Gazeteciler Haklarının Militanı Olmak Zorunda

Gazeteciler Haklarının Militanı Olmak Zorunda

13.07.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

İki farklı haber geçen hafta, kuşkusuz yalnızca bazı gazetelerin ve internet sitelerinin gündeminde yer aldı. İlki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Basın Özgürlüğü ödülleri, ikincisi yazarlarımız Hikmet Çetinkaya ile Ceyda Karan’ın yargılanmaları ile ilgili haberdi. Çetinkaya ve Karan şeriatçı teröristler tarafından karikatüristleri, yazarları öldürülen Charlie Hebdo ile dayanışma için köşelerine koydukları Hebdo’dan aldıkları bir çizimle ilgili olarak 4.5 yıl hapis istemiyle yargılanıyorlardı. Davaya Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın, damadı Berat Albayrak’ın da şikâyetçi müdahil olmak istedikleri, müdahil olmak isteyenlerden birisinin de yargıca “Bize verin cezalarını biz verelim” dediği de haberlerde yer aldı. Davaya 1200 dolayında müdahil olma talebinde bulunulduğunun gazetelerde yer alması üzerine sosyal medyada yazılanlardan birisini aktarmak yerinde olacaktır. Şöyle deniliyordu orada: “Hırsızlıklar, yolsuzluklar dava konusu olsun, bakın bakalım ne kadar müdahil çıkacak o davalara.
Diğer önemli haber ise Basın Özgürlüğü Ödülü’nün Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a verilmesi ile ilgiliydi. Dündar, basın özgürlüğü mücadelesine imza attığı çarpıcı haberlerle yaptığı katkı nedeniyle ödüle layık görüldü. Basın Özgürlüğü Ödülü kurumlar dalında BirGün gazetesine ve Düşünce Suçuna Karşı Girişim adlı sivil toplum kuruluşuna verildi. Bu arada gazetecilere açılan davaların sayısında da azalma değil artış görüldü. BirGün Gazetesi Genel Yayın Sorumlusu Barış İnce, açılan davalardan birinde tazminat ödemeye mahkûm edildi. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Avrupa ve Merkez Asya Direktörü Nina Ognianova yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı’na hakaret davalarına dikkat çekti; “Bu davalar Cumhurbaşkanı’nı eleştirenleri susturmak için kullanılıyor” dedi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği de son üç ayla ilgili raporunu açıkladı. ÇGD Ankara Şube Yönetimi’nin Mülkiyeliler Birliği’nde basına tanıttığı ve 4 ana başlıktan oluşun raporda, 2015 yılının ikinci 3 ayında gazetecilere 26 yeni soruşturma açıldığı ve bu soruşturmalarda 19 gazeteciye hapis cezası talebi olduğu verileri yer aldı. Raporun “Sansür ve baskılar” başlığı altında, son 3 ay içerisinde iktidarın medyaya karşı tutumu aktarılan bölümde, Cumhuriyet’in genel yayın yönetmeninden yazar ve muhabirlerine kadar nasıl hedef haline dönüştürüldüğü ayrıntılı bir şekilde yer aldı.
Son aylarda gazetecilere yönelik saldırı ve tehditler de artış gösterdi. 301 madencinin hayatını kaybettiği Soma’da görev yapan Cumhuriyet muhabirleri Emre Döker ve Oğuz Yıldız’a saldıran güvenlik görevlileri ile Urfa Valisi İzzettin Küçük’ün sorularını beğenmediği için gözaltına alınan 4 gazeteciden biri olan Cumhuriyet muhabiri Pınar Öğünç de ÇGD raporunda yer aldı. Cumhuriyet gazetesi muhabiri Canan Coşkun’un, 13 Eylül 2014 tarihli “TÜRGEV’e Hediye Konak” haberinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla 2 yıl hapis istemiyle yargılandığı davadan beraat etmesi ve “Bilal’in Hedefine Bir Yılda Varıldı” haberi nedeniyle Cumhuriyet gazetesi muhabirinin MEB Basın Müşaviri tarafından tehdit edilmesi de yer aldı. Şırnak’ta ise Cumhuriyet muhabiri Mahmut Oral ve HDP milletvekili Ferhat Encü askerler tarafından darp edildi.
Görüldüğü gibi ne davalar ne saldırılar hız kesiyor. Seçimlerde ortaya çıkan ve seçim öncesi muhalefet partilerinin en azından miting meydanlarında ısrarla savundukları basın özgürlüğü konusunda herhangi bir gelişme yok. Meslek örgütlerinin, gazeteciliği hakkıyla yapma konusunda kararlı gazeteci ve yazarların kamunun haber alma hakkını, doğal olarak kendi varlıklarına sıkı sıkı bağlı görevlerini savunmak için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Meslek örgütlerimizi yani kendimizi yalnız bırakmamalı, dayanışmayı güçlendirmeliyiz. Halkın, kamunun haber alma hakkını savunabilmenin, görevelerimizi hakkıyla, özgürce yerine getirebilmenin militanı olmak zorundayız.

Efes Bergama değildir
Dikkatli bir okuyucu olmadığım halde düzenli olarak yapılan hatalardan çok şikâyetçiyim. Her gün karşılaştığım yanlış yazılan kelimeler, eksik harfler, apostrof hatalarını görmezden gelebilirim, ancak ertesi gün özür yayımlamış olmanıza rağmen, Madımak Katliamı tarihinin yanlış yazılmasını, bugün arka sayfada Efes Antik Kentinin Dünya Mirası listesine girişi haberinde, Efes’in resmi yerine Bergama’ya ait resmin konulmasını görmezden gelemeyeceğim. En kısa zamanda gazetemin eski günlerine dönmesini umut ediyorum. Saygılarımla... Oya Savaş
Cumhuriyet’in arka sayfasında kullanılan fotoğrafın Efes ile en ufak ilgisi yoktur. Bergama’daki ünlü Trajan Tapınağı’dır. Bergama kaymakamlığı da ilçe tanıtım sitesinde bu fotoğrafı kullanmaktadır. Bu hatayı yapan görevliniz keşke Google’dan yararlansaydı! Saygılar… Arkeolog Sergen Çirkin

Yine şu ‘infaz’ meselesi
5 Temmuz, 1. sayfada bir anons: “IŞİD, Palmira’da 25 Suriye askerini, 12-13 yaşındaki çocuklara infaz ettirdi.”İnfaz”, “infaz etmek” olur olmaz yerde ve biçimde kullanılır oldu. İnfaz ne demektir? Nasıl kullanılır? Bunları bilmiyoruz. İnfaz, bir yargı kararını yerine getirme, uygulama demektir. İnsanlar (burada Suriye askerleri) infaz edilmez. İnfaz edilen cezadır. Lütfen düşünün, böylesine temel bir bilgi yoksunluğundan kaynaklanan bir hata, Cumhuriyet gibi bir gazetenin, -hem de birinci sayfasında- nasıl önlenebilir, bir karar verin. Sonra da bu kararı infaz edin (uygulayın) lütfen. Emre Yazman

Nasıl da hemen çözdünüz
Her zamanki gibi okuluma gelince ilk iş gazetemi açıp okumak oldu. Gözüme çarpan haberde kullandığınız dil çok garip geldi bana, bunun sizinle de paylaşma gereği duydum.“Plaj dehşetindeki gençler toprağa verildi... İkisinin de anne babası ayrıydı” başlığının bu haberi okuyan, boşanmış ve çocuğunu annesinden/babasından ayrı büyüten ebeveynler için ne kadar yaralayıcı olabileceği aklınıza hiç gelmedi mi acaba? Bu ülkede dehşetle izlediğimiz o kadar çok şey oluyor ki, hırsızlıktan adam öldürmeye kadar, bu olayları gerçekleştiren insanların anne-babaları evli mi ayrı mı diye bir detay vermezken bize, böyle bir haberde bu bilgiyi kullanmak ne derece doğru sizce? Bilgi, anlamlı olduğu sürece paylaşılmalı. Hele de Cumhuriyet gibi “referans gazetesi olmak istiyoruz” hedefine sahip bir gazete, gazetem tarafından buna özellikle dikkat edilmeli diye düşünüyorum. Saygı ve içtenlikle…
Doç. Dr. Şule Önsel Ekici

