Feyzi Açıkalın

1 Mayıs’lar taşrada kutlandığında…

01 Mayıs 2021 Cumartesi

Çok basit anlatımla; hizmetlerin farklılaştığı, mesleklerin özgünleştiği yerleşimlere kent diyoruz. Bir de, mesafelerin metrik olarak değil saat birimi ile tanımlandığı yerler kent kimliği taşır. Son kriteri ben uydurdum ama doğrudur!

Artık, sıraladığım bu ölçütlere göre neresinin kent sayılacağına siz karar verin. Bunun dışında yer alan yerleşimler taşradır, kırsaldır ve oralarda sınıf bilinci gelişmemiştir. Dolayısıyla 1 Mayıs’lar da yeterince değerini bulmaz.

Örneğimiz, kitle turizminin Türkiye’de ilk başladığı dünya güzeli bir kıyı yerleşimi olan Alanya olsun. Bir zamanların şirin tarım kasabası olan Alanya’ya emekçi örgütlülüğü, ilginçtir, devlet kurumlarıyla gelmiş. 1940’ların ortalarından başlayarak kasabaya yerleşen Devlet Su İşleri ve Devlet Karayolları teşkilatları bölgenin her anlamda yüzünü değiştirmiş. 

Sonrasında yani Türkiye’nin yaşadığı en özgürlükçü dönem olan 1960-1970’lerde bu iki kurumda da çalışanlarının birlikteliği, güvencesi Enerji-İş ve Yol-iş sendikaları ile sağlanmış. Şehirde daha sonra, 1970’lerde turizm asıl kazanç kaynağı olmaya başlayınca, bu kez DİSK’e bağlı OLEYİS bünyesinde turizm çalışanları örgütlenmiş.

Derken TÖD-DER benzeri devrimci kuruluşlar kasabada etkin olmuş. İşleri tabii ki kolay olmamış. Milliyetçi Cephe Hükümetlerinin kasabadaki uzantıları ve onların sokak çeteleri ile mücadele etmişler. Sonuçta 12 Eylül üstlerinden balyoz gibi geçmiş.

1980 sonları ise kitle turizminin ülkemizde patladığı yıllardır. Turizm sektörünün ülkenin geri kalanına göre sağladığı göreceli kolay ve çabuk kazanç, kıyı bölgelerine göçü hızlandırır. Göç genelde Güney Doğu Anadolu ve İç Anadolu kırsalındandır. Niteliksiz genç insan göçünün bir bölümü güvencesiz konaklama ve yiyecek içecek sektöründe çalışırken, diğeri ise hemşeri odaklı, denetimsiz sokak ekonomisine dâhil olur.

Dolayısıyla, kentlerdeki gibi emek yoğun çalışılan, yüksek katma değerli üretim ekonomisinin hüküm sürmediği şehirde, turizm ve daha sonra gelişecek inşaat sektöründe yer alan emekçi hiç bir şekilde örgütlenememiştir. Böyle bir bilincin gelişmesine izin bile verilmemiştir.

Büyük bir çelişki olarak, mevsimlik kazançlara tamah etmek durumunda kalan niteliksiz turizm emekçisi bu sektörü devamlı geçim kaynağı görmez. Onun gözü belki daha az ama sürekli kazanç yolu gördüğü kamudadır. Bu yüzden turizmdeki örgütlülüğe yanaşmaz. Örneğin Devrimci İşçi Sendikası’na, kolayca ve kimselerin haberi olmayacağı bir şekilde(!) e-devlet üzerinden kayıt olmak varken, yer alabileceği bir resmi kurum soruşturmasında olumsuzluk yaratacağı düşüncesiyle buna yanaşmaz.

Ülke politikasını yönetenlerce Alanya kırsalının çok sayıdaki niteliksiz gencinin ucuz ve güvencesiz iş gücü olarak kente taşınması, işverenin pazarlık payını artırır. Dahası, günümüz siyasi iktidarının yol verdiği denetimsiz sokak ekonomisinin sonucu olan işletme zararlarını çalışanına yükleme hakkını ona kolayca verir. Düpedüz, ahlaksızca bir sömürü söz konusudur.

Böylesi yerleşimlerin varlıklı yerlileri ve önde gidenleri taşınmazlarını korumak adına, bırakın ülkeyi yöneten siyasi rejimi, kendi hilafına seçilen yerel yönetimlerle bile çelişkiye düşmemek için sessizliğini korurlar. Böylece şehirdeki mesleklerin haklar ölçeğindeki örgütlenmesi ve sendikalaşma, çoğunlukla Alanya dışından gelen daha aydın insanlar önderliğinde ve katılımında gerçekleşir. Ama bunun da sakıncası, Alanya yerlisinin yer almadığı, önderlik etmediği bir örgütlenmede yeterince geniş katılımın sağlanamamasıdır. İster hak arama mücadelesinde, ister ülke gidişatına muhalefet oluşturmak amacıyla ses yükseltmeye gidildiğinde yalnız kalınma tehlikesi vardır.

Sendikalaşarak, örgütlenerek mücadele sürdüren emekçinin şehrin bütünüyle bağ oluşturmasının tek yolu, muhalefetteki siyasi partilerin onların söylemlerini sahiplenip, üyelerine taşımasından geçmektedir. Aksi takdirde, örneğin sağlık kurumlarındaki her türlü baskının, haksızlığın duyurulması adına girişilen kurumsal çabalar güdük kalmaya mahkûmdur. Ne yazık ki hala en büyük birlikteliği sağlayan siyasi partilerin bu anlamdaki desteği şarttır.

Onun için, taşra sayılan Alanya benzeri yerleşimlerde 1 Mayıs’ların anlamlı olabilmesi, ancak şehir dinamiklerinin de katılımıyla sağlanacaktır. Geniş tabanlı örgütlülük, şehrin lümpeninden aydınına kadar her bireyine, mücadelesini sınıfsal ölçekte yapmasının gerekliliğini de öğretecektir. 1 Mayıs taşrada bu bilinçle kutlandığında, ülkeye demokrasi gelmiş olacaktır…



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları