Gençlik pırıl pırıl

30 Mart 2016 Çarşamba

Geçen hafta morallerimiz dibe vurmuştu. Art arda gelen patlamalar, yeni şehitler ve ayrıca öğretim üyemiz Esra Mungan’ın tutuklanması, Boğaziçi Üniversitesi camiasını kara bulutlarla örtmüştü. Böyle bir çöküntü içindeyken üniversitenin tarihi Albert Long Salonu’nda enerji yüklü, pırıl pırıl bir konserle adeta dirildik. Ankara’dan gelen 29 kişilik bir gençlik orkestrası, gencecik bir şef ve gencecik solistlerle tanıştık.
Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası 2011 yılında şef Orhun Orhon tarafından kurulmuştu. Orhon, yurtiçindeki parlak gençleri ve Avrupa’nın çeşitli köşesine yayılmış genç orkestracılarımızı bulup bir araya getiriyor. Çalanların neredeyse tümü 20 yaş ve altındaki sanatçılar ve bir şey daha, kendi içlerinden seçtikleri bir yönetim kurulu tarafından yönetiliyorlar.

Pekinel’ler okulu
AGSO’nun bu dinletisi bir başka enerjiyle daha birleşmişti: Güher ve Süher Pekinel’in “Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler” projesinde desteklenen iki parlak solist de yer aldı. Pekineller, yetenekli gençleri seçip, verdikleri burslarla onları dünyanın önde gelen okullarına yönlendirdiler ve ünlü hocalarla çalışmalarını sağladılar. Şimdi de gelişmelerini izliyorlar, dağarcıklarını denetliyorlar, yarışmalara girmelerini ve konser deneyimi kazanmalarını sağlıyorlar. Konserin ilk yarısını yöneten şef Tolga Atalay Ün (1995) aynı zamanda piyanist ve klavsenci. Halen Londra Kraliyet Müzik Koleji’nde Niel Immelman ile piyano, Terence Charlston ile klavsen çalışmakta.
Kemancı Doğa Altınok (2000) ve piyanist Can Çakmur (1997), “Güher & Süher Pekinel Dünya Sahnelerinde Genç Yetenekler” projesiyle desteklenen sanatçılardan. Doğa, Viyana’da Amadeus International Nobel Talent Of Music School’da, Dora Schwarzberg ile çalışıyor. Bach’ın Mi Majör Keman Konçertosu’nu taze bir heyecanla seslendirdi. Can Çakmur, “Hochschule für Musik Franz Liszt Weimar”da Grigory Gruzman ve Belçika’da Diane Andersen ile çalışıyor. Mozart’ın Re Majör 5. Piyano Konçertosu’ndan sonra bis olarak tuşların derinliğinde çaldığı Saygun’un 4. Etüdü günümüzün karanlık atmosferine uyum sağladı.

Psikolojik terapi
İkinci yarıdaki Richard Strauss’un yaylı çalgılar Sextet’i de yaşadığımız ağır ortamı yansıtan bir başka yapıttı. Kemanlarda Onur Akalın ve Can Özhan, viyolalarda Dinç Nayan ve Çağıl Yakar, viyolonsellerde Gökhan Bağcı ve Umut Sağlam, bu çok az çalınan yapıtı ince işlemelerle seslendirdiler.
Son yapıt, Mozart’ın 4 üfleme çalgı solosu için Senfoni Konsertant’ıydı. Kurucu şefleri Orhun Orhon yönetiminde ve 2011’de kurulan AGSO Nefesli Quartet solistliğinde seslendirildi. Solistlerden obuacı Demre Erdem Berlin’de Universitat der Künste’de, kornocu Atay Bağcı Avusturya’da Graz Sanat Üniversitesi’nde, fagotçu Bufe Muratal, Berlin Hanns Eisler’de, klarinetçi Ömer Berk Taraklı, Nice Konservatuvarı’nda okumaktalar.
Bütün bu pırıl pırıl başarılı gençleri dinlerken, ne yazık ki nice şehidimizin de, aynı yaşlarda olduklarını düşünerek irkildim. Kapıların dışında yaşanan ağır ortama karşın, o konserdeki ruh halini solumak psikolojik bir terapi gibiydi.  


Yazarın Son Yazıları

Yeni yıllar eskirken 30 Aralık 2020
Kayıtlardaki emekler 23 Aralık 2020
Kadife sesler 16 Aralık 2020
Başkentte müzik zirvesi 2 Aralık 2020
Filarmoni ve senfoni 7 Ekim 2020