Kirli ittifak

15 Ekim 2023 Pazar

Türkiye, 2020 yılında İstanbul Barosu başkan adayı Av. Uğur Poyraz’ın “kumarhaneler kralı” Ömer Lütfü Topal, Ayvaz Korkmaz çetesi ve seri katil Atalay Filiz’den sonra 2006 yılından öteye Adnancıların avukatı olduğunu bu köşede yayımlanan “Hayaller baro başkanlığı, gerçekler mafya avukatlığı” başlıklı yazımdan öğrendi. 

2020’de savcılığın elinde Av. Uğur Poyraz’ın Adnan Oktar müdafiliğini bıraktığına ilişkin herhangi bir belge yoktu. 

Keza 2018’deki olağan kurultayda, CHP genel başkanlığına adaylığını koyan GSÜ Hukuk Fakültesi hocası Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın 2019’da başlayan örgüt davasında Adnancıların avukatlığını üstlendiğini de aynı yazıdan öğrendi Türkiye...

DAİMA GERÇEKLER, YALNIZCA GERÇEKLER

26 Nisan 2020’de yayımlanan o yazıda, “Av. Uğur Poyraz gibi hem mafyanın avukatı hem kanal kanal TV gezip devlet, hukuk, ahlak nutukları atan sosyal demokrasi havarisi olunmaz. Prof. Dr. Ümit Kocasakal gibi hem mafyanın avukatı hem ulusalcı Kemalist hukukçu da olunmaz. Kısaca hem mafya avukatı hem erdemli hukukçu olmaz! Olmaya kalkmak, en hafif tanımıyla hadsizliktir...” demiştim. 

Uzun yıllar sakladığı gerçek kişiliğini yüzüne vurduğum Av. Uğur Poyraz, “Tekzip edeceğim. Yazdıkları hilaf-ı hakikattır. Konuya ilişkin yazılı açıklama yapacağım” dedi, ne açıklama yapabildi ne dava açabildi.

Ve İstanbul Barosu başkanı seçilemedi...

KAPAN DA KAÇAN MI, HOCA?

Prof. Dr. Ümit Kocasakal, Adnancılar davasındaki müdafi varlığını “Verdiğim bir hukuki görüşle ilgili, avukatlık hukuku ile ilgili, bir avukata getirilen görüş yasağı ile ilgili... Benim doğrudan bir vekâletim yok. Bir öğrencim müdafilik yapıyor. Onun yetki belgesiyle onun yanında bazı duruşmalara girdim. Bunun bir önemi yok” diye savundu, şahsıma esti gürledi. Oysa örgüte bağlı 128 avukatın Adnancıları savunduğu davada, Adnan Oktar’ın en güvendiği, en çok para döktüğü bir numaralı avukattı.

Şimdi sıkı dursun, Sayın Ümit Kocasakal!

Çünkü Adnan Oktar’ın kurduğu ve işlettiği silahlı organize suç örgütü davası sürerken tutulduğu cezaevinden, kendisi hakkında yazıp dışarıdaki örgüt yöneticilerine ulaştırdığı görev notlarını açıklıyorum!

YEDEK DEĞİL, ASLİ OYUNCU

Varan 1:

“Ümit hoca için 25/50/100 tüm ailelerden ne kadar alabiliyorsak alalım. Bir yandan biz de kendimizi hazırlayalım, kaynağını ayarlayalım. Ailelerine suçlamaları düşürecek ünlü bir hocayı tutacağız, diyebilirler.”

Varan 2:

“Ümit Kocasakal’a tüm lehe delilleri kesintisiz yollayalım. Delilli dilekçeleri de. Avukatlarımıza çok iyi bilgi verelim, savcının yaptığı taktikleri, kumpası çok iyi anlatalım. (...) Avukatlara çok iyi, sevecen davranalım. Motive olsunlar, tedirgin olmasınlar.”

KOCASAKAL, HEPSİNE BEDEL

Varan 3:

“Sinan Kocaoğlu, cinsel suçlar konusunu çalışabilir fakat istediği ücret yüksek, bize Kocasakal yeterli. Onun varlığı işi bitirir. Sinan K. ayda 20 bin 20 ay gibi çalışmak istiyorsa olur. Yoksa toplu para bulup ödeme zor. Ya da yurtdışında gm verilebilir ama hemen olmaz, tahliyeler olduğunda ortalık sakinleşince olur. Enes kendisine güvenmesini isteyebilir.”

Varan 4:

“Gelen beyanları sunmak üzere hazırlayalım. Nasıl sunulsun, hukuki bir mahzur var mı Ümit Kocasakal ve birkaç profa soralım.”

ADNAN’A KALKAN, CHP’YE BAŞKAN HA?

Varan 5:

“Bütün müvekkillere iletelim. Bizden teyit almadıkça hiçbir şeye inanmasınlar. 

Gülay, Kenan Oktar vekâlet Av. Sinem hn. alabilir.

Ofisteki avukatlar da müvekkille konuşmaya gidebilir.

Her yeri kontrol edelim, zıt konuşma yapan olmasın.

Ü. Hocayı CHP genel başkanı yapıncaya kadar uğraşacağız, onu o mevkide görmek isteriz, şu anki ücret falan değil, bize bıraksın, ömür boyu ihya olur, tüm imkânlarımızdan istifade eder.”*

İSTANBUL BAROSU’NA DA BİR ÇİFT LAFIM VAR!

Biliyorsunuz, değerli okurlarım: 2007’den beri Adnan Oktar suç yapılanmasını A9’da sergilenen “kedicikler” dışındaki faaliyetleri kapsamında ciddiye alan; FETÖ’yle ortaklığını ve aynı patronaj tarafından tasarlanıp yönlendirildiğini yana yakıla anlatmaya çalışan ilk gazeteci, ben oldum. 

Bedelini ağır ödedim. Ama yılmadım, yıkamadılar.

Yoldaşım Barış Terkoğlu’nun bükülmez kalemiyle mücadeleye katılması, ardından sevgili İpek Özbey’in Sözcü TV’de yaptığı özel röportajlar, ödülüm oldu. 

Her sözüm doğruydu, suçladığım her isim ya yargıda ceza aldı ya da artık kamuoyu önünde lanetli... 

Şimdi, her zamanki gibi belgelere dayalı bu yazımı da 2020’de Poyraz ve Kocasakal’ı kollamak için beni karalayan bir açıklamaya imza atan İstanbul Barosu’nun eski yöneticilerine armağan ediyorum. 

Belki duvarlarına asarlar da gözleri takıldıkça yüzleri kızarır! 


* Yazımlar özgündür, bazı iletiler kısaltılmıştır.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları