Aman, Beni Bırakma...

23 Mart 2024 Cumartesi

MHP, son 50 yıldır, siyaset ağacında adeta bir ökse otu gibi yaşıyor.

1970’lerde Süleyman Demirel’in Adalet Partisi ile koalisyondaydılar. 1980’lerde Turgut Özal’ın ANAP’ının kuruluşuna önemli bir kadro gücü verdiler. 1990’larda Bülent Ecevit ile ortaklık yaptılar.

Şimdi de AKP ile birlikteler.

Bilindiği üzere, ökse otu, konakçı olduğu ağaçların dallarına saldığı köklerle beslenen bir bitkidir. Üstünde yaşamını sürdürdüğü ağacı için için kemirir, zayıflatır ama öldürmez. Çünkü doğası gereği onunla var olmak zorundadır, onsuz tek başına yaşayamaz, o kurursa kendisinin de yok olacağının ayrımındadır.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, Saray’daki AKP’linin “Bu benim son seçimim” sözlerine karşılık yaptığı açıklamayı bu açıdan değerlendirmek gerekir. “Ayrılamazsın” dedi Bahçeli, “Beraberindeyiz, yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz.”

Saray’daki AKP’li yeni yüzyılın kurtarıcı lideriyse eğer, MHP’ye ve onun liderine ne gerek olduğuna ilişkin soru haklı olarak akıl karıştırıyor. Sorunun yanıtını da bir eski MHP’li, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın verdi. Yakın geçmişte MHP içerisinde büyük bir politik mücadele yaptıklarını anımsatan Akalın, “Biz MHP’yi aldık, Tayyip Erdoğan bizim elimizden aldı Devlet Bey’e iade etti. Niye? Erdoğan muhalefetini tanzim etmek sureti ile iktidarını devam ettirebilen bir politik liderdir.”

Yani demek istiyor ki MHP, AKP’nin tutsağı; AKP de MHP’nin yaşam kaynağıdır.

Aralarında büyük bir tutku var.

Bu öylesine bir tutku ki Bahçeli’ye, doğum gününde Erdoğan’a 70 tane kırmızı gül göndertiyor.

Sahicilik

Gazeteci-yazar Arthur Conan Doyle, yarattığı roman kahramanı, dedektif Sherlock Holmes’e, bir kitabında şu sözü söyletir:

“Bu dünyada yaptıklarımızın zerre kadar önemi yok. Asıl önemli olan insanları neler yaptığına inandırabildiğindir.”

Meslek büyüğümüz, değerli ağabeyimiz Ali Sirmen’in aramızdan ayrıldığından bu yana, İngiliz yazarın özlü sözü kulağımızda çınlıyor.

Ali ağabey, genç Cumhuriyet’in yetiştirdiği ilk kuşağın evladıydı. Üstün bilgelikle insan yetiştiren, insanı insan olarak çoğaltan duru bilincin ve kolay kolay elde edilemez birikimin seçkin örneğiydi.

Ali ağabeyin yaşamı, ömür denen kısa zaman içinde insanın isterse neler yapabileceğinin ve yaptıkları konusunda inandırıcı olabileceğinin kanıtlanma sürecidir.

Her yanıyla sahicilik yani...

Kazıkçı Lokanta!

Yandaş gazetelerden birinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Kent Lokantaları’ndan halka para ile yemek sattığı haberleştirildi. Habere göre; çorba, türlü, pilav, cacık ve ekmekten oluşan öğün, halka Kent Lokantaları’nda 29 liraya satılıyormuş.

Bir karşılaştırma yapmak için çoğunluğunu iktidar milletvekillerinin oluşturduğu Meclis lokantasında fiyatlara bir göz atalım:

Hem emekli olan hem de vekil olarak görev yapan yaklaşık 300 vekilin maaşının 230 bin lira, emekli olmayan milletvekillerinin ise 110 bin lira olduğu TBMM’nin lokantasında çorba 10, türlü ise 30 lira.

Kent Lokantaları, çok kazıkçı doğrusu. Milletvekilinin 40 liraya yediği yemek, halka 29 liraya satılır mı hiç!  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları