Çürüme

17 Aralık 2016 Cumartesi

Sanki, soğuk bir dağ başında, uçsuz bucaksız bir yalnızlıkta tek başınayız.
Kan kokusuna doğru uluyan kurtlar çevremizi sarmış, havada uçuşan salyaları yüzümüze, gözümüze yapışıyor.
Yıllardır kurtulamadığımız bir düşteyiz, sanki.
Bizi yetiştiren öğretmenimizi vuruyorlar, ustamızı parçalıyorlar, biricik çocuğumuzu öldüresiye sopalıyor, arkadaşımızla komşumuzu havaya uçuruyorlar.
Önümüzdeki, arkamızdaki, yanımızdaki, karşımızdaki insanlar birdenbire, hiç yere düşüyorlar toprağa.
Törensel bir kanıksama, sessizce boyun eğilen bir yazgıyla kabulleniyoruz öldürümleri.
Ölülerimizle birlikte çürüyor, kokuşuyor insanlığımız...

Ucuz komedi
Eren Aysan’ın babasını Sivas’ta yobazlar yaktı. Annesi, kederinden yandı, kül oldu; eridi, gitti.
Eren Aysan, genç yaşta acılarla kavrulurken yaşama tutundu. Babasından kalıt, ince duyusuyla şiirler, öyküler yazdı, roman yazdı. Yunus Nadi ödülünü aldı. Birikimi, çalışkanlığı, yetenekleri ile kendini kanıtladı, Devlet Tiyatroları’nda dramaturg oldu.
Duyduk ki, Eren Aysan’ın geçen hafta eline bir yazı tutuşturmuşlar.
Yazıya göre, Eren Aysan, Kültür Bakanlığı’nın dökülen Türkçesiyle “terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olabileceği yolunda yapılan değerlendirme sonucu” görevinden uzaklaştırılmış, hakkında soruşturma açılmış.
Öyle anlaşılıyor ki, Devlet Tiyatroları’nın başına getirilen Nejat Birecik, ucuz komedi oynamaya devam ediyor.

Soruşturulmayanlar
Adil Öksüz, en büyük FETÖ’cü olarak aranıyor. Darbe gününde askeri üste, yüksek rütbeli subaylara emir veriyormuş.
Yakaladılar, sonra bıraktılar. Kaçtı. Casusluk cemaatinin imamı gibi, o da ABD’ye sığındı.
Öğretim üyesi bir dostumuzdan mektup aldık. Diyor ki:
“Adil Öksüz bir yardımcı doçent. Olsa olsa 3 bin lira aylığı vardır.
Yılın 200 gününü ABD’de geçirmiş. Hangi parayla? Diplomatik pasaportu mu vardı?
Sakarya Üniversitesi’nde görevli. İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi. İstanbul’a gitse, olağan koşullarda bütçesi açık verir.
Para yönünü bir yana koyalım. Bu adamın verdiği ders vardır. Yaptığı sınav vardır. Sınav kâğıtlarını incelemek günler sürer. Doçent olmak için makale, kitap yazmak gerekir. Seminer, konferans, sempozyum, kollokyum gerekir.
Bu adamın bağlı olduğu bir anabilim dalı başkanlığı var. Sormuyor mu: Yahu sen böyle sık sık nereye gitmektesin?
Demek ki, anabilim dalı başkanı suçlu.
Sonra: Dekan suçlu. Sonra: Rektör suçlu...
Peki, bu kişiler soruşturuldu mu? Bildiğimiz kadarıyla, hayır.”
Tıpkı, Genel Müdürlüğü’nü yaptığı sırada TRT’ye casusluk cemaatinin adamlarını doldurduktan sonra Samsun Valiliği’ne atanan İbrahim Şahin’in ve FETÖ’cü AKP’lilerin soruşturulmadığı gibi...
Düne kadar kol kola, iç içeydiler...
İşlerine gelmeyenlere hiç dokunmuyorlar.  


Yazarın Son Yazıları

Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020
Egemenlerin Yeni Kurgusu 8 Ağustos 2020
AKP Ateşle Oynuyor! 25 Temmuz 2020