Akbabalar zamanı...

18 Kasım 2018 Pazar

Bugün gerçeklerden uzaklaşalım,
Dağı, tepeyi aşalım.
Memleketle hiç ilgisi olmayan
Bambaşka bir diyarda buluşalım.
Efendim, hayvanlar âlemi burası
La Fontaine’dir bu dünyanın
ustası.
Yıllar var, görüşemedim kendisiyle.
Buluşup özlem giderdik, kurduyla
kedisiyle.
Yıllar önce kurt, güvercin bir de arı,
Ele geçirmişti bu ülkede iktidarı.
O günlerden bugüne bir tek kurt
kaldı
Değişikti huyu, bazen kuzu bazen
çakaldı.
La Fontaine bir bir öğretti bana,
Ne kadar canlı varsa ormanda,
Hiçbirini atmamalı yabana,
Yırtıcıdır akbaba, iyi süt verir
manda...
Yazı aramızda La Fontaine’i iyi yordum,
Ayıyı, aslanı, kargayı, tilkiyi, her şey sordum.
Ormanda iktidar akbabanın eline geçmiş,
Yönetim de demokrasiden saltanata geçmiş.

***

Gidişten kaygılıydı La Fontaine,
Başkalaşma onda ne saç bırakmış ne ten.
“Eskiden” dedi, “Bilirdim ayının huyunu,

Bulandırmamalı kurdun suyunu,
Aslanla kaplan zor paylaşır
koyunu...
Şimdi karışmış her birinin oyunu.
Keçi inadı bırakmış, horoz unutmuş
soyunu”.
“Aman usta” dedim, “Ne oldu bu âleme,
Sana anlatmak düşer, sarıl kaleme”.
Akbaba bozmuş ormandaki düzeni,
Arı tembelleşmiş, fare kedinin
kuzeni.
Aslanların başına geçmiş bir kuzu,
Ormanın yarısı benim demiş,
dünün çulsuzu.
Bilirim, her dönem başka zenginler türer.
İktidar, boyun eğmeyen zenginin
defterini dürer.
Ancak bu kez işler hayli değişmiş,
Tüm zenginlerin ipi akbabanın eline
geçmiş.
Ormanda büyük bir sessizlik hâkimmiş,
Çıt çıkarana sorarmış akbaba:

“Bakın bakalım, bu hain kimmiş!”
Akbaba en yükseklerde bağdaş kurmuş,
Şöyle bir düzen kurmuş:

“İşleyecek demokrasinin tüm kurumları,
Karşı çıkanların sürtülecek
burunları.
Bu sistem bizi kenetleyecek
İktidar herkesi denetleyecek.
Mutlaka her şeyin hesabı sorulacak,
İktidarın önünde el pençe divan
durulacak.
Hesap sormaktan şudur maksat;
Halkın parasıyla yapılanı istediğine
sat,
Sattığın kişi vermezse parasını,
Sor hesabı, ağlat anasını.
Ola ki başkaldıran olursa,
Biri akbabayı eleştirecek cesareti
bulursa,
Anında yapılacak gereği,
Bilsin ki o, ormanın engereği.
Hemen atılır akbaba medyasının
önüne,
Güvenmesin servetine, ününe.”

Ahalinin mutfağı tam takır,
Ama sistem işliyormuş, tıkır tıkır.
Herkes biliyormuş neyin ne
olduğunu,
Akbabanın tüm ormanı yolduğunu.
Kartaldan aslana herkesin kul
olduğunu.
Akbaba kendi ittifakını kendisi
sağlarmış,
Kurtla bir olup kuzuyu yer,
Koyunla bir olup kuzuya ağlarmış.

*** 

Çok masal dinlemiştim La Fontaine’den,
Akbaba gibisi gelmemişti ormana,
Kışın ambara dadanır, yazın
harmana.
Biraz araştırayım, kitap karıştırayım dedim,
Meğer ne çok çeşidi varmış
akbabanın.
İşte şunların hepsi kitaptan;
Kara akbaba, kral akbaba, karga
akbabası,
Sakallı akbaba, sarı başlı akbaba, hindi akbabası,
Uzun gagalı akbaba, benekli akbaba, kap akbabası
Asya Himalaya akbabası, Mısır
akbabası...
Özellikleri de şöyle sıralanmış;
Besin seçme alışkanlığı yoktur,
Ne bulursa yer...


Yazarın Son Yazıları

Ş-ahlanış! 17 Ocak 2021
Demoktatörlük! 13 Ocak 2021