15 Temmuz ‘Darbe Bayramı’nız kutlu olsun

14 Temmuz 2017 Cuma

Şu darbe afişleri neden bugün midemizi bulandırıyor?
Evrensel boyutta hızla liberalleşen yeni zaman ideolojilerinin teşvikiyle, hep görmek istediğimiz görüntü bu değil miydi?
Darbe yapmaya kalkmış ordunun askerleri çaresizlik içinde başlarını elleri arasına almışlar.
Yüzlerinde pişmanlık ve panik.
Karşılarında darbe karşıtı, güçlü bir halk.
Asker ne kadar çaresiz görünüyorsa halk da o kadar öfkeli ve dirayetli.
Kalabalıklar ölümü göze alarak sokağa dökülmüş ve durdurmuş koca bir silahlı darbeyi.
Eğer bu fotoğraf 70’lerde ya da 80’lerde çekilseydi, hangimiz demezdi, korkunç bir masalın sonu nihayet mutlulukla bitti!
Oysa tarih 2017 ve çok iyi biliyoruz ki her yeri donattıkları o çirkin fotoğraf kolajı, bu ülkedeki iyi kötü demokratik bir siyasi tarihin bir şekilde bittiğinin işareti.
Artık eminiz, eskilerini katbekat aratacak dehşet bir diktatörlük tepemize geldi yerleşti.
Demek neymiş? “Görme biçimleri” gerçekten önemliymiş.

***

15 Temmuz 2016’da bu ülkede ne oldu?
Ve 15 Temmuz 2017’de bu ülkede ne olmakta?
Gerçekten bastırılan korkunç bir darbenin şehitleri mi anılmakta?
Yoksa aslen gerçekleşen “anlı şanlı” bir darbenin bayramı mı kutlanmakta?
Atı alan demokrasiyi ayaklarının altında hınçla çiğniyor.
Ve bir yıl önce yapılan şaibeli bir darbe hilesiyle iktidar anlı şanlı bir bayramın ilkini kutlarken, ülke yıkıcılığın zafer çığlıklarıyla inliyor.
Bir yıl içinde bu cumhuriyette yaşanan değişimler kadar, yarın yapılacak olan etkinlikler için yaşanan heyecan da başımıza gelenin korkunç bir darbe illüzyonu olduğunun kanıtı.
Diyelim ki şu zamana kadar hem mesleki etiği hem de toplumsal etiği hiçe sayarak birtakım farklı fotoğrafların acemi kolajlarıyla masa başında hazırlanan...
Ve ülkenin dört bir yanında sokaklara, ulaşım araçlarına, kamu alanlarına çarşaf çarşaf asılan afişlerin ve belgesellerin estetik sakilliğiyle ve sinsi mesajıyla başa çıkmayı becerdik.
Peki, bu afişlerin ardındaki aklın politik vahşiliğiyle nasıl başa çıkacağız?
Her gün aramızdan bir gazeteciyi daha içeri alıyorlar.
Bir akademisyeni daha içeri alıyorlar.
Bir sivil toplum gönüllüsünü daha içeri alıyorlar
Muhalefet liderine bile küstahça gözdağı veriyorlar.
Etrafa tehditler savuran bu iktidarın hak hukuk tanımayan ahlakını alaşağı etmek için başımıza gelmekte olanları artık doğru okumak zorundayız.
FETÖ ile işbirliği yapa yapa tepeye tırmananların devleti ele geçirişini, tüm uyarılara rağmen seyrettiğimizle kalan bir milletiz.
Tarihte askeri darbelerin ne olduğunu, yapılırken anlamayan;
Geriye dönüp baktığında da anlamayan;
Şu anda yaşadıklarını da bir türlü anlamayan bir halk olmakla ünlüyüz.
90 küsur yıldır kullandığımız krediler artık tükendi.
12 Eylül diktasıyla hesaplaşma vaadinin ardına saklanıp çoğu muhalifini bile tavlayan ve onları önce arkasına sonra da altına alan iktidarın cumhuriyeti ortadan kaldırmasına ramak kaldı.
Tarihimizin ilkyarısının bir devrimle, ikinci yarısının da darbelerle yazılmış olmasından artık bir şeyler öğrenmeliyiz.
Olayları görme biçimlerimizi tekrar ve tekrar gözden geçirmeliyiz.
Geçmişi doğru okuyamadığımız için bu son darbeyi de fena yemekteyiz.
Ve hâlâ açık açık şunu diyememekteyiz:
Bu ülkenin başına bugün her ne geliyorsa...
İktidarın samimiyetsiz bir şekilde iddia ettiği gibi Gülen yüzünden” değil;
İktidarın asla telaffuz etmediği ama çok iyi bildiği şekilde, eski ve hatta belki de hâlâ gizli ortağı olan Gülen “sayesinde” gelmekte.
Ve bu derin ve kirli ve kârlı ilişkinin kazığını ülke, meyvesini de bizzat iktidar yemekte.  


Yazarın Son Yazıları

Tek derste faşizm 2 Aralık 2020