Ruhumuzu yine müzik onaracak

08 Nisan 2020 Çarşamba

Koronaya saplandık. Sanki her an kapımızı çalacak! Bu korku filminden kurtulmanın yolu yaratıcı bir şeylerle uğraşmak. Kimi yün örer, kimi pano boyar, kimi takı yapar, kimi marangozluk, kimi çiçek yetiştirir. Kimi de hayal dünyasının kapılarını aralar: Okuduğu kitabı, dinlediği müziği yeni tatlarla yorumlar. 

Bence en etkileyici ilaç müziğe sığınmak. Başka uğraşlarınız olsa da her güne, o gün boyunca size eşlik edecek bir yapıt seçin. Sevdiğiniz bölümleri tekrarlayın, ağır gelen bölümleri incelemeye çalışın. Aynı tema ne zaman tekrar geliyor, geldiği zaman üstündeki giysi tümüyle yeni mi, yoksa eski giysiden ipuçları buluyor musunuz?

Önce solo (tek) çalgı için yapıtları düşünelim: Piyanonun şairi Chopin’in Do diyez minör (postume-ölümünden sonra basılmış) Noktürnü, dizeleri hiçbir zaman aklınızdan çıkmamış bir şiirdir. Sonra çalgılarınızı sistematik olarak arttırın: Keman piyano için ikililer; keman, piyano, çello için üçlüler ve giderek kuvartet (dörtlü), kentet (beşli) gibi oda müziğinden örnekler dinleyin. Mozart’ın keman-piyano için ikilileri bir çocuk saflığıyla olgun kişiliği birleştirir. No.21, K.304, mi minör sonatın zarafetini tadın. Mendelssohn’un Re minör 1 numaralı, op.49 piyanolu triosu, baştan sona her bölümüyle ayrı bir coşku içerir. Kuvartet, orkestranın temelidir, kocaman bir orkestra gibi sağlamdır. Klasik dönemden Haydn’ın Av kuvartetindeki her birimin bir diğerini avlama tekniği, zamanın ava gitme modasının müzikteki yansımasıdır.

Bu küçük topluluklar için bestelere ayırın gününüzü. Örneğin bir piyano sonatı: “Ayışığı”. Beethoven hiçbir zaman bu sonata Ayışığı başlığını vermemiş. Belgelerde Do diyez minör Piyano Sonatı, no 14 “Quasi una Fantasia” olarak kayıtlıdır. Sonradan kim yakıştırmış, bilmiyoruz. Pek de güzel yakışmış ve hep öyle kalmış. Örneğin burada durup sonatın ilk bölümünü dinleyin. Bakalım size göre bu sonatın başlığı Ayışığı olmasaydı, ne olabilirdi? 

Çalgıların en gizemlisi olan ney için Adnan Çoker: “Lale gibi bir ney taksimi arada süzülüyordu” demişti. Mistisizm bu günlerde en rahatlatıcı sığınaklardan birisi. Niyazi Sayın’dan Beyati Ney Taksimini dinleyin. Halk müziğimizdeki neşe, espri içinizi kıpır kıpır edecektir: Hele Karadeniz türküleri!

“Çayelinden öteye/ Gidelim yali yali/ Sırtındaki sepetin ben olayım hamali / Ben olayım ha…”

Zaman nasıl geçiyor?

Ayşegül Sarıca zevkli resital programı düzenlemenin üstadır. Ona sordum, bu günlerde nasıl geçiyor zaman diye? “Havada uçuşuyor gibi, belirsiz” dedi. Ayla Erduran, diğer çalgılar olmaksızın yalnız kendi partisini çalıştığı kuvartetlerden ve sonatlardan söz etmişti. Piyanist ise diğer çalgılarla oda müziği yapabileceği gibi onlar olmaksızın da birçok resital programı hazırlayabilir. Sarıca, Mayıs ayında Süreyya Operasında vereceği resitalin programını çalışıyor bugünlerde. Bakın ne kadar lezzetli yapıtlar seçmiş: İki Beethoven sonat var: Op.101 ve op.110, Debussy İmajlar (1.defter), Zoltan Kodaly Marossezk Dansları ve Ali Darmar‘dan 3 Prelüd. 

İmer Saraçoğlu koronaya yenildi

Geçen hafta Hollanda’da yaşayan değerli viyola sanatçımız İmer Saraçoğlu (d.1936)’nu koronadan yitirdik. Ankara Devlet Konservatuvarı’nda okumuş, Ankara Devlet Operasının orkestrasında ve CSO’da çalıştıktan sonra Amsterdam’a gitmiş ve 40 yıla yakın Concertgebouw Orkestrası’nın viyola gurup şefi olmuş. Sevecen kişiliğiyle dostları arasında ayrıcalığı olan bir sanatçıydı. Eşi Beyhan Hanım da halen hastanede savaş veriyor. Bu korona yakınlara gelmez sanıyorduk. Bir de bakıyorsunuz, nice tanıdığınızı alıp götürmeye başlamış. 

Kurgu bilim sahneleri yaşıyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Davuldan Kahveye Kadar 27 Mayıs 2020
Helikopterler ve müzik 20 Mayıs 2020
Sessizlik ve müzik 13 Mayıs 2020
Acılar ve müzik 6 Mayıs 2020
Bitmeyen senfoniler 11 Mart 2020