Son prova
Mine G. Kırıkkanat
Son Köşe Yazıları

Son prova

03.07.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hayatı prova ile geçen insanlar vardır. Ömürleri, kendilerine biçtikleri amaca hazırlanmakla tükenir. Ancak vardıkları değil, varacakları yer önemlidir hep. Hep yeni bir amacın, biçimin peşinden koşarlar. Kimi kez aşarlar engelleri, kimi kez aşamazlar. 

Ama “genç” kalırlar. 

Çünkü her an sorgulamaktadırlar kendilerini, yenilemektedirler. Düşünceleri durgunlaşmaz. İçlerinde hep daha güzel günlerin umutlarını taşırlar. 

Türkiye, prova ile geçen yaşamların ülkesidir. Bunu görebilmek için, kişinin de “provada” olması gerekir. Ne var ki pek çoğumuz artık öyle değil. Kimisi bıkkın, hoşnut olsa da olmasa da son durağa varmış, kimisi kanıksamış; düş yıkımı, hayal kırıklığı ve doyumsuzluk, hakkından gelmiş kimimizin...

İçlerinde bir yorgunluk, bir hüzün. 

Yaşları ne olursa olsun, hepsi yaşlı, yaşlı başlı onların. Gerileyen gençliklerini vitamin haplarında, “light” yiyeceklerde, spor salonlarında arıyorlar. Oysa tükenen sadece merakları. Anlamıyorlar.

YA SİZ?

Ya siz nasılsınız? Provada mısınız, yoksa geride kaldı mı ilk sahne heyecanınız?

Örneğin İstanbullu hemşerilerim, söyleyin bakalım, ne kadar zaman oldu siz Beyoğlu’na çıkmayalı? Çiçek Pasajı’na uğramayalı, kokoreç yemeyeli, Balık Pazarı’ndan alışveriş etmeyeli ne kadar zaman oldu? Ne kadar zaman oldu, İstanbul üstüne çocuk bakışlarınızı yöneltmeyeli?

Oysa birer şiirdir, İstanbul’un bu sokakları. Manavların ve balıkçıların sergileri, üç boyutlu natürmort tabloları gibi sunulur müşterinin beğenisine. Kaldırımlara oturur, birer bira, midye tava söylersiniz. Balıkçı kedileri alışıktır acılıya... Kokoreçinizin bir parçasını, kocaman bir tekirle paylaşmanın zevkini tattırır insana.

KÂĞIT MENDİL MÜLKİYETİ

Bacak kadar bir piç kurusu yaklaşır masanıza, bir süre sonra. Gözleri fıldır fıldır, sümüğü hafifçe akmaktadır. Bedenine büyük gelen yırtık pantolonunu ikide bir yukarı çeker, size mendil paketleri uzatır. “Kaç para?” dersiniz, yanıt “Ne verirsen abla!” diye gelir. Dayanamaz, alırsınız. O gider, iki dakika sonra başka bir bacaksız belirir. Kâğıt mendil koleksiyonu yapmaya niyetiniz yoksa, yeni bir alışverişe girmeyip, ilkinden aldığınız mendil paketlerini, başkasına satması için ona armağan edersiniz. Sevinir. Tam gidecekken durur, yanındaki öteki bacaksızla konuşur ve size dönüp sorar: “Paketlerden birini arkadaşıma verebilir miyim?”

Çünkü paranın değerini öğrenmiştir, ama henüz mülkiyet duygusu yoktur. Kendisine verilen bir mendilin bile, gerçekten malı olduğuna inanç getirememektedir. 

DÜŞ ÜLKESİNDE TEZEKTEN TARTI 

Evet, birer şiirdir Beyoğlu, Çiçek Pasajı, Balık Pazarı. 

Plastik beyin takımları, sentetik aydınlar uğramaz buralara. Çünkü onlar, suya düşen yağ parçacıkları gibidirler, halk arasına karışmaz, ama her daim üste çıkıp akıl öğretir, çıkmaz sokakları “yol” diye gösterirler...

Oysa Nevizade Sokağı’nda, vitrinlerinde beyaz peynir ve tereyağından başka halk deyişleri de sergilemekte yarışan iki bakkal vardır. Bu sentetik burun bükücüleri çok iyi tanırlar ve kazara yolları düşerse, onları “Tezekten tartı olursa, ölçüsü boktur” afişiyle karşılamaya hazırdırlar. 

Beyoğlu, Çiçek Pasajı, Balık Pazarı, hâlâ ve her şeye rağmen bizim Cumhuriyetimiz. O düş ülkesi sizindir, benimdir. Gidin, sahip çıkın oralara. İhtiyacınız olmasa, canınız istemese bile bir kilo akça armudu, bir kilo çavuş üzümü alın. Bir bira için, birer tek atın, yaşatın oraları, meydanı “fast food” culara bırakmayın.

Biliyorsunuz, hayatımız prova*.

Bir zamanlar bizimdi, Beyoğlu

*Tahmin edeceğiniz gibi, yukardaki satırlar çok eski, tam olarak 1996 yılının ağustos ayında yayımlanan bir yazımdandır. Yazdığımı bile unutmuştum. 

Bu yıl haziran ayı başında Kartal Belediyesi’nin çok da güzel düzenlediği kitap fuarındaki imza günüme, kadim bir okurum elinde bu yazıyla çıkageldi ve “Yeniden yayımla!” dedi... Öylesine insan, öylesine kadirbilir bir ışıkla parlıyordu ki gözleri, öpüp başıma koydum isteğini.

Sığınmacı diye gelen erkek sürülerinin işgali altındaki Beyoğlu’na artık ben de gitmiyorum. Beyoğlu’na dadanan sentetik aydınlar ve zaten bizzat Beyoğlu esnafı, 2000’li yıllarda “Yetmez Ama Evet”çi olarak AKP iktidarının peşine takıldılar. Sonucu birlikte gördük.  

Beyoğlu artık bizim değil. Ama onların da değil. Zaten Beyoğlu bile değil, sayelerinde Eloğlu oldu. 

Size AKP’siz, MHP’siz zamanlardan bir tat, bir koku anımsatabildiysem, ne mutlu.

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet’in değerli okurlarına...

Son günlerde yaşananlar üzerine yazılarıma bir süre ara veriyorum.

Devamını Oku
27.04.2026
Açıklama ve özür

Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü.

Devamını Oku
26.04.2026
Amos gibi sözleşmek

Takvim birinci yüzyıldı, Caius Titus bir senatör...

Devamını Oku
26.04.2026
Yenilen yüceler, yiyen cüceler

2012 Yüksek Askeri Şurası, kararların altına imza atanların tarih önünde üstlendiği vebal ile özel bir yere sahiptir

Devamını Oku
19.04.2026
İşte deve, işte meydan, haydi rasgele!

Doksan yaşına bastığı 2023 yılında yitirdiğimiz Duygu Sağıroğlu, Türk sinemasının hem eğitmen hem yönetmen bir büyük ustasıdır.

Devamını Oku
12.04.2026
Uzun bir suikast

Kısaca “yayılmacı sömürgenlik” demek olan emperyalizm, çağlar boyunca biçim değiştirmiş ama DNA’sı aynı kalmış egemenlik gasbıdır.

Devamını Oku
05.04.2026
Hıristiyan İranlılar

2010’lu yıllarda İstanbul’da, Cezayir asıllı Fransız bir kadın diplomatla ahbap olmuştum.

Devamını Oku
29.03.2026
Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Paçozluk liginde bir liyakat şampiyonu

Devamını Oku
22.03.2026
Kadir İnanır onaylı erkeklik

Mine ve Ali Sirmen, her yıl birkaç gün Marmaris’e gider ve daima Art Otel’de kalırlardı.

Devamını Oku
15.03.2026
Sınır ötesi operasyonda kuşkonmaz ikilemi

Takvimler 1995 yılının nisan ayını gösteriyordu.

Devamını Oku
08.03.2026
Namus yorgun, vicdan helak

İyi insansanız; insan, hayvan, hatta orman, dere, göl vb. gibi tehlikeye düşen bir varlığı savunur ve bazen kurtarabilirsiniz de.

Devamını Oku
01.03.2026
Özerk Amerikancılar

Ernest Grenier, İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı borçlarını düzenlemek için kurulan IMF’nin atası Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve casusudur.

Devamını Oku
22.02.2026
Hiç kimsenin kızları...

Ben dahil birçok genç kadın, Epstein’in bizden ne istediğini öğrendikten sonra bile onun inine geri döndükleri için eleştirildi.

Devamını Oku
15.02.2026
Küresel kötülük ittifakı

1989 yılı mart ayı ortalarıydı.

Devamını Oku
08.02.2026
Sözü demokrat, özü faşistler

Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını toplamak için kurulan zamanın IMF’si Düyunu Umumiye’nin müfettişi ve Fransız casusu Ernest Grenier*, anılarının Kürdistan başlıklı bölümünde anlatır...

Devamını Oku
01.02.2026
Tetikte siyasi erk, hedefte İstanbul Erkek

Geçen hafta, kardeş yazarımız Barış Pehlivan’ın kaleminden İstanbul Erkek Lisesi’nde çevrilen dinci dümeni okudunuz.

Devamını Oku
25.01.2026
Hrant Dink’in iki ölümü

Yarın 19 yıl olacak, içimizdeki en insan kaldırımda cansız yatalı ve üstüne serilen muşambaya sığmayan ayaklarındaki tabanı delik papucuyla unutulmaz olalı...

Devamını Oku
18.01.2026
Güney Amerika’ya Ortadoğu modeli

Beyaz Saray, sosyal medyada Başkan Donald Trump’ın siyah beyaz bir fotoğrafını yayımlıyor, üstüne küçük harflerle “No games” altına büyük harflerle FAFO yazıyor.

