Sessizlik ve müzik
Evin İlyasoğlu
Son Köşe Yazıları

Sessizlik ve müzik

13.05.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Amerikalı besteci John Cage (1912-1992) yirminci yüzyıl müziğine yön veren en önemli imzalardan birisidir. 1952’de 4’33” veya Sessizlik adlı yapıtını besteler. Bu yapıt, ardında taşıdığı felsefeyi bilmeyenler için son derece absürd (saçma) gelebilir: Piyanist sahneye çıkıp piyanonun önüne oturur ve 4 dakika 33 saniye kımıldamadan, sakince orada durur. Sonra selam verir, alkışlanır ve sahneyi terk eder. Aynı yapıt keman, viyolonsel veya flütle de yorumlanabilir. Onu 1952’de ilk seslendiren David Tudor adlı piyanist, sahneye çıkıp piyanonun önüne oturmuş, boş sayfalardan oluşan bir nota defterini karşısına koymuş ve piyanonun kapağını kapatmış. Bu arada bir çalar saati de 4 dakika 33 saniyeye kurmuş. Sessizce ve kımıltısız oturduğu sürede dışarıda başlayan yağmuru, uzaktan gelen köpek havlamasını, salondaki dinleyicinin nefes sesini ve öksürüklerini dinlemiş. Ama her şeyden önemlisi, kendi iç sesine odaklanmış. Eser üç bölümlü. Bölümler arasında boşluk yok, her biri diğerine “attaca” (bağlanarak) ile geçiyor. Piyanist gereken süre dolunca selam veriyor ve sahneden ayrılıyor.

20. yüzyılın ilk yarısında çağlar boyu alıştığımız melodik ve armonik sesler değil, “gürültü” gibi müzik dışı sesler de kompozisyonun bir parçası olmuştu. İçinde bulunduğumuz ortamdaki her sesin müziğe girmesi öngörülmüş, gürültü üreten çalgılar yapılmış ve bunlar orkestra içinde yer almışlardı. Aynı görüşle “sessizliğin” de müzikal bir malzeme olduğuna dikkat çekildi. 

Aslında 4’33” çağlar boyu alışılagelmiş bir konser ritüelinin ve bir müzik yapıtının yeniden tanımlanmasıdır. John Cage 60 yıllık kariyerinde 300’e yakın eser besteler ve şöyle bir sonuca varır: Müzik yapıtı bestecinin kişiliğini yansıtmamalıdır. Müzik, seslerin anlattığı bir sanattır. Böylece besteci kendisini aradan çıkartmalıdır. 

Cage,  Dada ve Zen felsefelerini aynı dönemde keşfeder. Zen Budizm’in izindeki “şansa bırakılmış müzik” tarzının da yaratıcısı olur. Ona göre, bir kompozisyon yaratmak için artık eski çağların katı kuralları kaldırılmalıydı. Sesler, birbirine bağımlı değil kendi başlarına özgür olmalıydı. Toplumsal demokrasi gibi seslerin de bireysel demokrasiye sahip olması gerekiyordu. 

Beş duyunun derin sessizliği

Meditasyon öğretisi, kendi içine dönmek ve bilinçli farkındalık Cage’in yolunu aydınlattı. Öne çıkan, beş duyunun derin sessizliğiydi. O anda etrafında olup bitenler değil, aldığın nefese odaklanmak önemliydi. O anı yaşamak, o an zarfında kendi içine yolculuk yapmak ve geçmişle geleceğin buluşmasını izlemek için o nefeste kalabilmek gerekiyordu. O an: aklını kurcalayan pürüzlerle birlikte, onlardan kurtulmadan, onları kabul ederek yaşanmalıydı. 

Geçmiş sona ermiş, gelecek ise henüz yaşanmamıştır. Eğer sürekli geçmişteki anıların etkisiyle yaşarsak ya da gelecek için hayaller kurarak veya kaygılar oluşturarak devam edersek, şu anda olup biteni kaçırırız ve kaçırdığımız şey hayatımızın ta kendisidir.  

Diyeceksiniz ki, nereden çıkardın şimdi bütün bunları? Öyle günlerde yaşıyoruz ki bir günden ertesi güne bütün değerler değişikliğe uğruyor, bütün ezberlerimiz bozuluyor. Geçmiş ile modernizmi birleştiren kültürler en sağlam kalanlar. Müzik kadar gürültünün de geleneksel hoş sedalar kadar müziksizliğin de rol oynadığı günlerdeyiz. Akıllarımızda bin bir soru varken, örneğin neden valslerin tılsımını anlatmadığımı da sorabilirsiniz. Oysa bu Uzakdoğu felsefesinden köklenen deneyimler müzik ile gürültü, müzik ile sessizlik veya bir keman yayından yükselen romantik ezgiyle bir köpek havlamasının gerçeğini buluşturuyor. Hangisini duymak istediğiniz sizin seçiminize kalmış. 4’33” hiçbir şey duymadığımız bir etkinlik değil. Tam tersine, dikkatle dinlediğimizde içinde pek çok şey bulabileceğimiz bir sessizlik yumağı.

Yazarın Son Yazıları

Ayla Erduran’ın ardından

Tam geçen haftaki Ayla Erduran’ı anma etkinliği üstüne yazımı hazırlarken sevgili Yeşim Gürer Oymak’ın İKSV Genel Müdürlüğü’ne atandığını duydum.

Devamını Oku
14.01.2026
Mesut İktu’nun ardından

Geçen hafta 3 Ocak’ta çok değerli bir opera sanatçımızı, bariton Prof. Dr. Mesut İktu’yu yitirdik.

Devamını Oku
07.01.2026
Yalçın Tura’ya büyük ödül

Yalçın Tura’ya (d.1934) 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında “müzik özel ödülü” verildi.

Devamını Oku
31.12.2025
İnönü’nün anısına bir konser

İDSO’nun her yıl Erdal İnönü’nün anısına bir konser adaması ne kadar anlamlıdır.

Devamını Oku
24.12.2025
‘İnsan sesi’

Soprano ve şef Barbara Hannigan’ı 2023’te İstanbul Müzik Festivali çerçevesinde ve BİFO eşliğinde dinlemiştik.

Devamını Oku
17.12.2025
Selim İleri ve Leyla Gencer

Bir zamanlar Boğaziçi Üniversitesi’ndeki akademisyenlerin ürettikleri çalışmaları kamusal alana taşımak ve üniversitenin entelektüel canlılığını toplumla buluşturmak amacıyla rektörlüğün üst katındaki kütüphanede “Kitaplar Arasında Buluşmalar” düzenlenirdi.

Devamını Oku
10.12.2025
Aya İrini: İKSV Festivali’nin tanığı

Aya İrini: İKSV Festivali’nin tanığı

Devamını Oku
03.12.2025
Aykal-Darmar-Hornung ve Saygun

Geçen haftaki İDSO/DenizBank konserleri çerçevesindeki konseri değerli şefimiz Gürer Aykal yönetti.

Devamını Oku
26.11.2025
A.A. Saygun ve Gürer Aykal

Uzun yıllar önce maestro Gürer Aykal ile yaptığım bir söyleşide şöyle anlatıyordu...

Devamını Oku
19.11.2025
Tekfen Filarmoni ve Borusan İstanbul Filarmoni’den unutulmaz konserler

Geçen hafta Aziz Shokhakimov yönetimindeki Tekfen Filarmoni Orkestrası’nın İşSanat’taki açılış konserini dinledik.

Devamını Oku
12.11.2025
Erdal İnönü ve Zehra Yıldız

Erdal İnönü geçen hafta ölümünün 18. yıldönümünde mezarı başında anıldı.

Devamını Oku
05.11.2025
O ne güzel heyecandı

Bizim çocukluğumuzda Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ilkokulda, ortaokulda yapılan törenlerle, marşlarla, okunan şiirlerle dolu dolu geçerdi.

Devamını Oku
29.10.2025
Howard Griffiths’i yeniden dinlemek

İngiliz orkestra şefi ve viyolacı Howard Griffiths ile dostluğumuz yıllar öncesine dayanır.

Devamını Oku
22.10.2025
Yeni mevsim hızlı başladı

Eskiden orkestraların mevsime başlarken ilk konserleri için “Daha üyeler yaz mahmurluğunu üstlerinden atamamış” diye eleştiriler çıkardı.

Devamını Oku
15.10.2025
İstanbul’da yeni mevsim rengârenk

Yaz yavaş yavaş bitiyor.

Devamını Oku
08.10.2025
Türk Dil Kurumu ödülüm

Türk Dil Kurumu ödülüm

Devamını Oku
01.10.2025
Leylâ Pamir’i anmak

Leylâ Pamir (1930-2023) çok değerli bir müzik insanıydı.

Devamını Oku
24.09.2025
Pekineller bir ilki gerçekleştirdi

Geçen hafta Atatürk Kültür Merkezi’nde 6-12 Eylül tarihlerinde yapılan “Pekinel Uluslararası Masterclass”ın AKM Tiyatro Salonu’ndaki kapanışını izledim.

Devamını Oku
17.09.2025
Dört günde iki kent ve bol müzik

Geçen hafta dört günlük bir Polonya turundaydım.

Devamını Oku
10.09.2025
Cem Mansur ve gençler

Cem Mansur’u uzun yıllardır tanırım. Özellikle gençlerin elinden tutması, onlara güvenmesi; orkesta programı hazırlarken bildik yapıtların yanı sıra çağdaş ya da az bilinen tarihi yapıtları izleyiciye ve orkestra üyelerine tanıtması onun en önemli başarılarındandır.

Devamını Oku
03.09.2025
Nehir söyleşisi nedir?

Bilmem dikkat ediyor musunuz son yıllarda ortaya çıkan “nehir söyleşisi” alt başlığı ile bir edebiyat türü var.

Devamını Oku
27.08.2025
Bülent Tarcan: Bir cerrah ve besteci

Kimi isimler, tarihe bir değil, iki imza atmıştır. Örneğin Bülent Tarcan!

Devamını Oku
20.08.2025
Sabah mutlu uyanmak

İnsan ne zaman mutlu uyanır?

Devamını Oku
06.08.2025
Müzikte Turquerie

Osmanlılar 14. yüzyılda Balkanlar’a girmiş, 15. yüzyılda Konstantinopolis’i fethetmiş ve 16. yüzyılda Viyana kapılarına dayanmış, uzun süre Avrupa’nın korkulu rüyası olmuşlar.

Devamını Oku
30.07.2025
Mizah, tango ve Scarlatti

Son zamanda yayımlanan üç kitaba değinmek istiyorum...

Devamını Oku
23.07.2025
53. festival de sona erdi

Bizim kuşak çok genç yaşlarındaydı İstanbul Müzik Festivali ile tanıştığında. Festivalin başlaması ilkbaharın gelmesiydi.

Devamını Oku
02.07.2025
Alfred Brendel’ın ardından

Çağımızın efsane piyanisti Alfred Brendel, ne harika bir çocukmuş ne de ailesinde bir başka müzisyen varmış.

Devamını Oku
25.06.2025
İstanbul’un her köşesi müzik

Önceki hafta 53. İstanbul Müzik Festivali güzel bir coşkuyla başladı: Yöneticiler, çalanlar, dinleyiciler hepsi yıllar içinde artık kocaman bir aile olmuş.

Devamını Oku
18.06.2025
Sessizlik-festival-Musa Bey

Geçen hafta Kurban Bayramı’ydı. Dört buçuk gün kadar sürdü.

Devamını Oku
11.06.2025
Elektra ve Nil Venditti

19. yüzyılın sonundaki post romantik besteci Richard Strauss (1864-1949) art arda iki opera birden besteler.

Devamını Oku
04.06.2025
Oya Başak’a mektup

Sevgili Oya’cığım, biliyorum, birazdan arayıp: “Bu hafta beni hangi konserlere götürüyorsun” diye soracaksın.

Devamını Oku
28.05.2025
BİFO’nun son konseri ve Gılgameş

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası Carlo Tenan’ın yönettiği seçkin bir programla mevsimi kapattı.

Devamını Oku
21.05.2025
ENKA/Can Kiracı/ Opera Bale Festivali

ENKA/Can Kiracı/ Opera Bale Festivali

Devamını Oku
14.05.2025
Muhittin ve Gülseren Sadak

Muhittin ve Gülseren Sadak

Devamını Oku
30.04.2025
Aykal, Naz İrem ve Levendoğlu

Aykal, Naz İrem ve Levendoğlu

Devamını Oku
16.04.2025
Avrupa orkestralarında iki viyolacımız

Avrupa orkestralarında iki viyolacımız

Devamını Oku
09.04.2025
Dört dörtlük bir dinleti

Dört dörtlük bir dinleti

Devamını Oku
02.04.2025
Suna Korat’ı hiç dinlediniz mi?

Suna Korat’ı hiç dinlediniz mi?

Devamını Oku
26.03.2025
Aya İrini: Festivalin efsane tanığı

Aya İrini: Festivalin efsane tanığı

Devamını Oku
19.03.2025
BİFO’dan unutulmayacak bir dinleti

BİFO’dan unutulmayacak bir dinleti

Devamını Oku
12.03.2025