Galat-ı Meşru’ya yüz vermeyin
Benim aklımı taktığım, kullanılan Galat-ı Meşhur ya da Galat-ı Meşru ve dahası Galat-ı Mubah denilen Osmanlıca uydurması yanlışlar. Yalnız Cumhuriyet yazarları değil, tüm basın bu hatalara düşüyor. Ben gazetemizde kullanılan galatlara değinmek istiyorum. 1 – (Internet algoritması “her kör satıcıya alıcı buluyor.”) Başlıklı yazı. Yani satıcı kör ama satılan malı gören alıcı? Aslı yerleşik bir sav söz. Şöyle: “Her topal satıcının kör alıcısı bulunur.” 2 - “Benim hafsalam almıyor..” Türkçede “hafsala” diye bir sözcük yok. Yazının akışına göre “havsala” olmalıydı. Sözlük açıklaması: a) Kalça kemikleri arasındaki boşluk. b) Zihnin bir şeyi anlama, kavrama yetisi. 3 - “meftanın mezarına” Türkçede böyle bir sözcük yok. Mevta, denmesi gerekiyordu. Ölü ya da ölüler demek. Yazar Ekşi Sözlük’ten alıntılamış. Ama yanlış (galat) aynı yanlıştır. 4 - “..dillere pelesenk edilmiştir..” Pelesenk, türlü bitkilerden elde edilen kokulu reçine demek. Aslı Persenk olmalıydı. Persenk: Konuşurken dile dolanan, gereksiz yere tekrar edilen sözler. 5 - “ Hocam, deveyi hamuduyla yutmak orucu bozar mı?” “Hamut”un sözlük anlamı: Araba koşumunda atların boynuna geçirilen ağaç ya da üstüne geçirilen çember. Aslı “havut”tur. Deve semeri, demek. Bir de “hanut” var. Turist alışveriş yaparsa, satıcının rehbere verdiği komisyona denir.
Saygılarımla... Ersan Uysal

KISA... KISA
Nefis bir yazı
Ramazan sayfanızdaki “Ne Kadar Sufi Olabiliriz?” başlıklı yazı nefisti. Tebrik ederim. Gerçekten okuduğum tek Ramazan sayfası sizin. Nimet Demir.

Atatürk’ün eli
Fotoğrafı o kadar inceledim ki, bütün pikselleri tek tek arşınladım. Sn. Can Dündar’ın “MHP’nin Atatürk’ü” başlıklı yazısındaki fotoğrafta net olarak Atatürk, bozkurt işareti yaptığı iddia edilen sağ eli ile kesinlikle bozkurt işareti yapmıyor. Çünkü net olarak sağ el baş parmağı havada. A. Pınar

Yazarların yeri değiştiğinde
Sık sık yazarların sayfaları kimi zaman reklam nedeniyle, kimi zaman da nedensiz değişiyor. Bu değişiklikleri birinci sayfadan duyurmak o kadar zor mu? Bir de son zamanlarda makalelerin başlıklarında tuhaf bir uygulama başlattınız; sözcüklerin ilk harflerini küçük yazıyorsunuz. Yanlıştır, dilbilgisi kurallarına aykırıdır. Tıpkı “bir” yerine “bi” demeniz gibi. Sözcük deformasyonuyla Gezici olunmaz. Hikmet Çelik

Rekor sizin!
Her sayfaya editor ve tasarımcı tahsis ettiniz ancak son bir ayda imla ve dizin hatalarında rekora gidiyorsunuz. Saygılarımla... Aziz Cengel  

Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki

Sondan Bir Önceki

Devamını Oku
07.09.2018
İdeolojinin Ekonomiyle Dansı

İdeolojinin Ekonomiyle Dansı

Devamını Oku
05.09.2018
Gazetelere Döviz Darbesi

Gazetelere Döviz Darbesi

Devamını Oku
03.09.2018
Dişleri Sökülmüş Eleştiri

Dişleri Sökülmüş Eleştiri

Devamını Oku
02.09.2018
Hava Tükenmeden

Hava Tükenmeden

Devamını Oku
31.08.2018
Burjuvazi Mon Amour!

Burjuvazi Mon Amour!

Devamını Oku
29.08.2018
Haftanın Dökümü

Haftanın Dökümü

Devamını Oku
27.08.2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz?

Hep Biz mi Ödeyeceğiz?