Devamını Oku
11.01.2026
Ve Tanrı aşkı yarattı

Gazeteci, o sabah dörder dörder çıktı çalıştığı derginin eski ama soylu mermer merdivenlerini.

Devamını Oku
04.01.2026
Hemingway için “ikinci Truva kuşatmasının sonu” (2)

9 Ekim 1922 tarihli Toronto Daily Star gazetesinde Ernest Hemingway imzasıyla yayımlanan “Türkler İstanbul yakınlarında” başlıklı haber...

Devamını Oku
28.12.2025
Hemingway’in Türklerle imtihanı

Kurtuluş Savaşı’nın Cumhuriyetle taçlanmasına bir yıl var ve İstanbul işgal altındaydı.

Devamını Oku
21.12.2025
Bir sosyal demokratın anıları

Halkçı Parti’nin genç milletvekilleri koşulların izin verdiği ölçüleri aşarak 12 Eylül ve sonrasındaki işkence iddialarını Meclis gündemine taşıyordu.

Devamını Oku
14.12.2025
Hello Papa, sen misin yeni baba?

Boğaz kıyılarındaki küçük Byzantion yerleşkesini Nova Roma’ya (Yeni Roma, bugünkü İstanbul) dönüştürecek yıkım-yapım çalışmaları 324 yılında başladı.

Devamını Oku
07.12.2025
Türkiye’nin ilk kitap müzesi: FKE

Fethiye, yurttaşların ormanları yanmasın diye nöbet tuttuğu ve olağanüstü güzellikte kıyı şeridine çöken muktedirlere, muktedir torpillilerine karşı kazanamayacaklarını bile bile mücadeleye girmekten korkmayan çevreciler ile yurtsever Yörüklerin diyarıdır.

Devamını Oku
30.11.2025
Karar ve tavır

Türkiye artık ulusal bir toplum değil.

Devamını Oku
23.11.2025
Onlar SAFE, bizler saf..

Hayhuy arasında kaynadı gitti...

Devamını Oku
16.11.2025
Yangın önlemek mi, keriz silkelemek mi?

Turizm, Türkiye’nin en önemli gelir kaynaklarından biri.

Devamını Oku
09.11.2025
Panik atak mı, panik aşk mı?

Kırk yaş, rastgele bir yaş değildir.

Devamını Oku
02.11.2025
İster zart, ister zurt, illaki zort

Dünyada pek çok devlet ve yönetim biçimi vardır.

Devamını Oku
26.10.2025
Yılanların yalanı

Türkiye’nin yalanları, tarihi kadar uzun, kalın ve kuyrukludur.

Devamını Oku
19.10.2025
Hayaller Riviera, gerçekler Gazze

ABD’nin en hafif deyimle en tuhaf başkanı Trump’ın Gazze’ye ilişkin bir projesi var.

Devamını Oku
12.10.2025
Siter yalha züdü çekger dirmi?

Çocukken çok sevdiğim bir oyun vardı. Belki siz de oynamışsınızdır...

Devamını Oku
05.10.2025
Al saat ver saat

Makronezya müstebiti Valdemir Potin’in ricası üzerine Mikronezya’yı barışçıl amaçlarla işgal eden 100 bin Çinli askeri doyurmak kolay değildi.

Devamını Oku
04.10.2025
Bir muhtarın çığlığı

11 Eylül 2025 tarihinde Kadıköy ilçesindeki Caferağa Mahallesi’nin kalbindeki tek mazbut (tahrip edilmemiş alan), Ali Oğlu Hüseyin Vakfı’na ait 12 dönümlük arsa için bir ihale düzenlendi.

Devamını Oku
28.09.2025
Hatırla sevgili, o makus tarifi

100 bin Çinlinin 100 bin nüfuslu Mikronezya adasını işgali, iştah ve sefayla sürüyordu.

Devamını Oku
27.09.2025
Eğriliğin ederi, doğruluğun bedeli

Dünyanın tüm kedileri aynı dili konuşur, aynı tınılarda hırlar ve miyavlarlar.

Devamını Oku
21.09.2025
Kayyum devşirme

12 Haziran 2011 genel seçimleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP genel başkanı olarak girdiği ikinci, oy kullanabildiği ilk seçimdi.

Devamını Oku
14.09.2025
Sal gideyim, salla geleyim

Yalnız ve güzel ada Mikronezya’nın uyuşuk ahalisi, her şeye alıştığı gibi savaşsız gerçekleşen Çin işgaline de alışmış, minnak adayı nüfusu kadar işgalciyle paylaşmayı da kabullenmişti.

Devamını Oku
13.09.2025
Hayaller dolgun fon, gerçekler yırtık don

Güzel bir Kafkas atasözüdür: “Yükseklerde ne eserse alçaklarda onu toplarsın.”

Devamını Oku
07.09.2025
Belirsizliğe doğru

Joseph Ignace Guillotin, 1738 ile 1814 yılları arasında yaşamış bir doktor; Paris Tıp Enstitüsü’nde anatomi dersleri veren bir hocaydı.

Devamını Oku
31.08.2025