve dalgalanma göstermesi ise M harflerini de kullanıma sokmakta. Bu yaratıcı uğraşa bir de “K-tipi büyüme” kavramı eklendi ki kanımızca kapitalist bir pazar ekonomisinin seyrini ifade eden en doğru benzetimlemelerden birisiydi.

Nitekim, 13 Eylül tarihli Cumhuriyet’teki köşe yazısında Veysel Ulusoy da K-tipi büyümeyi bize şu sözlerle tanıtıyordu: “Verimlilik, rekabet kavramlarını unuttuğumuz bir düzensizlikte, gelirsizliği ve fakirliği yaşayan büyük bir kesimin varlığını hissederek (…) her kriz sürecinde üst gelir grubunun servetini artırarak süreçten çıktığını, aksine alt gelir grubunun ise kayıpla bu dönemi tamamladığını görmekteyiz.”

Veysel Hoca’nın tespitlerini TÜİK tarafından daha yeni yayımlanmış bulunan Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması istatistiklerinde yakından izlemekteyiz. Ancak bu çalışmada sadece son bir senenin konjonktürel iniş çıkışıyla sınırla kalmayıp, uzun dönemli bir bakış açısıyla gelir dağılımının Türkiye’deki seyrine bakmak daha doğru olacaktır.

Türkiye’de gelir eşitsizliği sürekli ve kalıcıdır

Gelir dağılımı üzerine en yalın göstergelerden birisi nüfusun en zengin (yüzde 5) gelir grubunun milli gelirden aldığı payı; en alt grupların gelir paylarıyla karşılaştırmak. Burada en alt gelirli yüzde 20’lik dilimi “yoksul”; daha da az gelirli yüzde 5’lik grubu ise “en yoksul” diye tanımlayabiliriz. 

 TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması verileri 2006’ya dayanıyor. Aşağıda söz konusu verilerden derlenmiş olan grafik uzun dönemde Türkiye’de gelir dağılımı arasındaki uçurumun nasıl da kalıcı bir seyir izlemekte olduğunu; yoksulun yoksul; zenginin de zengin olarak Türkiye kapitalizminin kendi sınıfsal konumlarını nasıl da kalıcı biçimde üretmekte olduğunu belgeliyor.

  

TÜİK verilerine göre, Türkiye kapitalizminin zirvesinde yer alan en zengin yüzde 5’lik kesim, milli gelirin beşte birini elde ediyor. En altta kalan yüzde 5 ise sadece yüzde 1’i kadar gelire sahip. Bu iki kesimin ortalama (medyan) gelirlerinin 2019’da oranı 1’e 16!

 Veriler, en üst gelir grubunun payının 2010 sonrasında yüzde 18.5-19 aralığında seyrederken, 2014 sonrasında yaklaşık yüzde 3 puan artarak 2018’de yüzde 21.6’ya değin çıktığını belgeliyor. Bu ara dönem, Türkiye’de inşaata ve imar rantlarına dayalı sermaye birikim rejiminin ivmelendirildiği; yandaş şirketlere açılan ihaleler, başta Katar olmak üzere, yakın - uzak Asya ülkeleriyle girişilen çoğunlukla kayıt dışı finansal işlemler ve benzeri rant mekanizmalarıyla “yerli ve milli” sermaye gruplarının gözetildiği yılları yansıtıyor. Siyasi anlamda da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye anılan üstyapının tasarım ve uygulama yılları.

Resmi söylemlerde hararetle altı çizilen 2018’den 2019’a gözlenen göreceli iyileşme ise konumuzun bütünündeki ana eğilimleri değiştirmekten uzak, sadece daralan ve yoksullaşan Türkiye ekonomisinin yaşamakta olduğu dibe doğru yarışın uzantılarını resmediyor.

 K-tipi büyüme ve kriz kapitalizmin kendisidir

K-tipi büyüme ve toparlanma olgusu kapitalizmin üretim koşullarına müdahale etmeden gelirin paylaşımında kalıcı bir iyileşmenin mümkün olmadığı gerçeğini bir kez daha vurguluyor. Türkiye’nin yaşamakta olduğu K-tipi büyüme ve kriz süreçleri, kuşkusuz bir yarı - çevre kapitalist ekonomi olarak yaşamın her alanında - emek sermaye çatışmasında; kadın ve erkek emekçiler arasında süregelen cinsiyet ayrımcılığında; kır kent ayırımında; etnik ve dini köktencilikte sürekli üretilmekte. Kapitalizmin ta kendisi.


Yazarın Son Yazıları

Türkiye’nin enerji sorunu 26 Ağustos 2020
Döviz sorunu 5 Ağustos 2020
İstihdamın Çöküşü 15 Temmuz 2020
Dünya Mülteciler Günü 24 Haziran 2020
Cin şişeye sığmıyor 17 Haziran 2020