Rant Değişmedi

07 Mart 2015 Cumartesi

Geçen hafta, Beytepe’deki Sukent Yapı Kooperatifi’nin arsasının imar planı değiştirilerek, eski plana göre 194 konut sayısının 770’e yükseltildiğini aktarmış, bu 4 katı rant artışına Çankaya Belediyesi’nin CHP’li üyelerinin oylarıyla geçtiğini yazmıştık. Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen aradı. 1/5 binlik planların büyükşehir belediyesine ait olduğunu belirtip söz konusu alanda ticaret alanlarını kaldırdığını, park alanlarını artırdığını belirtti ve “40 yaşında bir siyasetçi olarak dürüst iş yapıyorum. Belediyenin gelirlerini artırmak için çalışıyorum” dedi. Çankaya Belediyesi’nden CHP’li üye Muzaffer Kara’nın da olumlu oy kullandığı Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu’nun konuya ilişkin kararına baktık. O alanda, Alper Taşdelen’in dediği gibi, ticaret alanları kaldırılmış, sosyal ve kültürel tesisler ile park alanlarının yüzölçümleri artırılmış. Ancak, 194 konut sayısını 770’ye yükselten ve dolayısıyla villa arazisini toplu konuta dönüştürerek 4 kat rant yaratan “yapılaşma koşulları” ise değiştirilmemiş!

Çırpıntı
AKP’nin Başbakanlık Müsteşarlığı’ndan İçişleri Bakanlığı’na değin devletin en önemli makamlarına taşıdığı has adamı Efkan Ala, yürürlükteki anayasayı tanımadığını açıkladı. Madem tanımayacaklar, neden yeni anayasa yapmak için çırpınıyorlar ki... Recep Sultan Saray’ın her dediği yasadan, anayasadan sayılsın, bitsin gitsin...

Tezgâh Sürüyor
Büyük tezgâhın yakın tarihini şöyle özetleyebiliriz:
Küresel egemenlik, ulusal egemenlik istemiyordu. Özellikle, dünyaya örnek olmuş bağımsızlık savaşı vermiş Türkiye, 1923 devriminin ilkeleri ile bölgesinde örnek olmamalıydı. Laik, demokratik, sosyal ve ulus devlet yapısı; oluşturulmak istenen piyasasever, tam bağımlı, etnikçi, cemaatçi, küresel isterler çerçevesine oturtulmuş esnek, federatif yapıyla uyuşmuyordu. Türkiye, başta Atatürk ile simgelenen tüm özdeşlik niteliklerinden sıyrılmalıydı. Ulus olma bilinci yıpratılmalı, eşitlik ve kardeşlik yerine her türlü ayrışım öne çıkarılmalıydı.
Bunun için başta siyaset ve medya olmak üzere toplumu etkileyen eğitimden tutun sanata değin tüm alanlar “yeni”den yapılandırıldı. Gazete yazarları ona göre belirlendi, filmler ona göre çekildi, eğitim ona göre planlandı, partiler ona göre kuruldu ya da değiştirildi.
Ve ordu bu değişimden mutlaka payını alacaktı ve aldı da:
TSK’nin içindeki Pentagoncu generaller, silahlı kuvvetlerdeki laiklik duyarlılığını da kullanarak sanki bir darbe hazırlığı varmış gibi kurdukları ağa, kimi isimlerin düşmesini sağlayıp geri çekildiler. Ardından, ABD’ye sığınmış emekli vaizin Türkiye’de ve Müslüman coğrafyada küresel amaçlar için kullanılan cemaati devreye sokuldu. Yıllardır devlet, ordu ve polis içinde örgütlendirilmiş olan cemaat aracılığıyla, yapılmak üzere olduğu sanısı uyandırılan darbenin senaryoları ve uydurma belgeleri yaratıldı. Bu sahte kurgu, Cumhuriyet devrimine kinli iktidarın işine geldi, cemaat ile kol kola laik-ulusal ordu tasfiye edildi. Bu tasfiye gerçekleştirilirken medya da çok iyi kullanıldı.
Siyasal iktidarın yandaş basını dışında, yalnızca tezgâh senaryolarını gündeme taşıyan küresel egemenliğin kol kanat gerdiği ve kimden taraf olduğu belli gazeteler, yayın organları çıktı ortaya. Cumhuriyete düşmanlığı ana amaç edinmiş isimler ile eline verilen bavul dolusu uyduruk belgeleri oraya buraya saçan muhbirler ittifakı sayesinde istenen hedefe varıldı.
Şimdi, o dönemde kurulmuş ittifakların bir kısmı çatladı, birbirine düşman kesildi. Bir kısmı ise yayılma alanını genişletme peşinde. Tezgâh yine sürüyor...

Haramzadelere...
Emeklilerle ilgili yazımızı okuyan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, geçen günlerde emekli dernekleri ile yaptıkları toplantıda parti olarak vaat ettiklerini dile getirmek istemiş:
“En düşük, taban emekli aylığı 1500 lira olacak. Sağlıkta katkı payları kaldırılacak. Dini bayramlarda birer maaş ikramiye verilecek. Banka promosyonuna olanak tanınacak. Milli gelir artışından pay verilecek. Maaş artışlarında gıda eflasyonu baz alınacak. Sendika hakkı tanınacak. Gerçek intibak yapılacak.”
Akkaya, “Hangi kaynakla?” diye soracak olanlara şu yanıtı veriyor:
“Ayakkabı kutularında, kasalarda bulunanlara, kaçak saraya aktarılanlara baktığımızda emeklilere ayıracağımız kaynak çok değil. CHP’nin sözüdür. Haramzadelere duyurulur.”

Yaşar Kemal’in Değeri
Televizyonlarda, gazetelerde Yaşar Kemal’i bize anlatmak için “Ben onun en yakın dostuydum” demeye getirip kendine pay çıkarmaya çalışan birileri türedi.
Pop şarkıcı “Öyleydi” diyor, pop belgeselci “Böyleydi” diyor. Kendini ressamdan sayan biri de “Cumhuriyet’ten bu yana uygulanan asimilasyona karşı çıkmıştı” diye bir terane tutturmuş gidiyor.
Koskoca Yaşar Kemal bunlara mı kaldı?
Yaşar Kemal’in değerini, okuyan bilir. Bu tür küçük aracılara gerek yok.  


Yazarın Son Yazıları

Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020
Kimin Cumhuriyeti? 3 Ekim 2020
İmamın Görevi 26 Eylül 2020
Ekşimiş Sirke Takımı 19 Eylül 2020
Hangi Bağımsızlık? 22 Ağustos 2020
Tutmayın, Uçuyoruz 15 Ağustos 2020