Devamını Oku
26.08.2018
Unutma Yarın Cumartesi

Unutma Yarın Cumartesi

Devamını Oku
24.08.2018
Geleceği Kurtarmak (22.08.2018)

Geleceği Kurtarmak

Devamını Oku
22.08.2018
Büyük Sorunumuz: İşsizlik

Büyük Sorunumuz: İşsizlik

Devamını Oku
20.08.2018
Umutsuzluğun Düşmanı Samir Amin

Umutsuzluğun Düşmanı Samir Amin

Devamını Oku
19.08.2018
Gazetecilik ölüyor mu?

Gazetecilik ölüyor mu?

Devamını Oku
17.08.2018
Kim Kriz İster?

Kim Kriz İster?

Devamını Oku
15.08.2018
Gazeteciliğin Tanımı Değişmedi, Değişmeyecek

Gazeteciliğin Tanımı Değişmedi, Değişmeyecek

Devamını Oku
13.08.2018
Krizin İki Cephesi

Krizin İki Cephesi

Devamını Oku
12.08.2018
Zamanıdır Yeni Bir Aşkın

Zamanıdır Yeni Bir Aşkın

Devamını Oku
10.08.2018
Kriz İçinde Kriz

Kriz İçinde Kriz

Devamını Oku
08.08.2018
Gazetecinin İşi

Gazetecinin İşi

Devamını Oku
06.08.2018
Katı Olan Her Şey...

Katı Olan Her Şey...

Devamını Oku
05.08.2018
Necdet Bulut Olsa Ne Derdi?

Necdet Bulut Olsa Ne Derdi?

Devamını Oku
03.08.2018
Quo Vadis Kardeşler?

Quo Vadis Kardeşler?

Devamını Oku
01.08.2018
Hayvan Haklarına Ne Oldu?

Hayvan Haklarına Ne Oldu?

Devamını Oku
30.07.2018
Ben Gelmem!

Ben Gelmem!

Devamını Oku
29.07.2018
‘Dönülmez Akşamın Ufkundayız...’

‘Dönülmez Akşamın Ufkundayız...’

Devamını Oku
27.07.2018
Platon’un Devlet’ini Okurken

Platon’un Devlet’ini Okurken

Devamını Oku
25.07.2018
Otoriter ‘Demokrasinin’ HALLERİ

Otoriter ‘Demokrasinin’ HALLERİ

Devamını Oku
23.07.2018
Uçardık Gökyüzüne Doğru

Uçardık Gökyüzüne Doğru

Devamını Oku
22.07.2018
Açıkları Kim Kapatacak ya da Meclis’in İşlevi

Açıkları Kim Kapatacak ya da Meclis’in İşlevi

Devamını Oku
20.07.2018
Rejim Değişti Devlet Dönüşüyor

Rejim Değişti Devlet Dönüşüyor

Devamını Oku
18.07.2018
OHAL Gidiyor mu? AİHS 15. Madde Kısıtları Kalkıyor

OHAL Gidiyor mu? AİHS 15. Madde Kısıtları Kalkıyor

Devamını Oku
16.07.2018
Muhafazakârlık

Muhafazakârlık

Devamını Oku
15.07.2018
Benzetmeler Topaldır, Bu Ölü...

Benzetmeler Topaldır, Bu Ölü...

Devamını Oku
13.07.2018
Ne Oldu, Ne Olacak?

Ne Oldu, Ne Olacak?

Devamını Oku
11.07.2018
Medyanın Zor Günleri

Medyanın Zor Günleri

Devamını Oku
09.07.2018
Kana Rengini Veren Nedir?

Kana Rengini Veren Nedir?

Devamını Oku
08.07.2018
Bir Başka Açıdan

Bir Başka Açıdan

Devamını Oku
06.07.2018
Daron Acemoğlu Ne Diyor?

Daron Acemoğlu Ne Diyor?

Devamını Oku
04.07.2018
‘Gazetecilik Suç Değildir’ ve Gazetecinin Suçları

‘Gazetecilik Suç Değildir’ ve Gazetecinin Suçları

Devamını Oku
02.07.2018
‘Dur Bakalım Ne Olacak?’ (01.07.2018)

‘Dur Bakalım Ne Olacak?’

Devamını Oku
01.07.2018