Gümüşlük’teki 18. festivale selam

28 Temmuz 2021 Çarşamba

18. Uluslararası Gümüşlük Festivali için piyanist Eren Leventoğlu ve piyanist Gülsin Onay’ın organizasyonunu bir kez daha kutlamalıyız. Açılışta şef Nisan Ak yönetimindeki Ancyra Ensemble’ın solisti piyanist Gülsin Onay’dı. Gümüşlük’teki Antik Taşocağı’nın büyüleyici ortamında, kayan yıldızların altında, her an doğmasını beklediğimiz mehtabın heyecanıyla birkaç coşku bir araya geldi. Önce festivalin tarihçesi Türkçe ve İngilizce olarak anlatıldı, sonra sponsorlara teşekkür sunuldu. Hele büyük katkısına karşın adını açıklamayan yeni bir sponsoru avuçlarımız yanana dek alkışladık. 

Konuşmalardan sonra şef Nisan Ak, dinleyiciye birkaç cümleyle kendisini ve programı tanıttı. Ancyra Oda Orkestrası İngiliz besteci Elgar’ın Yaylı Sazlar Serenadı ile başladı dinletiye. Sonra Mozart’ın K.138 Fa Majör Divertimentosu ve en sonunda Gülsin Onay’ın incecik işlemeleriyle Mozart’ın 12 numaralı K.414 sayılı piyano konçertosunu dinledik. Gülsin Onay bislerine Beethoven’ın “Ayışığı Sonatı”nın birinci bölümüyle başladı. Ardından orkestra eşliğinde biraz önce çaldıkları Mozart Konçerto’dan bir kesit ve son olarak da Chopin’in op.9, 2 No’lu Nocturne’ünü seslendirdi. Bütün bu yapıtları mikrofonsuz, doğal akustikte dinledik.

KADIN ŞEFLERİMİZ

Kadın sanatçılardan oluşan Ancyra Ensemble’ın daimi şefliğini 2019 yılından bu yana bir başka kadın sanatçı, İtalyan-Türk şef Nil Venditti üstlenmişti. Tarihteki ilk ünlü kadın orkestra şefi Amerikalı Marin Alsop’tur (1956). Daha önce oda orkestralarını yönetenler var, ancak büyük senfoni orkestrası yöneten ve o toplulukla özleşen ilk kadın şef Alsop olmuş.

Aslında kadın şeflerin ortaya çıkışı ne kadar gecikmiş! Bırakın kadınların şeflik yapmasını, 1982’de Berlin Filarmoni’nin kadrosuna Herbert von Karajan’ın atamasıyla girebilen ilk kadın üye klarnetçi Sabine Meyer büyük tepkilere yol açmıştı. Giderek dünyada sayıları artan kadın şefler Türkiye’de de son zamanda dikkat çekmeye başladı. Sıdıka ve İnci Özdil, Mehpare Karamenderes, Sera Tokay, Nil Venditti ve Nisan Ak gibi. Nisan, masmavi gözlü, muzip, neşeli, çok sevimli, biraz da duygusal bir beden diline sahip. İncecik yapısı, sahnede esprili konuşması, yönettiği müzikle ne denli barışık olduğunu gösteriyordu. Müziğe başladığı anda açık vuruşlarıyla hemen dikkat çekti. Daha güzel bir şey vardı: Nil’in yeteneğine inanan ve ona maddi-manevi destek sağlamış bir grup değerli kişi şimdi de onu orkestrasının karşısında izlemek ve onunla gurur duymak için Gümüşlük Festivali’ne gelmişlerdi. Nisan, geçen yıl Andante dergisindeki bir röportajında şöyle diyordu: “Haliyle -biz kadın şefler için- podyum dışındaki her an cinsiyetimiz önem taşıyor (...) Ama hâlâ görünülürlüğü olan, prodüksiyonu olan kadın şef sayısı az. O yüzden benim hiçbir kadın şefi beğenmeme lüksüm yok. Her birinden birçok şey öğreniyorum.(...) Cinsiyetiniz önemli ama beni ben yapan birçok şey var. Cinsiyetim bunlardan yalnızca bir tanesi. Ben büyükken de organizasyona, risk yönetimine, psikolojiye, araştırmaya, analitik bakış açısına meraklıydım. Bunlara merak sararken hiç cinsiyetimi düşünmemiştim!” 

Gümüşlük Festivali’nin bu yılki hemen her etkinliği heyecan verici ayrı topluluk ve solistleri içeriyor. Atmosfer, sanatçılar, izleyiciler hepsi birbirinden nitelikli. Ancak Bodrum Belediyesi’nden yakınıyoruz: Gümüşlük-Koyun Baba’ya, yani festival alanına giden yolun tamamı kazılıydı. Yazın ortasında, bu değerli festival günlerinde neden böyle bir işe kalkışılmış? Neden festivale kadar tamamlanmamış? Karanlık, ışıksız yolun çukurlarından korunmaya çalışarak ilerlerken tepemizdeki kocaman ay bizi aydınlatmaya çalışıyor ve Gülsin Onay’ın parmaklarından yükselen Ayışığı Sonatı’nı yeniden duyuruyordu. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fazıl Say ve J.S. Bach 15 Eylül 2021