Uyuyan güzel bir gün uyanırsa...

18 Kasım 2020 Çarşamba

Bu iktidar;

Laikliği, din işlerini devlet işlerine karıştırarak baltaladı.

Demokrasiyi, yine demokrasi yoluyla yaraladı.

Kadınların özgürlüklerini, kapanmanın bir özgürleşme olduğu fikrini pazarlayarak ellerinden aldı.

İnanç özgürlüğünü, inanç özgürlüğü vaadiyle ortadan kaldırdı.

Hukukun tarafsızlığını, hukukun kurallarını kullanarak yok etti.

Eğitimin düzeyini, eğitimin hedeflerini suiistimal ederek düşürdü.

Sağlık sistemini, sağlık sisteminin olanaklarını yandaşlarına pazarlayarak yozlaştırdı.

Ülkenin kasasını, ekonominin açıklarını kullanarak boşalttı.

Şahsi kazanımlarını, devletin imkânları sayesinde edindi. 

Yavuz hırsız

O nedenle şu geldiği noktada;

Kamu olanaklarını kullanarak devlet projesine muhalefet yolunu seçen bir  belediyenin neler yapabileceğini çok iyi biliyor.

Belediyeciliğin nasıl siyasi bir güç olduğunu...

Kendisinin halkı uyutmak için kullandığı kaynakları, bir gün birinin çıkıp da aynı halkı uyandırmak için de kullanılabileceğini görüyor.

O yüzden;

Eylül uyusun, siz uyumayın” diyerek Kanal İstanbul projesinin sakıncalarını ve kaçınılmaz sonuçlarını ifşa eden bir belediye başkanını, suç işlemekle itham edebilecek kadar telaşlı.

Aslında o da biliyor.

Şehri, kısa vadeli ve şaibeli bir ekonomik kazanç uğruna felaketi olacak bir projeye feda etmek ve kamuya ait bir coğrafyayı, kamunun olanaklarıyla kamu zararına kullanmak...

Hem siyasi hem de şahsi bir suçtur.

Politik irade, şu anda bu ülkede kendi işlediği suçu görünmez kılmak için başkasına suç atarak ilerlemeye çalışıyor.

Cumhurbaşkanlığı’nın olanaklarını kullanarak bir siyasi partinin propagandasını yapan sınırsız yetkili bir siyasinin yönettiği bir ülkede...

Kamu olanakları kullanılarak bir devlet projesine karşı propaganda yapılması suç sayılabiliyor.

Eylül uyusun, siz uyanın

Ayrıca şunu da unutmamak gerek:

Cumhurbaşkanlığı’nın olanaklarını kullanarak...

Bir siyasi partinin propagandasını yapan sınırsız yetkili bir siyasi...

Bu alanı kendisine...

Başka siyasiler de kendi mevkilerinin olanaklarını kullanarak kendi ideolojilerinin propagandalarını ve de protestolarını yapabilsinler diye açmaz.

Aksine;

Cumhurbaşkanlığı’nın olanaklarını kullanarak bir siyasi partinin propagandasını yapan bir sınırsız yetkili...

Bu siyasi alanı kendisine, başka siyasiler de kendi mevkilerinin olanaklarını kullanarak kendi ideolojilerinin propagandalarını ve de protestolarını yapamasınlar diye açar.

Ve bu sayede şahsi projeleriyle devlet projeleri arasındaki sınırı kontrol edilemeyecek bir şekilde rahat rahat aşar.

Halka bunu anlatmaya, uyuyanları uyandırmaya çalışanları da hemen hedef tahtasına koyar.

Bir prens tarafından öpülerek uyandırılan masaldaki o güzel kızın başına aslında ne geldiğini anlayamayan nesillerin;

İktidarlar tarafından uyutulduklarında da başlarına ne geldiğini anlayamamaları normaldir.

Ama gün gelir gerçekler herkesi uykusundan eder.

Uyuyanı da... Uyutanı da. 


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021
Fuhuş bir nedir? 18 Aralık 2020
İfşa ediyorum 11 Aralık 2020
Tek derste faşizm 2 Aralık 2020